<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss version='2.0'
xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'
xmlns:wfw='http://wellformedweb.org/CommentAPI/'
xmlns:dc='http://purl.org/dc/elements/1.1/'
xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom'
xmlns:sy='http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/'
xmlns:slash='http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/'><channel>

	
	<title>Demokrat Gazetesi | Son Dakika, Güncel Haberler |</title>
	<atom:link href="https://demokratgazetesi.com.tr/rss-saglik-18" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://demokratgazetesi.com.tr/</link>
	<description>Balıkesir'in en iddialı, güncel, tarafsız ve anlık yayın yapan haber sitesi</description>
	<lastBuildDate>2026-04-12 15:57:18</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>

	<image>
		<url>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/karisik-foto/21820213582971922387.png</url>
		<title>Demokrat Gazetesi | Son Dakika, Güncel Haberler |</title>
		<link>https://demokratgazetesi.com.tr/</link>	
	</image> 
	
			<item>
			<id>96755</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/dogadan-toplanan-mantarlara-dikkat-96755.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/dogadan-toplanan-mantarlara-dikkat-96755.html</guid>
			<pubDate> 2025-04-02 08:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-04-02 08:15:02</updated>
			<title>DOĞADAN TOPLANAN MANTARLARA DİKKAT</title>
			<description>Doğada kendiliğinden yetişen mantarları bilinçsizce tüketenlerin yaşadığı zehirlenmelere dikkat çeken uzmanlar, 'Bilinçsiz mantar tüketimi öldürüyor' dedi.</description>	
			<content>Doğada kendiliğinden yetişen mantarları bilinçsizce tüketenlerin yaşadığı zehirlenmelere dikkat çeken uzmanlar, 'Bilinçsiz mantar tüketimi öldürüyor' dedi.<br/>İlkbahar ayıyla birlikte yaygınlaşan zehirli mantara dikkat çeken uzmanlar, 'Doğada yetişenler yerine, marketlerde bakanlık onaylı taze kültür mantarları tüketilmelidir' uyarısında bulundu.<br/>Erzincan’da baharla birlikte doğada yetişmeye başlayan mantarlara ilginin çok olduğunu kaydeden uzmanlar, şu açıklamada bulundu:<br/>'Türkiye’de doğada yetişen yaklaşık 40 farklı yenilebilir mantar türü var. Ülkemizde yaklaşık 100 kadar zehirli mantar türü de vardır. Bunların birkaç tanesi şiddetli zehirlenme sonucu ölüme neden olma ihtimali yüksek mantarlardır. Zehirsiz ve zehirli mantarların kesin ayırıcı özellikleri yoktur. Zehirli ve zehirsiz mantarlar arasındaki farklar sadece dış görünüşle belirlenemez. Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirli iken diğeri yenebilir olabilir. Mantardan kaynaklı zehirlenmeler özellikle yağışların bol olduğu mevsimlerde daha çok görülüyor. Mantar zehirlenmeleri özellikle nemli ve yağışlı bölgelerde bahçe ve açık alanlardan toplanıp kolayca tüketilmesi nedeniyle belli dönemlerde sık rastlanılmaktadır. Mantarların özellikle yabani türlerinin tüketilmesi halinde başta gastrointestinal sistem olmak üzere merkezi sinir sistemi (MSS) karaciğer ve böbrekler üzerinde toksik etkilerin oluşabilmektedir. Doğal alanlarda yetişen ve yapısında zehirli madde bulunan şapkalı mantarların, taze kurutulmuş veya konserve olarak çiğ ve pişirilerek yenmesi sonucunda gelişen ve ölümle de sonuçlanabilen ciddi zehirlenmelerdir. Mantar zehirlenmelerinin çok basit bir şekilde önlenebilecek bir zehirlenme tipi olup zehirlenmenin engellenmesindeki tek çare de doğal alanlarda yetişen mantarların kesinlikle yenmemesi. Bunun yerine kültür mantarları tercih edilebilir'<br/>Mantar yedikten sonra belirtilerden bir veya birkaçının görülmesi durumunda mutlaka zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğine değinen uzmanlar, 'Mantar zehirlenmelerini tedavi etmek için uygulanabilecek genel bir tedavi yöntemi yoktur. Mantarın türü, yenen mantar miktarı, pişirme şekli, yeme şekli, mantarın toplandığı yer ve mantarı yiyen kişinin fiziksel özelliklerine göre zehirlenme derecesi değişmektedir. Zehirlenme belirtilerine sebep olan mantarların yenmesi durumunda, sersemlik, uykuya meyil, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüz ve boyunda kızarma, nabızda artış, ağızda metal tadı, bulantı ve kusma, terleme görülebilir. Mantarda bulunan zehirli maddenin özelliğine göre, yendikten 6 saat sonra gelişebilen zehirlenme belirtileri ise bulantı, kusma, ishal, ateş, nabız atışıyla daha sonra karaciğer ve böbrek bozukluklarıyla bu organların bozukluklarına bağlı belirtiler şeklindedir. Sonuçta koma ve ölüm de söz konusu olabilmektedir' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/02-04-2025/25629319432776028388.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96692</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/altin-embriyo-ile-anne-oldu-96692.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/altin-embriyo-ile-anne-oldu-96692.html</guid>
			<pubDate> 2025-04-01 15:30:03 </pubDate>
			<updated>2025-04-01 15:30:03</updated>
			<title>'ALTIN EMBRİYO' İLE ANNE OLDU</title>
			<description>Kayseri’de annelik özlemi çeken ve ameliyatlar geçiren kadın, Kayseri Şehir Hastanesi’nde gördüğü 1 yıllık tedavinin ardından ilk denemede yapılan ’altın embriyo’ denilen tek yumurta transferi anne olmanın heyecanını yaşadı.</description>	
			<content>Kayseri’de annelik özlemi çeken ve ameliyatlar geçiren kadın, Kayseri Şehir Hastanesi’nde gördüğü 1 yıllık tedavinin ardından ilk denemede yapılan ’altın embriyo’ denilen tek yumurta transferi anne olmanın heyecanını yaşadı.<br/>Kayseri’de rahminde bulunan irili ufaklı miyomlar (kansersiz iyi huylu tümörler), yumurtalık yetmezliği ve erken menopoz teşhisi konulan ve daha önce anne olmak için 2 ameliyat geçiren kadın Kayseri Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Burada Tüm Bebek Ünitesi’nde tedavi altına alınan kadından, 1 yıllık tedavi sürecinin ardından 1 tane embriyo elde edildi. ’Altın yumurta’ adı verilen yumurta transferi ile ilk denemede hamile kalan kadın, hayatının mutluluğunu yaşadı. Gebelik sürecini de takip eden doktorlar, 37’inci haftada sağlıklı bir şekilde doğan erkek çocuğunu annenin kucağına verdi.<br/>Süreç hakkında bilgiler veren Kayseri Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Tüp Bebek Ünite Sorumlusu Doç. Dr. İlknur Çöl Madendağ, 'Hastamız 30 yaşında ve yaklaşık 5-6 yıllık çocuk özlemi ile bize başvurmuştu. Daha önce gittiği farklı merkezlerde rahminde irili ufaklı çok sayıda miyomlar ve rahime baskı yapan miyomlar nedeniyle 2 kez ameliyat geçirmişti. Bütün bu faktörler bizim için negatif faktörlerdir. Hastamız bize başvurduğunda erken menopoz denilen yumurtalık yetmezliği, aşırı derecede zayıflığını tespit ettik. Aynı zamanda tiroid fonksiyon bozukluğu ve hiper tiroidi nedeniyle yaklaşık 40 kiloydu. Öncelikle bütüncül yaklaştık ve hiper tiroid bozukluğunu düzelttik. Arkasından yumurtalığı ile ilgili destek tedavilerini verdik. Rahmindeki irili ufaklı miyomların rahim iç duvarına baskı yapıp yapmadığını tespit edip gerekli rahim duvarını hazırlığını yaptık. Yaklaşık 1 yıl içerisinde tedavilerini düzenleyip gebelik sonucuna ulaştık. Hastamızın verdiğimiz ciddi tedaviler sonrasında sadece 1 tane embriyosunu elde edebildik ve altın yumurta denilen tek yumurta transferi ile ilk denemede gebelik haberini müjdelik. Tüm gebeliğini ünitemizde takip ettik. Bu arada rahim ağzı boyunun kısalması, bebeğin kilo alımında beklenenden az faktörler gibi ciddi sorunlarla da karşılaştık. Sıkı takip ve ardından 37’inci haftada sağlıklı bir şekilde 2 bin 350 gram erkek bebeğini kucağına verebildik' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/01-04-2025/22490269452725221379tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96573</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/vali-aydogdu-hastanede-tedavi-goren-hastalari-ziyaret-etti-96573.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/vali-aydogdu-hastanede-tedavi-goren-hastalari-ziyaret-etti-96573.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-31 09:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-31 09:00:02</updated>
			<title>VALİ AYDOĞDU, HASTANEDE TEDAVİ GÖREN HASTALARI ZİYARET ETTİ</title>
			<description>Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dörtyol Yerleşkesine bayram ziyaretinde bulundu.</description>	
			<content>Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dörtyol Yerleşkesine bayram ziyaretinde bulundu.<br/>İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Başhekim Prof Dr. Ufuk Kurukluyıldız’nda eşlik ettiği ziyarette, hastane çalışanlarının bayramını kutlayan Vali Aydoğdu, hastanede tedavi gören vatandaşlar ve yakınları ile de bayramlaşarak geçmiş olsun dileklerinde bulundu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/31-03-2025/22583245813159428265.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96503</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bayburt-ta-omur-govdesi-cikarilarak-yapilan-ameliyat-basariyla-gerceklesti-96503.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bayburt-ta-omur-govdesi-cikarilarak-yapilan-ameliyat-basariyla-gerceklesti-96503.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-30 15:15:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-30 15:15:03</updated>
			<title>BAYBURT’TA OMUR GÖVDESİ ÇIKARILARAK YAPILAN AMELİYAT BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİ</title>
			<description>Bayburt Devlet Hastanesinde omurga bölgesindeki tümörler yapılan korpektomi işlemiyle alındı.</description>	
			<content>Bayburt Devlet Hastanesinde omurga bölgesindeki tümörler yapılan korpektomi işlemiyle alındı. Omurganın bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması işlemi olan korpektomi ameliyatı Op.Dr Aziz Kaan Erçandırlı ve Op.Dr Ali Emre Özer tarafından başarılı bir şekilde yapıldı.<br/>Bayburt Devlet Hastanesine belli başlı şikayetlerle başvuran hastaya korpektomi ameliyatı yapılarak, hastanın tümörleri temizlendi. Hastanın bel omurundaki enfeksiyon temizlendikten sonra kafes ve enstrüman sistemi ile sabitleme yapıldı.  Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanları Op.Dr Aziz Kaan Erçandırlı ve Op.Dr Ali Emre Özer tarafından yapılan operasyonla, hasta sağlığına kavuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/30-03-2025/27874202072189026019.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96397</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bayram-sofrasinda-baklava-tuketirken-dikkatli-olun-96397.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bayram-sofrasinda-baklava-tuketirken-dikkatli-olun-96397.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-29 12:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-29 12:45:03</updated>
