BALIKESİR'DEKİ TARİHİ ÇEŞMELER NEDEN YOK OLMAMALI

Bu çeşme ne güzelmiş, Su içecek tası yok, Kırma insan kalbini, Yapacak ustası yok.

İlimizde Osmanlı Döneminden kalma bir çok çeşme var. Bu asırlık tarihi çeşmeler yok olmaya mahkum ediliyor. Balıkesir Karesi ve Altıeylül ilçelerinde bulunan göz önündeki tarihi çeşmeler restore edildi ve ömürleri biraz daha uzatıldı. 10 asır öncesi yapılan bu tarihi çeşmeler bakımsızlıktan, hor kullanmaktan atıl vaziyette öylece duruyor.

Üzerlerine gelişi güzel yazılar yazılmış, ağır tahribata uğramış bu çeşmelerin bazıları gerçekten artık yok üzere. Restorasyon çalışması dışında tutulan çeşmelerinde Balıkesir Kültürüne kazandırılması gerekiyor.Gerek Osmanlı ve gerekse Cumhuriyet döneminde yapılan bu çeşmelerden su aksa, vatandaşlar olarak bu suları içsek ve kullansak fena mı olur?

/////

EN BÜYÜK ZEVKİ YEMEK YEMEK OLAN İNSANLAR

Bazı insanların hayattaki en büyük zevki yemek, yemek. Bu kişiler hiçbir zaman yemek yememeyi düşünmez. Rejim nedir? Bilmezler. Akılları fikirleri yemektedir. Akşam köfte yerim, yanında salata, yarın öğlen fırına güveç veririm. Hanıma telefon ederim, akşama börek yapar. Kısacası bu kişiler yemek için yaşarlar. Kesin çevrenizde bu insanlardan vardır. Aslında yemek yaşamak için yenir.

Bu kişiler hangi ilde olursa olsun kenarda köşede kalmış, iyi lokantaları, yemekleri, meşhur olmuş yerleri iyi bilirler. Bu bilme işini de övünülesi bir durum olarak yansıtıp dururlar. Hatta bu tip yerlerde daha önceden yedikleri yemekleri askerlik anısı kıvamında abartarak anlatırlar.

Bu insanlar karnını doyurmak için değil, keyif almak için yer. Sabah kahvaltısından öğlen yemeğine her öğününü planlar. Ayrıca; yemek yapmayı bilirler.Bu insanlar damak zevkine sahiptir. Öyle herşeyi yemezler. Sevdiği yemek,  kavramından ziyade, hayatında "iyi pişirilmiş, hazırlanılmış ve iyi sunulmuş yemeği sevmek" vardır. Kendisiyle yemek yemek her zaman zevk verir ancak her zaman kolay olmaz. Sırf karın doyurmak için yemek yemeyeceği için, karnı acıktığında kendine uygun yeri bulana kadar aramaya devam eder.

Bu insanların hayatı her gün, her hafta ve her ay; daha güzel ne yiyebilirim, en güzel ne yerim soruları üzerine kuruludur.  Böyle yaşar giderler.

ERHAN YIRCALI