			<title>'BAYRAM SOFRASINDA BAKLAVA TÜKETİRKEN DİKKATLİ OLUN'</title>
			<description>Diyetisyen Özgenaz Kazan, ''Ramazan boyunca değişen yemek düzeni, bayram sabahı birden ağır yiyeceklere yönelmeyi cazip kılabilir.</description>	
			<content>Diyetisyen Özgenaz Kazan, ''Ramazan boyunca değişen yemek düzeni, bayram sabahı birden ağır yiyeceklere yönelmeyi cazip kılabilir. Ancak, 30 günlük orucun ardından yapılacak olan ilk kahvaltı sofrasında hafif ve dengeli bir sofra çok önemli. Bayram ziyaretlerinde gidilen her yerde tatlı mutlaka tabakta gelir. Baklava, lokum, şekerpare gibi geleneksel lezzetler sofraların vazgeçilmezi olsa da bu tatlıların yüksek şeker ve yağ içeriği sağlık açısından risk oluşturabilir' dedi.<br/><br/>Ramazan Bayramı’nda bir ay süren oruç döneminin ardından tatlılar ve ikramlar bolca tüketiliyor. Ancak uzun süreli açlıktan sonra normale dönen metabolizmayı yormamak ve bayramı sağlıklı bir şekilde geçirmek için beslenmeye özen göstermek gerekiyor. Diyetisyen Özgenaz Kazan bayram sofralarında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgiler verdi.<br/><br/>Diyetisyen Özgenaz Kazan, 'Ramazan boyunca değişen yemek düzeni, bayram sabahı birden ağır yiyeceklere yönelmeyi cazip kılabilir. Ancak, 30 günlük orucun ardından yapılacak olan ilk kahvaltı sofrasında hafif ve dengeli bir sofra çok önemli. Özellikle, haşlanmış yumurta, az yağlı beyaz peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve mevsim yeşillikleri gibi besinlerin tercih edilmesi hem kan şekerini dengeler hem de gün boyu enerji sağlar. Kahvaltıda şekerli gıdalardan uzak durmak, tatlı isteğini kontrol altına almak için de etkili bir adım' ifadelerini kullandı.<br/><br/>'Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolü'<br/>'Ramazan Bayramı denince akla ilk gelenlerden biri şüphesiz tatlılardır' diyen Diyetisyen Kazan, 'Bayram ziyaretlerinde gidilen her yerde tatlı mutlaka tabakta gelir. Baklava, lokum, şekerpare gibi geleneksel lezzetler sofraların vazgeçilmezi olsa da bu tatlıların yüksek şeker ve yağ içeriği sağlık açısından risk oluşturabilir. Şerbetli tatlılar yerine sütlaç, güllaç veya meyveli tatlılar gibi hafif alternatifleri tercih edebilirsiniz' açıklamalarında bulundu.<br/><br/>'İkramlara hayır demeyi bilin'<br/>Bayram ziyaretlerinde ikram edilen yiyeceklerin çoğu zaman hayır demeyi zorlaştırdığının altını çizen Diyetisyen Kazan, 'Ancak her ziyarette tatlı ve hamur işi tüketmek, sindirim sorunlarına ve kilo artışına yol açabilir. İkramları küçük porsiyonlarda tadımlık almak ve birden fazla ikramı nazikçe reddetmek daha sağlıklı bir seçenek olacaktır. Sık sık su içmek de tokluk hissini artırarak fazla yemeyi engeller' diye konuştu.<br/><br/>'Metabolizmayı hızlandırmak için hareket etmek önemli'<br/>Ramazan boyunca yavaşlayan metabolizmanın bayramda hareketsizlikle birleştiğinde sindirim problemlerini tetikleyebileceği söyleyen Diyetisyen Kazan, şöyle devam etti: 'Bayram ziyaretleri arasında kısa yürüyüşler yapmak, evde hafif egzersizler uygulamak veya ailecek açık havada vakit geçirmek, hem kalori yakımını destekler hem de bayramın keyfini artırır.'<br/><br/>'Su ve şekersiz içeceklere önem verin'<br/>Diyetisyen Kazan, 'Oruç süresince azalan sıvı alımı, bayramda telafi edilmeli. Gün içinde en az 2-2,5 litre su içmek, vücudun susuz kalmamasını sağlar ve tatlıların yol açabileceği şeker yükünü dengeler. Şekerli içecekler ve asitli içecekler yerine, şekersiz komposto, bitki çayları veya maden suyu gibi alternatifler tercih edilebilir' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Sağlık sorunları olanlar dikkat'<br/>Diyabet, hipertansiyon veya mide rahatsızlığı gibi kronik hastalığı olanların bayramda daha dikkatli olması gerektiğini dile getiren Diyetisyen Kazan, 'Şeker hastaları tatlı tüketimini minimumda tutmalı, tansiyon hastaları ise tuzlu ikramlardan kaçınmalı. Herhangi bir sağlık sorunu yaşayanlar, bayram öncesi doktor ve diyetisyene danışarak beslenme planı oluşturabilir. Ramazan Bayramı, sevdiklerimizle geçirdiğimiz bu güzel anları sağlıklı bir şekilde taçlandırmak için bir fırsat. Dengeli beslenerek hem midenizi hem de ruhunuzu mutlu tutabilirsiniz. Herkese sağlıklı ve neşeli bir bayram dileriz' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/29-03-2025/24292244933084028628tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96391</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyetisyenden-uyari-misafirlikteki-ikramlari-kibarca-reddedip-saglikli-beslenmeye-yonelmeliyiz-96391.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyetisyenden-uyari-misafirlikteki-ikramlari-kibarca-reddedip-saglikli-beslenmeye-yonelmeliyiz-96391.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-29 11:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-29 11:15:01</updated>
			<title>DİYETİSYENDEN UYARI: 'MİSAFİRLİKTEKİ İKRAMLARI KİBARCA REDDEDİP SAĞLIKLI BESLENMEYE YÖNELMELİYİZ'</title>
			<description>Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Seray Türker Ünal, Ramazan Bayramında beslenme konusuna dikkati çekerek, 'Misafirlikteki ikramları kibarca reddedip sağlıklı beslenmeye yönelmeliyiz' dedi.</description>	
			<content>Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Seray Türker Ünal, Ramazan Bayramında beslenme konusuna dikkati çekerek, 'Misafirlikteki ikramları kibarca reddedip sağlıklı beslenmeye yönelmeliyiz' dedi.<br/>Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Seray Türker Ünal, Ramazan Bayramında uyulması gereken beslenme düzenine ilişkin vatandaşlara önerilerde bulundu.<br/>'Bayramda genelde protein ağırlıklı hafif bir kahvaltı ile başlamalarını öneriyoruz'<br/>Ramazan ayında günlük öğün ihtiyacının azaldığını, sonrasında ise öğün ihtiyacının arttığını ve bu sebeple genelde çok fazla öğün yapma isteğinden ötürü sindirim problemleriyle karşılaşıldığı belirten Ünal, 'Bayramda genelde protein ağırlıklı hafif bir kahvaltı ile başlamalarını öneriyoruz. Öncelikle Ramazan Bayramında ve sonrasında şeker ve tatlı tüketimine ihtiyaç artacaktır. İkram edilen şeker, çikolata ve tatlılar kişilerin sindirim problemi yaşamasına sebep olabilir. Biz genelde öğün başlangıcında yani gün başlangıcında hafif bir kahvaltı, protein ağırlıklı. Daha sonra ikram edilen öğünleri, yiyecekleri daha az tüketmelerini istiyoruz. Günlük öğünlerinde daha çok protein ağırlıklı beslenmelerini ve şeker tüketiminden kaçınmalarını öneriyoruz' ifadelerini kullandı.<br/>'Tatlı ihtiyaçlarımızı meyveli tatlılardan almalıyız'<br/>Diyetisten Ünal, Ramazan ayı sonrasında sıvı tüketiminin oldukça önemli bir yer edindiğini dile getirerek, 'Günde en az 2,5-3 litre kadar da su tüketmelerini öneriyoruz. Sindirim problemi yaşamamak adına 3 ana, 3 ara öğün şeklinde az az ve sık sık beslenmeleri bizim için doğru bir tercih olacaktır. Tatlı ihtiyacımız daha çok şekerli, şerbetli tatlılar yerine sütlü meyveli tatlılardan yana kullanmamız daha doğru bir tercihtir' diye konuştu.<br/>'Misafirlikteki ikramları kibarca reddedip sağlıklı beslenmeye yönelmeliyiz'<br/>Türkiye’de gerçekleştirilen bayram ziyaretlerinde ikramların geri çevrilemediğine vurgu yapan Ünal, sözlerine şöyle devam etti:<br/>'Bize ikram edilen şeker, çikolata veya tatlı var. Ben bunu günde bir iki porsiyonla sınırlamalıyım, üzerine çıkmamalıyım diye düşünmeliyiz. Tercihimizi daha çok sütlü veya meyveli tatlılardan yana kullanmalıyız. O yüzden öğünün sıklığı bizim için bu süreçte önemlidir. Bütün öğünlerimi ara öğünlerimi ve ana öğünlerimi şeker tatlı çikolatadan yana kullanırsam benim almam gereken protein, karbonhidrat ve yağ grubu açıkta kalıyor. Biz bu durumun önüne geçmek için kibarca ikramları reddedip daha çok sağlıklı beslenmeye yönelmeliyiz.'</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/29-03-2025/26281208102072725159tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96367</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglik-meslek-mensuplarinin-serbest-meslek-icrasi-hakkinda-yonetmelik-resmi-gazete-de-96367.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglik-meslek-mensuplarinin-serbest-meslek-icrasi-hakkinda-yonetmelik-resmi-gazete-de-96367.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-29 05:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-29 05:15:01</updated>
			<title>SAĞLIK MESLEK MENSUPLARININ SERBEST MESLEK İCRASI HAKKINDA YÖNETMELİK RESMİ GAZETE’DE</title>
			<description>Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de tebliğ edildi.</description>	
			<content>Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de tebliğ edildi.<br/>Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik, 29 Mart 2025 tarihli ve 32856 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile sağlık meslek mensubu olan dil ve konuşma terapisti, diyetisyen, ebe, ergoterapist, fizyoterapist, hemşire, hemşireliğe eş değer sağlık memuru, klinik psikolog, odyolog ve podologlar mesleki yetkinlikleri çerçevesinde 'Sağlık Meslek Hizmet Birimi' adı altında Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları ruhsat ile mesleklerini serbest olarak icra edebilecek.<br/>Yayımlanan Yönetmelik’le dil ve konuşma terapisti, diyetisyen, ebe, ergoterapist, fizyoterapist, hemşire, klinik psikolog, odyolog ve podologlar Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları ruhsat ile mesleklerini serbest olarak icra edebilecek. Bu meslek mensupları mesleki yetkinlikleri çerçevesinde 'Sağlık Meslek Hizmet Birimi' açabilecek. Ebe, hemşire ve sağlık memurları, toplum sağlığı bölümünden mezun olanlar, Sağlık Kabinleri Hakkında Genelge kapsamında serbest olarak mesleklerini icra edebiliyordu. Yeni Yönetmelik’in kapsamına ebeler ve hemşireler de dahil edildi.<br/><br/>420 bin sağlık çalışanı için yeni istihdam alanı<br/>Yönetmelik’e göre sadece aynı meslek ünvanına sahip, en fazla üç sağlık meslek mensubu bir araya gelerek müşterek sağlık meslek hizmet birimi açabilecek. Müşterek açılacak sağlık meslek hizmet biriminin ruhsatı her bir sağlık meslek mensubu için ayrı düzenlenecek. Yeni sağlık meslek hizmet birimlerinin açılmasıyla söz konusu mesleklere istihdam alanı oluşmasının yanı sıra destek hizmetlerine yönelik sağlık personeli, sekreter ve temizlik görevlisi gibi iş alanlarında da istihdam olacak. Sağlık meslek hizmet biriminde fizyoterapist yanında fizyoterapi teknikeri, klinik psikolog yanında psikolog, odyolog yanında odyometri teknikeri, ergoterapist yanında ergoterapi teknikeri çalışabilecek.<br/>Sağlık meslek hizmet birimlerinde yalnızca meslek yetkisi kapsamında hizmet verilecek. Hekim tarafından tanı konulmuş hastalara tedavi planı veya reçete doğrultusunda hizmet sunulacak. Yetki dışında herhangi bir tıbbi uygulama yapılmayacak. Sağlık meslek hizmet birimlerinde ilaç, tıbbi malzeme, kozmetik ürün veya gıda takviyesi satışı yapılmayacak.<br/>Sağlık meslek hizmet birimlerinin açılmasıyla sağlık hizmetleri yalnızca hastanelerle sınırlı kalmayacak, toplum temelli ve bireye yönelik olarak genişletilmiş olacak, sağlık hizmetini kamu kuruluşları haricinde özel olarak almak isteyen kişilerin talepleri karşılanmış olacak. Ayrıca yeni açılacak bu birimlerin ilgili branşlarda sağlık kurumlarındaki yoğunluğun ve hasta bekleme sürelerinin azalmasına katkı sağlaması hedefleniyor.<br/>Yönetmelik ile belirlenen standartlara göre her sağlık meslek hizmet birimi gerekli donanımlara sahip olacak, verilen hizmetler kayıt altına alınacak, sağlık meslek mensupları her işlem öncesinde hastaları bilgilendirmek ve onay almak zorunda olacak. Hasta hakları korunacak, hizmetle ilgili talep, şikayet ve öneri mekanizmaları açık ve ulaşılabilir olacak. Her sağlık meslek hizmet biriminde Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) ALO 184 ibaresini içeren entegre karekod uygulaması zorunlu olacak.<br/>Yeni Yönetmelik’te belirtildiği üzere sağlık meslek hizmet biriminin tabelasında mutlaka 'Özel Sağlık Meslek Hizmet Birimi' ibaresi bulunacak. Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan bu birimler, denetlenebilir ve izlenebilir olacak. Özel olarak sunulan sağlık meslek hizmetleri Sağlık Bakanlığınca denetlenecek. Tıbbi endikasyon ve uygulamaların denetimi için Bakanlığa bağlı sağlık kurum ve kuruluşları ile üniversitelerden uzmanlardan oluşan en az üç kişilik denetim komisyonları oluşturulacak. Denetim komisyonları, uygulamaların mevzuata uygunluğunu değerlendirecek, sağlık meslek mensuplarının faaliyetlerini düzenli olarak incelenecek.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/29-03-2025/21697280712507525041tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96322</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/7-yildir-tamamlanamayan-hastane-96322.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/7-yildir-tamamlanamayan-hastane-96322.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-28 17:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-28 17:45:02</updated>
			<title>7 YILDIR TAMAMLANAMAYAN HASTANE</title>
			<description>Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, 'Tekkeköy halkı, 7 yıldır tamamlanamayan hastanenin açılmasını bekliyor' dedi.</description>	
			<content>Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, 'Tekkeköy halkı, 7 yıldır tamamlanamayan hastanenin açılmasını bekliyor' dedi.<br/>2018 yılından beri tamamlanamayan Tekkeköy Devlet Hastanesi inşaatını yerinde inceleyen Milletvekili Karaman, 'Hastanenin yıllardır tamamlanamaması, halkımızın sağlık hizmetlerine erişimini geciktiriyor. Bu durumun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor' diye konuştu.<br/>Hastane inşaatında incelemelerde bulunan Karaman, yaptığı açıklamada, '2018 yılında temeli atılan ve aradan geçen 7 yıla rağmen tamamlanamayan Tekkeköy Devlet Hastanesi inşaat sürecini birlikte yerinde inceledik. Bölgemiz için büyük bir ihtiyaç olan Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin bir an önce tamamlanarak hizmete açılması elzemdir. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha kolay ve hızlı erişebilmesi için bu sürecin hızlandırılması gerekiyor. Tekkeköy halkı, ihalesi yenilenen ve 500 iş günü içerisinde tamamlanması hedeflenen hastanenin bir an önce açılmasını istiyor. Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ve hastanenin en kısa sürede hizmete girmesi için elimizden geleni yapacağımızı belirtmen istiyorum' şeklinde konuştu.<br/>Sağlık Bakanlığı’nın Tekkeköy Devlet Hastanesi inşaatının hızla tamamlanması için gerekli çalışmaları yürüttüğü, önümüzdeki günlerde olumlu gelişmelerin olacağı öğrenildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-03-2025/29264203192875428016tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96315</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/guner-ulkemizde-yaklasik-iki-milyon-kisi-bipolar-bozukluga-sahip-96315.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/guner-ulkemizde-yaklasik-iki-milyon-kisi-bipolar-bozukluga-sahip-96315.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-28 16:15:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-28 16:15:03</updated>
			<title>GÜNER, 'ÜLKEMİZDE YAKLAŞIK İKİ MİLYON KİŞİ BİPOLAR BOZUKLUĞA SAHİP'</title>
			<description>Dr.</description>	
			<content>Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ertuğrul Güner, 30 Mart Dünya Bipolar Günü nedeniyle açıklama yaptı.<br/>Güner, açıklamasında bipolar bozukluk ve ruhsal hastalıklar hakkında farkındalık oluşturulmasının önemini vurguladı. Güner, dünya genelinde ruh sağlığı alanında artan farkındalık çalışmalarının bireylerin ruhsal hastalıklara yönelik bilgi düzeyini artırdığını ve sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdığını belirtti. Bu gelişmelerin, toplumsal damgalamanın azaltılması, erken tanı ve tedaviye olan vurgunun güçlenmesini sağladığını ifade etti.<br/>Bipolar bozukluk, bireyin ruh halinde, enerjisinde ve günlük işlevlerinde belirgin değişiklikler gösteren, tıbbi olarak tanımlanan bir ruhsal hastalık olduğunu ifade eden Güner, 'Toplumsal damgalamanın azaltılması, erken tanı ve tedavinin öneminin vurgulanmasını daha da önemli hale getirmiştir. Bipolar bozukluk, bireyin ruh halinde, enerjisinde ve günlük işlevlerinde belirgin değişikliklerle seyreden, tıbbi olarak tanımlanmış bir ruhsal hastalıktır. Eskiden manik depresif bozukluk ismiyle de bilinen bipolar bozukluk, iki ayrı hastalık döneminin ( manik ve depresif ) görüldüğü iki uçlu psikolojik bir rahatsızlıktır. Bu durum kişinin aile, sosyal çevresi ve günlük yaşantısında çeşitli sıkıntılara sebebiyet vermektedir. Dünyada bipolar bozukluk sıklığının dünya nüfusunun yüzde bir ile yüzde beş arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Yaklaşık altmış milyon bipolar bozukluğa sahip bireyin bulunduğu projeksiyonel olarak belirtilmektedir, Ayrıca ülkemizde de iki milyondan fazla kişinin bipolar bozukluğu olduğu tahmin edilmektedir' dedi.<br/>Uygun tedavi ve sosyal destekle bipolar bozukluğu olan bireyler, yaşamlarını üretken ve sağlıklı bir şekilde sürdürebildiğini ifade eden Güner şöyle devam etti:<br/>'Uygun tedavi ve sosyal destekle bireyler yaşamlarını üretken ve sağlıklı bir şekilde sürdürebilmektedir. Ancak toplumsal ön yargılar ve ruhsal hastalıklara yönelik etiketlemeler, bireylerin sağlık hizmetlerine başvurusunu geciktirmekte ve iyilik hallerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bireylerin ruhsal iyilik hallerinin desteklenmesi, toplumun bipolar bozukluk hakkında doğru bilgiye sahip olması ve damgalama ile mücadeleye katkı sunulması amacıyla her yıl 30 Mart tarihi, 'Dünya Bipolar Günü' olarak anılmaktadır. Bu yılın teması 'Bipolar Bozukluk: Farkındalıkla Tanı, Destekle Tedavi, Umutla Yaşam' olarak belirlenmiştir. Bu hafta vesilesiyle toplumda ruhsal hastalıklara karşı anlayışın artması, damgalamanın önlenmesi ve bireylerin tedaviye erişiminin kolaylaştırılması hedeflenmektedir.'<br/>Zonguldak’ta vatandaşların, Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinden ücretsiz olarak yararlanabildiğini ifade eden Güner şu cümlelere yer verdi:<br/>'Toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri kapsamında vatandaşlarımız, Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinden ücretsiz olarak yararlanabilmektedir. Bu kapsamda; Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde ağır ruhsal bozukluğu olan (psikotik bozukluklar, iki uçlu duygudurum bozuklukları) hastalarına psikososyal destek hizmetleri verilmekte, takip edilmekte ve tedavilerinin gereğinde evde sağlık hizmetleri uygulamasına entegre bir şekilde yaşadıkları ortamda sunulabilmektedir. Ayrıca, Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki psikososyal destek birimlerindeki ruh sağlığı personeli vatandaşa hizmet vermektedir. Bulunduğunuz bölgedeki Aile Sağlığı Merkezlerinde bulunan aile hekimlerini ziyaret ederek düzenli ruh sağlığı değerlendirmelerini yaptırmaya, Bipolar bozukluk ve diğer ruhsal hastalıklar açısından değerlendirme ve danışmanlık almaya, tüm vatandaşlarımız davet edilmektedir. Bireylerin ruh sağlığının korunması, toplumsal farkındalığın artırılması ve damgalamanın azaltılması adına herkesi katkı sunmaya davet ediyor; tüm bireylerimize sağlıklı ve duyarlı günler diliyoruz.'</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-03-2025/21320219082366222034tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96276</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/rize-de-capraz-sigara-denetimi-96276.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/rize-de-capraz-sigara-denetimi-96276.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-28 10:30:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-28 10:30:01</updated>
			<title>RİZE’DE ‘ÇAPRAZ’ SİGARA DENETİMİ</title>
			<description>Rize’de Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilerek farklı ilden gelen çapraz denetim ekipleri 6 işletmeye sigara içildiği için ceza kesti.</description>	
			<content>Rize’de Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilerek farklı ilden gelen çapraz denetim ekipleri 6 işletmeye sigara içildiği için ceza kesti.<br/>Rize’de farklı ilden gelen ekiplerle çapraz tütün denetimi gerçekleştirilirdi. Rize’deki kafe ve restoranlarda tütün mamulü kullanımına ilişkin yasağa uyulup uyulmadığına dair 3 gün boyunca gerçekleştirilen kontrolde 87 işletme denetlenirken 6 işletmeye ceza işlemi uygulandı.<br/>Denetimlere katılan Rize İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Gökhan Demiral, ''İşletmelerinin sigara kullanımına uygun hale getirmezsek içerideki duman maruzatı nedeniyle hem sigara kullananların hem de sigara kullanmaksızın dumana maruz kalanlarının sağlıkları üzerindeki olumsuz etkilerini yıllara sari şekilde görüyoruz. Bakanlığımız talimatları doğrultusunda sağlıklı nesiller ve sağlıklı toplumlar oluşturmak amacıyla ulaşılması gereken hedefler kapsamında denetimlerimiz devam edecek. Denetim ekiplerimize ve yasaya uygun şekilde davrandıkları için de işletme sahiplerine teşekkür ediyoruz' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-03-2025/22818316592084827961tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96271</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/merdiven-cikarken-dizde-olusan-agriya-dikkat-96271.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/merdiven-cikarken-dizde-olusan-agriya-dikkat-96271.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-28 09:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-28 09:45:03</updated>
			<title>MERDİVEN ÇIKARKEN DİZDE OLUŞAN AĞRIYA DİKKAT</title>
			<description>Günlük hayatta fark etmeden atılan binlerce adım, yıllar içinde dizlerde yorgunluğa neden oluyor.</description>	
			<content>Günlük hayatta fark etmeden atılan binlerce adım, yıllar içinde dizlerde yorgunluğa neden oluyor. Diz kireçlenmesinin özellikle merdiven inip çıkarken ya da uzun süre yürüdükten sonra ağrıyla kendini belli ettiğini belirten Uzman Dr. Mert Sancar, diz kireçlenmesi hakkında bilgi verdi.<br/>Her adımda vücudun tüm yükünü taşıyan diz eklemleri, yıllar içinde sessizce yıpranıyor. Bu yıpranma zamanla 'gonartroz' olarak adlandırılan, halk arasında 'diz kireçlenmesi' olarak bilinen hastalığa yol açıyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mert Sancar, diz kireçlenmesinin diz ekleminde yer alan kıkırdak dokunun aşınmasıyla başladığını söyleyerek, 'Kıkırdak, eklem yüzeylerinin rahatça hareket etmesini sağlayan koruyucu bir tabakadır. Bu doku bozulduğunda, kemikler birbirine sürtünmeye başlar ve bu durum ağrı, sertlik, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olur. Yaşlanma, fazla kilo, geçirilmiş diz yaralanmaları, genetik yatkınlık ve bazı romatizmal hastalıklar gonartrozu kolaylaştıran etkenlerdir' dedi.<br/><br/>Kilo kontrolü önem taşıyor<br/>Gonartrozun genellikle dizde özellikle merdiven inip çıkarken ya da uzun süre yürüdükten sonra hissedilen ağrı ile kendini belli ettiğine değinen Uzm. Dr. Mert Sancar, 'Zamanla dizde şekil bozukluğu, çıtırtı sesi, sabahları tutukluk hissi ve oturup kalkarken zorlanma gibi şikâyetler gelişir. Tanı, hasta öyküsü ve fizik muayene ile birlikte basit bir röntgen ile rahatlıkla konabilir. Gerektiğinde MR gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir. Gonartroz tedavisi, hastalığın evresine ve hastanın yaşam kalitesine göre belirlenir. İlk aşamada kilo kontrolü, kasları güçlendirmeye yönelik egzersizler, baston veya dizlik gibi yardımcı ekipmanlar önerilir. Fizik tedavi uygulamaları da ağrının azaltılmasında ve eklemin korunmasında oldukça etkilidir' şeklinde konuştu.<br/>İlaçların yan etkilerine dikkat<br/>Gonartrozun tedavisinde ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar, krem veya jel formunda sürülen topikal ilaçların kullanılabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Mert Sancar, 'Ancak bu ilaçlar uzun süreli kullanımda mide, böbrek ve kalp üzerindeki yan etkileri nedeniyle dikkatli alınmalıdır. Ağrı kesici, iltihap giderici ilaçların yanında diz içi enjeksiyonların da bu sorunda kullanıldığını söylemek mümkündür' diye görüş verdi.<br/><br/>Erken evrede hyaluronik asit enjeksiyonları uygulanabilir<br/>İlaç ve fizik tedaviye yeterli yanıt vermeyen hastalarda diz içine yapılan enjeksiyonların son yıllarda önemli bir tedavi seçeneği haline geldiğine değinen Uzm. Dr. Mert Sancar, 'Bu uygulamalar, doğrudan eklem içine yapıldığından daha etkili ve hedefe yönelik sonuçlar sağlayabilir. Diz içine kortizon enjeksiyonları tercih edilen bir yöntemdir. Bu yöntem iltihaplı durumlarda etkili ve hızlı ağrı giderici etki sağlar. Ancak yılda 2-3 defadan fazla önerilmez, zira kıkırdak üzerine olumsuz etkileri olabilir. Kortizon dışında kullanılan hyaluronik asit enjeksiyonları da eklem sıvısının kalitesini artırır, sürtünmeyi azaltır, dizin ‘yağlanmasını’ sağlar. Özellikle erken ve orta evredeki hastalarda işe yarar' dedi.<br/>Diz kireçlenmesinde yeni nesil tedaviler<br/>Kişinin kendi kanından alınan ve iyileştirici hücrelerden zenginleştirilmiş bir sıvının ekleme verilmesiyle yapılan PRP’nin de diz kireçlenmesinde uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Mert Sancar, 'Bunların yanında kök hücre uygulamaları ve kolajen enjeksiyonları da kullanılır. Genellikle hastanın yağ dokusundan ya da kemik iliğinden elde edilen kök hücreler, hasarlı dokuya ‘yenilenme’ sinyali verir. Deneyimli ekipler tarafından uygulandığında fonksiyonel faydalar sağladığı görülmüştür. Kolajen enjeksiyonları da tercih edilen bir yöntemdir. Vücutta doğal olarak bulunan kolajenin dışarıdan desteklenmesi ile kıkırdak dayanıklılığı artırılmaya çalışılır. PRP ya da hyaluronik asitle birlikte uygulanabilir. Ayrıca, eksozom tedavisi de diz kireçlenmesinde kullanılan bir diğer yöntemdir. Bu yöntem, hücreler arası iletişimi sağlayan minik ‘haberci kesecikler’ olan eksozomların diz içine verilmesiyle uygulanır. Eksozomlar, doku yenilenmesini uyaran sinyaller içerir ve hasarlı bölgelerde onarıcı süreçleri başlatabilir. PRP ve kök hücre tedavilerinin etkilerini destekleyici niteliktedir. Her ne kadar bilimsel araştırmalar hâlen devam etse de, eksozom tedavisi günümüzde bazı özel kliniklerde diz kireçlenmesi tedavisine destek amacıyla uygulanmaktadır ve klinik deneyimlerle olumlu geri dönüşler alınmaktadır' şeklinde görüş verdi.<br/>'Enjeksiyonların yeterli olmadığı durumda cerrahi önerilir'<br/>Tüm yöntemlere rağmen hastaların günlük aktivitelerini yapmakta zorlanma varsa, cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini ifade eden Uzm. Dr. Mert Sancar, 'Bunlar arasında artroskopik temizleme işlemleri, kemik hizalama ameliyatları (osteotomi) ve ileri vakalarda diz protezi ameliyatları yer alır. Gonartroz, yaşla birlikte görülme sıklığı artan ancak doğru yönetildiğinde hastanın yaşam kalitesini koruyabildiği bir hastalıktır. Tedavi seçenekleri klasik yöntemlerden ileri biyolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Her hastanın ihtiyacı farklı olduğundan, tedavi planı bireye özel olarak şekillendirilmelidir' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-03-2025/21278270082818221593tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96198</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/karacasu-da-gramaj-denetimi-96198.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/karacasu-da-gramaj-denetimi-96198.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-27 13:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-27 13:00:02</updated>
			<title>KARACASU’DA GRAMAJ DENETİMİ</title>
			<description>Aydın’ın Karacasu ilçesinde sahaya inen zabıta ekipleri, simit fırınlarında hijyen ve gramaj denetimi gerçekleştirdi.</description>	
			<content>Aydın’ın Karacasu ilçesinde sahaya inen zabıta ekipleri, simit fırınlarında hijyen ve gramaj denetimi gerçekleştirdi.<br/><br/>Vatandaşların sağlığı ve haklarının korunması adına işyeri denetimlerine devam eden Karacasu Belediyesi zabıta ekipleri, Ramazan ayında hız kazanan çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede sahaya inen zabıta ekiplerinin son durağı simit fırınları oldu. Simit fırınlarında denetim gerçekleştiren ekipler, gramaj, işyeri ruhsatı, fiyat tarifesi ve hijyen kontrolü gerçekleştirdi. Kurallara uymadığı tespit edilen işletmelere gerekli idari yaptırımlar uygulanırken, denetimlerin de aralıksız süreceği öğrenildi.<br/><br/>Konu ile ilgili Karacasu Belediyesi’nden yapılan paylaşımda 'Zabıta Müdürlüğü ekiplerimiz tarafından ilçemizde faaliyet gösteren simit fırınlarında, gramaj, işyeri ruhsatı, fiyat tarifesi ve hijyen şartları yönünden denetimler gerçekleştirilmiştir. Halkımızın sağlığı ve güvenliği amacıyla yapılan denetimler, belirli periyotlarla aralıksız şekilde sürdürülecektir' ifadeleri yer aldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/27-03-2025/20175311672980229666tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96173</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ersan-sariz-devlet-hastanesi-ni-ziyaret-etti-96173.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ersan-sariz-devlet-hastanesi-ni-ziyaret-etti-96173.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-27 09:15:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-27 09:15:03</updated>
			<title>ERŞAN, SARIZ DEVLET HASTANESİ’Nİ ZİYARET ETTİ</title>
			<description>Mehmet Erşan; Sarız İlçe Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek hastane yönetimi ve sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi.</description>	
			<content>İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; Sarız İlçe Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek hastane yönetimi ve sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi.<br/>Ziyarette; hastanenin mevcut durumu, sunulan sağlık hizmetleri ve ihtiyaçlar değerlendirildi. Değerlendirmeleri sırasında hastane binasında hizmet veren Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, hekim ve sağlık çalışanlarının talep ve önerilerini dinleyerek özverili çalışmalarından dolayı teşekkürlerini iletti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/27-03-2025/29051286992481031800.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>96080</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ayak-sagligina-dikkat-96080.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ayak-sagligina-dikkat-96080.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-26 10:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-26 10:45:01</updated>
			<title>AYAK SAĞLIĞINA DİKKAT</title>
			<description>Dr.</description>	
			<content>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Zeki Karaoğlan, ayak ağrısının günümüzde sık görülen bir sorun olduğunu belirterek, 'Yürüme ve denge problemleri, uygun olmayan, özellikle dar ayakkabı giyilmesi, uzun süre ayakta kalma, uzun yürüyüş ve koşular ayak ağrılarının en yaygın sebeplerindendir' dedi.<br/>Medical Park Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Zeki Karaoğlan, ayak ağrısının günümüzde sık görülen bir sorun olduğunu vurgulayarak açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Karaoğlan, 'Ayak yapısı ve dış etkenlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Ağrı nedeniyle genellikle vücut ağrıyı azaltmak, gidermek için işlevini değiştirerek tepki verir. Yürüme ve denge problemleri, uygun olmayan, özellikle dar ayakkabı giyilmesi, uzun süre ayakta kalma, uzun yürüyüş ve koşular ayak ağrılarının en yaygın sebeplerindendir. Hemen hemen hepimiz, günlük yaşamında bir yorgunluk ifadesi olarak ’ayaklarıma kara sular indi, ayaklarım artık beni taşımıyor’ tarzında şikayette bulunmuş veya başkasından duymuşuzdur' ifadelerini kullandı.<br/>Ayakların yürüme ve koşma gibi ilerleme hareketlerinde belirli sıra ve düzenli aralıklarla çalışan ve bacaklar aracılığıyla vücut ağırlığının yere iletilmesini sağlayan çok karmaşık yapıya sahip uzuvlar olduğuna değinen Op. Dr. Karaoğlan, 'Her bir ayak 26 adet kemik, bu kemikleri bir arada tutan 100’den fazla ligament ve 33 adet kastan oluşur. Her bir ayak ön, orta ve arka şeklinde 3 ayrı bölümde değerlendirilir. Yürüyüşün her bir döngüsü önce topuğun yere vuruşu ile başlar, ayak parmaklarından güçlü bir itme ile biter. Ayağımızın her noktası yere aynı şiddetle basmaz, belirli noktalar zemin ile daha çok temas halindedir. Çıplak ayakta, dengeli duruşta, bacaklardan gelen yük topuk ve ayak önü ile yüzde 50 oranında eşit paylaşılırken, ayakkabı, terlik giyimi ile topuk yüksekliği arttıkça yük parmaklara doğru daha fazla oranda (yüzde 90’a varan) binmeye başlar. Tarak kemikleri üzerinden en fazla yük ise başparmak eklemine biner' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Ayak ağrılarının farklı sebepleri olabilir'<br/>Ayak ağrılarının yaşa ve ağrıyan bölgeye göre değişen nedenlerden kaynaklanabileceğinden bahseden Op. Dr. Karaoğlan, 'Halk arasında bilinen adıyla topuk dikeni ve plantar fasiit ayak tabanı ve topukta görülen ağrıların en yaygın sebebidir. Çocuklarda genellikle büyümeye bağlı dönemsel, kısa süreli ağrılar görülebilir. Ağrılar genellikle 3 yaş sonrası başlar ve ergenlik bitimine kadar devam edebilir. Uzun süren, özellikle geceleri artan ağrılar kemik tümörleri, eklem iltihabı veya romatizmal hastalıklardan kaynaklanabilir. Gençlerde genellikle kilo alımına, aşırı zorlama veya travmaya bağlı ağrılar, yaşlılarda ise genellikle artritler, Halluks valgus (ayak başparmağında görülen şekil bozukluğu), Halluks Rigidus (ayak başparmağında görülen kireçlenme, hareket kısıtlılığı) ve topuk dikeni nedeniyle ağrılar sık görülür. Düztabanlık yani ayağın iç kısmında olması gereken kavisin olmaması veya yüksek kavisli ayak yapısı, aşırı kilo, yalın ayak yürümek, hamilelik gibi durumlar plantar fasiit ve topuk dikenine sebep olabilir. Ayak eklemlerinin iltihaplanması (romatoid artrit, osteoartrit, gut artriti), ayak mantarları, tırnak batmaları, ayak tabanında veya parmaklarda görülen nasırlar, siğiller, parmak uçlarında ağrı, uyuşma ile seyreden Morton nöroması, diyabet hastalığına bağlı gelişen ayak yaraları, ülserleri, aşırı zorlanmaya veya burkulmaya bağlı olarak gelişen tendon, bağ yaralanmaları, stres kırıkları, kırıklar, çıkıklar da ayak ağrısına neden olurlar. Buerger hastalığı gibi damarlarda tıkanıklığa yol açan periferik arter hastalıkları da ayak ve parmaklarda ağrı ve aralıklı kladükasyoya (kaslara gitmesi gereken kanın bu dokulara yeterli gitmemesi sonucu, 300-500 metre gibi kısa mesafe yürümekle görülen kramp tarzı şikâyetler) neden olabilir. Tanı ve tedavide geç kalınırsa, iyileşmeyen iskemik yaralara bağlı parmak veya ayak ampütasyonları gerekebilir' diye konuştu.<br/><br/>'Ayak sağlığına özen göstermek, yaşam boyunca süren bir alışkanlık olmalıdır'<br/>Ayak sağlığına özen göstermenin, çocukluk çağından başlayıp bütün yaşam boyunca süren bir alışkanlık olması gerektiğini aktaran Op. Dr. Karaoğlan, 'Ayak konforunu sağlamak ve korumak için uzun süren inatçı ağrılarda iyi bir fizik muayene, röntgen, bilgisayarlı tomografi, MR, ultrasonografi ve laboratuvar tetkiklerinden biri veya birkaçı birlikte gereklidir. Doğru tanı ve tedavi amacıyla mutlaka bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurmak gerekir' diyerek sözlerini tamamladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/26-03-2025/29677310122222520181tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95900</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmani-uyardi-sifa-kaynagi-meyan-koku-fazla-tuketildiginde-sagliga-zarar-verebilir-95900.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmani-uyardi-sifa-kaynagi-meyan-koku-fazla-tuketildiginde-sagliga-zarar-verebilir-95900.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-24 12:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-24 12:00:02</updated>
			<title>UZMANI UYARDI: 'ŞİFA KAYNAĞI MEYAN KÖKÜ, FAZLA TÜKETİLDİĞİNDE SAĞLIĞA ZARAR VEREBİLİR'</title>
			<description>Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) Öğretim Üyesi Prof.</description>	
			<content>Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Karaköy, meyan kökünün, vücudun susuz kalmasını engellemeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğunu ancak aşırı tüketiminin sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği konusunda uyardı.<br/>Osmanlı döneminden bu yana şerbet, şurup ve çay formunda tüketilen meyan kökü, özellikle sıcak bölgelerde soğuk şerbet olarak ikram ediliyor. Glycyrrhiza glabra bitkisinin kök kısmından elde edilen meyan kökü, lif formunda kaynatılıp soğutularak tüketiliyor. Serinletici ve rahatlatıcı etkisiyle tercih edilen meyan kökü bitkisi, aşırı tüketildiğinde sağlık sorunlarına yol açabiliyor. SBTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Karaköy, meyan kökünün, vücudun susuz kalmasını engellemeye yardımcı olduğunun altını çizerken, fazla tüketildiği takdirde sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.<br/><br/>'Meyan kökü, susuzluğu önlemeye yardımcı oluyor'<br/>Vücudun susuz kalmamasının büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Karaköy, 'Meyan kökü Osmanlı’dan bu yana şerbeti, şurubu ve çayı yapılarak kullanılan aromatik bitkilerden bir tanesidir. Meyan kökünün özellikle daha sıcak bölgelerde, soğuk şerbet formunda ve şerbet güğümlerinde ikram edildiğini görmekteyiz. Meyan kökü, bitkinin kök kısmından elde ediliyor. Kökler lif formunda kaynatılır, soğutulur, süzülür ve soğuk halde tüketilir. Ramazan ayında oruç tutarken dikkat edilmesi gereken en önemli şeylerin başında, vücudun susuz kalmaması gelmemektedir. Vücudun su dengesi bozulduğunda, özellikle yaşı büyük insanlarda, tansiyon rahatsızlığı olan insanlarda, bariz bir şekilde ortaya çıkabilecek sorunların giderilmesi amacıyla meyan kökü şurupları da üretilmektedir. Meyan kökü, iftar ve sahur saatlerinde tüketildiğinde hem susuzluğu götürmekte, hem de vücut direncini arttırmaktadır' diye konuştu.<br/><br/>'Aşırı tüketim, sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir'<br/>Meyan kökü bitkisinin antibakteriyel özelliğe sahip olduğunu vurgulayan Karaköy, 'Meyan kökü bitkisinin aynı zamanda antibakteriyel bir özelliği de bulunmaktadır. Antibakteriyel özelliği itibariyle hem iftarda, hem de sahurda tüketilmesi yine yüksek derecede fayda sağlayacaktır. Ramazan ayında, suya çok ihtiyacımız olan bu özel ayda, meyan kökü bitkisiyle elde edilen şurupları ve şerbetleri rahatlatıcı ve serinletici formda tüketebiliriz. Tüketirken dikkat etmemiz gereken en önemli husus, bitkiyi tüketirken aşırıya kaçmamak, rahatsızlığı olup ilaç kullanmakta olan insanların mutlaka bir uzmana danışarak tüketmesidir. Meyan kökü aynı zamanda tıbbi olarak kullanılan bitkilerden bir tanesidir. Vücut direncini arttırması yönüyle, antimikrobiyetel ve antibakteriyel içeriği ile dikkat çeken bir tıbbi bitkidir. Ancak, bu özelliklere sahip, diye tükettiğimiz bu tip aromatik bitkileri ölçülü kullanmamak doğru değildir.  Mevcut rahatsızlık için kullanılan ilaçlarla etkileşime girerek, hoş olmayan sonuçlar doğurabilmektedir' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/24-03-2025/31047200043112021577tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95718</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yuksek-seker-iceren-iceceklerin-tuketimi-agiz-ici-kanseri-riskini-arttiriyor-95718.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yuksek-seker-iceren-iceceklerin-tuketimi-agiz-ici-kanseri-riskini-arttiriyor-95718.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-22 12:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-22 12:45:03</updated>
			<title>YÜKSEK ŞEKER İÇEREN İÇECEKLERİN TÜKETİMİ AĞIZ İÇİ KANSERİ RİSKİNİ ARTTIRIYOR</title>
			<description>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof.</description>	
			<content>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, 'Şekerli içecek tüketimi ve sigara kullanımı ağız kanserleri için yüksek insidansla ilişkilendiriliyor' dedi.<br/>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun şekerli içeceklerin ağız içi kanserine yönelik açıklamalarda bulundu.<br/>Şekerli içeceklerin yüksek oranda tüketilmesinin, başta obezite olmak üzere pek çok kronik hastalığın görülmesine zemin hazırladığını belirten Coşkun, 'Yaklaşık 1 hafta önce ‘JAMA Otolaryngology-Head & Neck Surgery’ dergisinde Luis ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre, yüksek oranda şekerli içecek tüketimi, kadınlarda ağız kanseri riskinin artmasıyla ilişkilendiriliyor. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bu kohort çalışması, Hemşirelerin Sağlık Çalışması verileri kullanılarak yürütüldü. Araştırmacılar 30 yıllık takip süresince 162.602 kadından aldıkları verilerle 124 invaziv ağız kanseri vakası görüldü' bilgilendirmesinde bulundu.<br/><br/>'Şekerli içecek tüketimi ve sigara kullanımı ağız kanserleri için yüksek insidansla ilişkilendiriliyor'<br/>Araştırmanın verilerine de değinen Coşkun, 'Günlük 1 veya daha fazla şekerli içecek tüketen kadınların, ayda 1 defa şekerli içecek tüketen kadınlara göre 4,87 kat daha fazla ağız kanserine yakalanma riski olduğu tespit edildi. Bu risk artışı sigara içiminden bağımsız bir risk faktörü olarak ortaya konuldu. Sonuç olarak şekerli içecek tüketimi ve sigara kullanımı ağız kanserleri için yüksek insidansla ilişkilendiriliyor. Yüksek oranda şeker içeren yiyecek ve içeceklerin, sağlık açısından zararlı etkileri olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu tarz ürünlerin tüketiminin sınırlandırılması ve muhtemel zararları hakkında toplumu eğitmeye yönelik çalışmalar yapılması önemlidir' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/22-03-2025/29322215192452329716tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95717</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hg-hospital-kalp-merkezi-ruhsatini-alarak-operasyonlara-basladi-95717.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hg-hospital-kalp-merkezi-ruhsatini-alarak-operasyonlara-basladi-95717.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-22 12:30:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-22 12:30:01</updated>
			<title>HG HOSPİTAL, KALP MERKEZİ RUHSATINI ALARAK OPERASYONLARA BAŞLADI</title>
			<description>Kahramanmaraş’ta Özel HG Hospital, Kalp Merkezi Ruhsatını alarak şehirdeki tam donanımlı kalp merkezlerinden biri oldu.</description>	
			<content>Kahramanmaraş’ta Özel HG Hospital, Kalp Merkezi Ruhsatını alarak şehirdeki tam donanımlı kalp merkezlerinden biri oldu. Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Akif Serhat Balcıoğlu, merkezin kalp hastalıklarının tanı ve tedavisinde en ileri teknolojilerle donatıldığını ve ilk operasyonunda başarılı bir şekilde yapıldığını söyledi.<br/>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Balcıoğlu, Kahramanmaraş’ta önemli bir sağlık yatırımı olan HG Hospital Kalp Merkezi’nin tam donanımlı bir şekilde hizmete başladığını belirtti. Prof. Dr. Balcıoğlu: 'Bölümümüz, 14 Mart Tıp Bayramı gibi özel bir günde kalp merkezi ruhsatını aldı. Bu ruhsat, hem kardiyoloji hem de kalp damar cerrahisi alanında tam teşekküllü bir merkez olduğumuzu gösteriyor' dedi.<br/>HG Hospital Kalp Merkezi, kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi bölümlerinin tam kapasiteyle hizmet vereceğine değinen Prof. Dr. Balcıoğlu, 'Bu merkezde anjiyografi ünitemizle kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisini yapıyoruz. Koroner damarlar, şah damarları, kol-bacak damarları, aort damarı hastalıkları gibi birçok damar hastalığına yönelik görüntüleme ve tedavi işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, doğuştan kalp deliklerinin ve bazı kapak hastalıklarının ameliyatsız yöntemlerle tedavisi, kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu tedavisinde kullanılan kalp pillerinin yerleştirilmesi işlemlerini de anjiyografi laboratuvarımızda uyguluyoruz. Kalp Damar Cerrahisi kliniğimiz de kapalı yani minimal invaziv ya da endoskopik yöntemlerle göğüs kafesinde büyük kesilere ihtiyaç olmadan koroner bypass cerrahisi ve kalp kapağı değişim operasyonlarını yapabilmektedir.  HG Hospital kalp merkezi, ileri düzey anjiyografi ünitesi, koroner  ve kalp damar cerrahisi yoğun bakım üniteleri  ve kalp damar cerrahisi ameliyathanesiyle hizmet verecek. Merkezimizde, üniversite hastanemizde yıllardır gerçekleştirdiğimiz işlemleri burada sürdürmemize imkan tanıyacak şekilde donatıldı. Kahramanmaraş’ta vatandaşlarımızın ileri düzey kalp sağlığı hizmetlerine ulaşmasını sağlayacağız' ifadelerini kullandı.<br/>Hastanenin kısa sürede önemli bir sağlık merkezi haline geldiğine dikkat çeken Balcıoğlu, 'Bu hastane, yeni olmasına rağmen Kahramanmaraş’ta birçok önemli sağlık hizmetini sunuyor. Kalp merkezi ruhsatımızı almamızla birlikte, hastalarımıza daha geniş kapsamlı ve kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz' diyerek sözlerini tamamladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/22-03-2025/27194315122259925038tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95707</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/cocuklara-ve-genclere-ramazan-icin-saglikli-beslenme-onerileri-95707.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/cocuklara-ve-genclere-ramazan-icin-saglikli-beslenme-onerileri-95707.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-22 10:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-22 10:45:02</updated>
			<title>ÇOCUKLARA VE GENÇLERE RAMAZAN İÇİN SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ</title>
			<description>Ramazan ayında oruç tutan çocuklar ve gençler için sağlıklı ve dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt.</description>	
			<content>Ramazan ayında oruç tutan çocuklar ve gençler için sağlıklı ve dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Tuğçe Yılmaz, 'Yetersiz ve dengesiz beslenme, gün boyu halsizlik, odaklanma problemleri ve ders veriminde düşüşlere yol açabilir' dedi.<br/>VM Medical Park Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Tuğçe Yılmaz, oruç tutan gençlere beslenme önerilerinde bulundu.<br/><br/>'Sahur, gün boyu enerjinin anahtarıdır'<br/>İlk olarak sahuru atlamamanın büyük önem taşıdığını söyleyen Dyt. Yılmaz, 'Sahur, gün boyu enerjinizi korumanızı sağlar. Sahurda, yumurta, peynir, yoğurt ve süt gibi protein içeren gıdalar tercih edilmelidir çünkü bunlar tokluk süresini uzatır. Ayrıca, tam buğday ekmeği, yulaf gibi kompleks karbonhidratlar, vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için faydalıdır. Sağlıklı yağlar, ceviz, badem, fındık ve avokado gibi seçenekler de enerjinizi destekler. Sahurda, vücudun susuz kalmaması için en az iki bardak su içilmelidir. Burada içilen suyun iftar ile sahur arasında dengeli bir şekilde yayılması önemlidir. Bu süreçte salam, sosis, cips gibi tuzlu ve işlenmiş gıdalardan hızlı susatabileceği için kaçınılmalı, şekerli gıdalar ise kan şekerinin hızla yükselip düşmesine yol açabileceği için sınırlı tüketilmelidir' diye konuştu.<br/><br/>'İftara hafif besinlerle başlayın'<br/>İftarda ise gün boyu kaybedilen enerjiyi sağlıklı bir şekilde yerine koymak için dengeli bir beslenme tercih edilmesi gerektiğini belirten Dyt. Yılmaz, şöyle devam etti:<br/>'İftara bir bardak su ile başlanmalı, ardından hafif bir çorbayla mide hazırlığa sokulmalıdır. Çorbaların fazla unlu, şehriye veya yarma gibi yoğun karbonhidratlı olmamasına dikkat edilmelidir. Ana yemekte ise kas kaybı yaşamamak adına mutlaka et, tavuk, balık ya da kuru baklagiller gibi bir protein kaynağı tercih edilmelidir. Pilav veya makarna yerine, tam tahıllı ekmek ya da bulgur gibi daha sağlıklı karbonhidratlar seçilmelidir. İftarda, sebze yemekleri ve salatalar da sindirimi destekleyici ve vitamin kaynağı olarak sofrada yer almalıdır.'<br/><br/>'Meyve tüketmeyi ihmal etmeyin'<br/>Ara öğünlerde ise meyve ve çiğ kavrulmamış kuruyemiş kombinasyonunu öneren Dyt. Yılmaz, 'Ayrıca haftada iki kez güllaç, sütlaç veya kazandibi gibi sütlü tatlılar da tercih edilebilir. Ramazan ayında meyve tüketimi azalabileceği için bu dönemde bir porsiyon meyve tüketmeye özen gösterilmelidir' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Yetersiz sıvı tüketimi yorgunluğa yol açabilir'<br/>Su tüketiminin Ramazan boyunca genellikle azaldığını dile getiren Dyt. Yılmaz, 'Ancak günlük ortalama iki litre su içmeye özen gösterilmelidir. Özellikle çocuklar gün boyunca aktif olup terleyebilecekleri için ekstra su kaybı yaşayabilirler. Bu yüzden günde bir şişe maden suyu içilebilir, içine limon ve çok az tuz eklenerek kaybedilen elektrolitler yerine konabilir. Bu önerilere dikkat edilerek, oruç tutan çocuklar ve gençler sağlıklı bir şekilde Ramazan ayını geçirebilir ve gün boyu enerjik hissedebilirler' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/22-03-2025/31645201412135328801tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95698</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yolu-kapanan-koyde-mahsur-kalan-hasta-icin-ekipler-seferber-oldu-95698.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yolu-kapanan-koyde-mahsur-kalan-hasta-icin-ekipler-seferber-oldu-95698.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-22 08:30:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-22 08:30:03</updated>
			<title>YOLU KAPANAN KÖYDE MAHSUR KALAN HASTA İÇİN EKİPLER SEFERBER OLDU</title>
			<description>Sivas’ta yoğun kar nedeniyle yolu kapanan köyde bir hasta mahsur kaldı.</description>	
			<content>Sivas’ta yoğun kar nedeniyle yolu kapanan köyde bir hasta mahsur kaldı. Hastanın nakli için sağlık ve İlçe Özel İdare ekipleri seferber oldu.<br/>Sivas’ta etkili olan yoğun kar yağışı sonrası bazı yerleşim yerlerinin yolu kapandı. Yolu kapanan Altınyayla ilçesine bağlı Tahtyurt köyünde bir kişi rahatsızlandı. İhbar üzerine hastaya ulaşmak için İlçe Özel İdare ve sağlık ekipleri seferber oldu. Karla mücadele ekipleri kapanan yolu açarak ambulansın köye ulaşmasını sağladı. İlk müdahaleyi köyde yapan sağlık ekipleri, hastayı Altınyayla Devlet Hastanesine nakletti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/22-03-2025/28209301062617430003.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95613</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmani-acikladi-gecmise-takili-kalan-mutlu-olamiyor-95613.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmani-acikladi-gecmise-takili-kalan-mutlu-olamiyor-95613.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-21 12:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-21 12:45:02</updated>
			<title>UZMANI AÇIKLADI: 'GEÇMİŞE TAKILI KALAN MUTLU OLAMIYOR'</title>
			<description>Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, mutlu olan insanların bir amaç için yaşadıklarını belirterek, geçmişle alakalı olumsuz durumların ortadan kaldırılarak mutlu olunabileceğini vurguladı.</description>	
			<content>Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, mutlu olan insanların bir amaç için yaşadıklarını belirterek, geçmişle alakalı olumsuz durumların ortadan kaldırılarak mutlu olunabileceğini vurguladı.<br/>Mutluluk, insan hayatının en önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor. Hem ruhsal hem de fiziksel anlamda iyi hissettiren mutluluk, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Dopamin, serotonin, endorfin ve oksitosin gibi hormonlar mutluluk üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. Bu hormonların eksikliği depresyon, anksiyete bozuklukları, kronik ağrılar ve uyku problemleri gibi birçok soruna yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesinde görevli Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, mutluluk hormonlarının az olmasına bağlı olarak çeşitli psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıktığı söyleyerek, olumlu düşünceler ile insanların kendisini iyi hissedebileceğini ifade etti.<br/><br/>'Olumlu etkileri var'<br/>Kerime Begüm Özkaya, mutluluğun kendini tatmin etmiş kendini iyi hissetme biçimi olduğunu belirterek, 'Mutluluk varacağımız bir istasyon değil bir yolculuk biçimidir. Mutluluk, bireyin kendini tatmin etmiş kendini iyi hissetme biçimidir. Mutlu olan insanlar bir amaç için yaşarlar. Mutluluk, insanda hem ruhen hem de fiziksel anlamda iyi hissettirdiğini biliyoruz. Genel olarak baktığımızda olumlu bir kişilik özelliği, mutlu bir hayat, insanlarla pozitif bir ilişki, iş ve kendi hayatında başarılar gibi insanda olumlu etkileri vardır. Mutluluk dış etkenler kadar içimizdeki hormonlarda da etkili olduğunu biliyoruz. Dopamin, serotonin, endorfin ve oksitosin gibi hormonlar hayatımızda var olan hormonlardır. Bu hormonlar az olduğu zaman mutsuzluk, huzursuzluk, endişe, kaygı, panik atak, cinsel anlamda sıkıntılar, motivasyon eksikliği ve vücutta ağrılar kişinin hayatında negatif bir şekilde devam etmesinde etkili oluyor. Mutluluk hormonlarının az olmasına bağlı olarak çeşitli psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkıyor. Depresyon, anksiyete bozuklukları, kronik ağrılar, uyku ve yeme problemleri cinsel anlamda sıkıntılar olmak üzere hayatımızın birçok noktasında mutsuz olduğumuz zaman sorun ve sıkıntılar bizimle beraber oluyor' dedi.<br/><br/>'Stresle savaşmamalıyız'<br/>İnsanların sevdikleri ile vakit geçirerek mutlu olabileceklerini söyleyen Özkaya, 'Mutluluk hormonunu artırmak için yürüyüş, en büyük egzersizlerden bir tanesidir. Danışanlarımıza günlük 15-20 dakika yürüyüşü tavsiye ediyoruz. Bunun dışında spor, müzik dinleme, kitap okuma gibi etkenler mutluluk hormonun artıran etkenlerdir. Sevdiğimiz insanlarda daha fazla vakit geçirmek gibi etkenlerin yanında gülümsemek mutluluk anlamında kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlıyor. Genel olarak değerlendirdiğimizde olumlu karakter ve ruh hali ile geleceğe hevesle bakmalıyız. Geçmişle alakalı olumsuz durumları ortadan kaldırmalıyız. Hayatımızda iyi veya kötü birçok şeyin olduğunun bilincinde olmalı ve stresle savaşmamalıyız. Psikolojik olarak kendimizi iyi hissederek mutlu olma yolunda adımlar atabiliriz' diye konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/21-03-2025/26193263552066526770tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95425</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/cine-de-doktorun-olum-nedeni-belli-oldu-95425.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/cine-de-doktorun-olum-nedeni-belli-oldu-95425.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-19 13:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-19 13:45:02</updated>
			<title>ÇİNE’DE DOKTORUN ÖLÜM NEDENİ BELLİ OLDU</title>
			<description>Aydın’ın Çine ilçesindeki Devlet Hastanesi Acil Servis bölümünde görev yapan Dr.</description>	
			<content>Aydın’ın Çine ilçesindeki Devlet Hastanesi Acil Servis bölümünde görev yapan Dr. Derya Başkaya’nın, pankreas iltihabı nedeniyle ağırlaştığı ve hayatını kaybettiği belirlendi.<br/>Çine Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde görev yapan 30 yaşındaki Dr. Derya Ece Başkaya’nın ani ölümü Aydın’daki sağlık camiasını yasa boğdu. Genç yaşında hayatını kaybeden Başkaya’nın, bir süredir pankreas iltihabı nedeniyle tedavi gördüğü öğrenildi. Durumu ağırlaşan ve rapor alan genç doktorun, pankreas iltihabı sebebiyle hayatını kaybettiği belirlenirken, Başkaya’nın cenazesinin İzmir’in Ödemiş ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/19-03-2025/28480243752198521656.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95414</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bagirsak-kanseri-turkiye-de-en-sik-gorulen-3-uncu-kanser-turu-95414.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bagirsak-kanseri-turkiye-de-en-sik-gorulen-3-uncu-kanser-turu-95414.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-19 11:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-19 11:00:03</updated>
			<title>BAĞIRSAK KANSERİ, TÜRKİYE’DE EN SIK GÖRÜLEN 3’ÜNCÜ KANSER TÜRÜ</title>
			<description>Tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olduğu belirtilen kolon kanserinin erken teşhis edilirse tedavi edilebileceğine dikkat çeken Gastroenterolog Dr.</description>	
			<content>Tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olduğu belirtilen kolon kanserinin erken teşhis edilirse tedavi edilebileceğine dikkat çeken Gastroenterolog Dr. Fatma Seçil Kırdök, 'Düzenli sağlık kontrolleri, kolonoskopi ve dışkıda gizli kan testleri hastalığın erken teşhisini sağlar ve tedavi şansını artırır' uyarısında bulundu.<br/>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fatma Seçil Kırdök, Türkiye’de yaygın olarak görülen kanser türleri arasında 3’üncü sırada gelen kolon kanseri hakkında bilgi verdi. Erken tanı konulduğunda hastalığın tedavi şansının oldukça yüksek olduğunu ve zamanında müdahale ile önlenebileceğini vurgulayan Dr. Kırdök, kolon kanserinin gelişiminde birçok risk faktörünün etkili olduğunu belirtti. Dr. Kırdök, ileri yaş, Crohn hastalığı, Ülseratif Kolit gibi kronik bağırsak hastalıkları, hareketsiz yaşam, kötü beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile obezitenin bu faktörler arasında yer aldığını belirtti.<br/><br/>'Kolonoskopi erken teşhiste kritik rol oynuyor'<br/>Dr. Fatma Seçil Kırdök, kolon kanserinin erken teşhisinde en önemli aracın kolonoskopi olduğuna dikkat çekerek, 'Kolon kanseri riski taşıyan bireylerin düzenli olarak kolonoskopi ile taranması gerekir. Uluslararası sağlık kılavuzlarına göre, 45 yaşını geçen ve herhangi bir şikayeti olmayan bireylerin kolonoskopi ile takip edilmesi önerilmektedir Kolonoskopinin sadece bir tarama aracı değil, aynı zamanda kanser riski taşıyan poliplerin tespiti ve tedavi edilmesi için de kritik bir işlemdir. Gaitada gizli kan testi gibi tarama yöntemleri kullanılsa da, bu testlerin negatif sonuç vermesi kanseri dışlamaz, pozitif sonuç vermesi ise kesinlikle kanser olduğunu göstermez. Bu nedenle, kolonoskopi ile yapılan tarama daha güvenilir bir yöntemdir' dedi.<br/><br/>'Polipler kolon kanseri riskini artırabilir'<br/>Kolonoskopi sırasında tespit edilen poliplerin kolon kanseri açısından risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Fatma Seçil Kırdök, 'Polipler farklı büyüklüklerde olabilir ve çoğu standart kolonoskopi ile çıkarılabilir. Ancak bazı büyük polipler daha ileri tekniklerle ya da cerrahi müdahale ile alınabilir. Çıkarılan polipler patolojik incelemeye gönderilir ve sonuçlara göre hastalar kolonoskopik takibe alınır. Kolonoskopik takipte olan hastaların erken teşhis imkanı sayesinde kolon kanserine yakalanma ihtimali oldukça düşüktür' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Aile öyküsü olanlar daha erken yaşta taranmalı'<br/>Kolon kanseri açısından aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Dr. Kırdök, sözlerine şöyle devam etti:<br/>'Birinci derece yakınlarında kolon kanseri öyküsü bulunan bireylerin, 45 yaşını beklemeden kolonoskopi ile takip edilmeleri büyük önem taşır. Deneyimli uzmanlar tarafından yapıldığında kolonoskopi işleminin komplikasyon riski çok düşüktür ve hasta açısından oldukça konforludur. Sedasyon adı verilen anestezi türü ile uygulandığı için hasta açısından oldukça konforludur. Bu işlem, hastaneye yatış gerektirmez ve yaklaşık bir saatlik bir takip sonrası hasta evine dönebilir.'<br/><br/>'Kolon kanserinden korunmak mümkün'<br/>Kansere karşı korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirten Dr. Kırdök, dikkat edilmesi gereken alışkanlıklarla ilgili, 'Kolon kanserinden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıkları oldukça önemlidir. Düzenli sağlık kontrolleri, kolonoskopi ve dışkıda kan testleri, hastalığın erken teşhis edilmesini sağlar ve tedavi şansını artırır. Bunun yanında düzenli uyku, sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma, düzenli egzersiz yapma ve stresle başa çıkma gibi önlemler de bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu alışkanlıklar sadece kolon kanseri için değil, tüm sağlık sorunlarına karşı vücudu korur. Kolon kanserine karşı alınacak önlemler, yaşam kalitesini artıran ve sağlığı koruyan önemli faktörlerdir' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/19-03-2025/26404270652694526531tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95307</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/tekrarlayan-ayak-bilegi-burkulmalari-eklemi-yaslandiriyor-95307.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/tekrarlayan-ayak-bilegi-burkulmalari-eklemi-yaslandiriyor-95307.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-18 10:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-18 10:45:03</updated>
			<title>TEKRARLAYAN AYAK BİLEĞİ BURKULMALARI EKLEMİ YAŞLANDIRIYOR</title>
			<description>Dr.</description>	
			<content>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Serdar Alfidan, sık yaşanan burkulmaların eklem kıkırdağına zarar verdiğini belirterek, 'Tekrarlayan burkulmalar zaman içinde eklem kıkırdağının hasar görmesine ve eklemin erken yaşlanmasına neden olmaktadır. Burkulmada ilk müdahale çok önemlidir. Doğru tedavi için tanının iyi konulması gerekir' dedi.<br/>Günlük yaşamda ve spor aktivitelerinde karşılaşılan ayak bileği burkulmaları, bağ dokuları, kas ve tendonlara zarar vererek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayak bileği burkulması, eklem bağlarının gerilmesi, kısmen yırtılması veya tamamen kopmasıyla oluşur. Bu durum, bileğin normal pozisyonundan çıkmaya zorlanması sonucu meydana gelir.<br/>Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Serdar Alfidan, ayak bileği burkulmalarına yol açan en yaygın faktörleri şu şekilde sıraladı:<br/>'Spor aktiviteleri, özellikle basketbol, tenis, futbol ve patika koşusu gibi sporlarda ani yön değişiklikleri ve zıplamalar burkulma riskini artırmaktadır. Engebeli yüzeylerde yürümek veya koşmak, ayak bileği burkulmalarına neden olabilir. Daha önce burkulma geçiren bireylerde yeniden burkulma ihtimali daha yüksektir. Zayıf kaslar ve düşük esneklik, burkulma riskini artıran diğer önemli etkenlerdir. Ayrıca, uygun olmayan ayakkabı seçimi, özellikle yüksek topuklu ayakkabılar, bilek yaralanmalarına zemin hazırlayabilir.'<br/><br/>Risk altındaki kişiler<br/>Op. Dr. Serdar Alfidan, ayak bileği burkulmalarının en sık sporcular arasında görüldüğünü ancak bazı grupların daha fazla risk altında olduğunu belirterek şunları söyledi:<br/>'Sporcular, ayak bileği burkulmalarının yüzde 15’ini oluşturan risk grubundadır. Regl döneminde kadınlar, kasların gevşemesi nedeniyle daha savunmasızdır. Fazla kilolu bireyler, eklemlere binen yük nedeniyle burkulmalara daha yatkındır.'<br/><br/>Burkulmanın tedavi yöntemleri<br/>Burkulmalarda ilk müdahalenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Serdar Alfidan, tedavi sürecine ilişkin şunları söyledi:<br/>'Burkulan bölge dolaşımı engellemeyecek şekilde bandajlanmalı, şişliği azaltmak için ayak yukarı kaldırılmalı ve buz ile soğuk uygulama yapılmalıdır. Eklem hareket ettirilmemeli ve burkulan bölgenin üzerine basılmamalıdır.'<br/>Burkulmaların iyileşme süresinin yaralanmanın derecesine bağlı olarak değiştiğini belirten Alfidan, 'Hafif burkulmalar 1 ila 3 hafta içinde iyileşirken, orta dereceli burkulmaların iyileşmesi 3 ila 6 hafta sürebilmektedir. Daha ciddi burkulmalar birkaç ay sürebilir ve ameliyat gerektirebilir' dedi.<br/><br/>Ayak bileği burkulmalarını önlemek için öneriler<br/>Ayak bileği burkulmalarını önlemek için dikkat edilmesi gereken noktaları sıralayan Op. Dr. Serdar Alfidan, şu önerilerde bulundu:<br/>'Spora başlamadan önce ısınma egzersizleri yapılmalı ve uygun ayakkabı seçilmelidir. Engebeli yüzeylerde yürürken dikkat edilmeli, daha önce yaralanmış bilekler için destekleyici bandaj veya bileklik kullanılması önemlidir. Kas gücünü ve esnekliği artıran egzersizler düzenli olarak yapılmalı ve yüksek topuklu ayakkabı kullanımı en aza indirilmelidir.'<br/>Son olarak, ayak bileği burkulmalarının doğru tedavi uygulandığında hızla iyileşen bir rahatsızlık olduğunu hatırlatan Alfidan, 'Ancak ihmal edilen vakalar, eklem kıkırdağında hasara neden olabilir. Bu; ayağın tekrar burkulmasına neden olur. Tekrarlayan burkulmalar zaman içinde eklem kıkırdağının hasar görmesine ve eklemin erken yaşlanmasına neden olmaktadır. Burkulmada ilk müdahale çok önemlidir. Doğru tedavi için tanının iyi konulması gerekir' şeklinde konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/18-03-2025/23441317352232820906tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95244</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/cankiri-il-saglik-mudurlugu-nde-gorev-degisimi-95244.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/cankiri-il-saglik-mudurlugu-nde-gorev-degisimi-95244.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-17 18:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-17 18:15:02</updated>
			<title>ÇANKIRI İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NDE GÖREV DEĞİŞİMİ</title>
			<description>Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü görevinden ayrılan Dr.</description>	
			<content>Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü görevinden ayrılan Dr. Hüseyin Sarıkaya, görevini Yunus Emre Bulut’a devretti.<br/>Çankırı İl Sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya’nın görevden ayrılmasının ardından Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü görevine Uzm. Dr. Yunus Emre Bulut getirildi. Düzenlenen törenle Dr. Hüseyin Sarıkaya görevi İl Sağlık Müdürü Yunus Emre Bulut’a devretti.<br/>İl Sağlık Müdürü Yunus Emre Bulut, görevi süresince ile vermiş olduğu hizmetlerden dolayı Dr. Hüseyin Sarıkaya’ya teşekkür ederek çiçek takdim etti. Dr. Hüseyin Sarıkaya ise İl Sağlık Müdürü Bulut’a yeni görevinde başarı temennisinde bulundu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/17-03-2025/23977259553018131313.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95195</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/vali-yeni-hastanede-incelemelerde-bulundu-95195.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/vali-yeni-hastanede-incelemelerde-bulundu-95195.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-17 06:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-17 06:15:02</updated>
			<title>VALİ YENİ HASTANEDE İNCELEMELERDE BULUNDU</title>
			<description>Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, 17 Mart 2025  tarihinde hizmete başlayacak olan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dörtyol Yerleşkesinde incelemelerde bulunarak İl Sağlık Müdürü Dr.</description>	
			<content>Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, 17 Mart 2025  tarihinde hizmete başlayacak olan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dörtyol Yerleşkesinde incelemelerde bulunarak İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, hastane Başhekimi Prof.Dr. Ufuk Kurukluyıldız ve ilgili personellerden bilgi aldı.<br/>Hizmet vermeye başlayacak olan hastanede tüm hazırlıkların tamamlandığını belirten Vali Aydoğdu, emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/17-03-2025/23872233482435323682.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95192</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kuzey-makedonya-daki-yanginda-yaralanan-9-kisi-tedavi-icin-turkiye-ye-getirildi-95192.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kuzey-makedonya-daki-yanginda-yaralanan-9-kisi-tedavi-icin-turkiye-ye-getirildi-95192.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-17 05:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-17 05:15:02</updated>
			<title>KUZEY MAKEDONYA’DAKİ YANGINDA YARALANAN 9 KİŞİ TEDAVİ İÇİN TÜRKİYE’YE GETİRİLDİ</title>
			<description>Kuzey Makedonya’nın Koçana şehrinde meydana gelen yangında yaralanan ve durumu ağır olan 9 kişi resmi temasların ardından Türkiye’ye getirildi.</description>	
			<content>Kuzey Makedonya’nın Koçana şehrinde meydana gelen yangında yaralanan ve durumu ağır olan 9 kişi resmi temasların ardından Türkiye’ye getirildi.<br/>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne nakledilen 3 hasta için sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Kuzey Makedonya’nın Koçana şehrinde meydana gelen yangında hayatını kaybedenleri ve yaralananları derin bir üzüntüyle öğrendik. Resmî temasların ardından ivedilikle harekete geçtik. Durumu ağır olan 3 yaralıyı tedavi etmek amacıyla Bakanlığımıza ait Ambulans Uçak ile Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanemize naklediyoruz. Hastaların tedavileri Şehir Hastanemiz bünyesinde hizmet veren Avrupa’nın en büyük Yanık Merkezi’nde devam edecektir. İhtiyaç durumunda tedavi görmeleri için yeni hastaların naklini gerçekleştirmeye devam edeceğiz. 'İnsan, Önce İnsan' şiarımızla gönül coğrafyamız Balkan ülkelerinin yanındayız. Rabb’imden acil şifalar diliyor, Kuzey Makedonya halkına taziyelerimi iletiyorum' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/17-03-2025/31896302862343428687.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95056</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ksbu-ve-kutahya-il-saglik-mudurlugu-nden-kolon-kanseri-farkindalik-etkinligi-95056.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ksbu-ve-kutahya-il-saglik-mudurlugu-nden-kolon-kanseri-farkindalik-etkinligi-95056.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-15 17:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-15 17:15:01</updated>
			<title>KSBÜ VE KÜTAHYA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN KOLON KANSERİ FARKINDALIK ETKİNLİĞİ</title>
			<description>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ve Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 'Kolon Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında bilinçlendirme etkinliği düzenlendi.</description>	
			<content>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ve Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 'Kolon Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında bilinçlendirme etkinliği düzenlendi.<br/>Tıp Fakültesi Hekim Sinan Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte, kolon kanserinin erken teşhisinin önemi vurgulandı. KSBÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Emel Koçak, kolon kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu belirterek, erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin ise, 'Hastaları hasta olmadan önce yakalamamız gerekiyor. Böylece birçok kanserin önüne geçebiliriz' ifadelerini kullandı.<br/>Prof. Dr. Mehmet Aliustaoğlu, kolorektal kanserin gelişim sürecini ve Kütahya’da en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti.<br/>Prof. Dr. Sezgin Zeren, kolon kanserinin cerrahi tedavisi ve klinik belirtileri hakkında bilgi verdi.<br/>Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Coşgun, poliplerin erken tespitiyle kanserin önlenebileceğini ve sağlıksız yaşam tarzının risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.<br/>Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, 50 yaş üzerindeki bireylerin düzenli olarak gaitada gizli kan testi yaptırması gerektiğini hatırlattı.<br/>Sağlık uzmanları, kolon kanserinin erken teşhisi ve toplumda farkındalığın artırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Etkinlik, katılımcıların toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/15-03-2025/24164300552541024231tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>95051</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bobrek-hastalarina-sifa-olan-hemsire-ayni-hastaliga-yenildi-95051.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bobrek-hastalarina-sifa-olan-hemsire-ayni-hastaliga-yenildi-95051.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-15 16:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-15 16:00:03</updated>
			<title>BÖBREK HASTALARINA ŞİFA OLAN HEMŞİRE, AYNI HASTALIĞA YENİLDİ</title>
			<description>Uzun yıllar böbrek hastalarına şifa olan ve kendisi de aynı hastalıkla mücadele eden 38 yaşındaki Sakaryalı diyaliz hemşiresi, geçirdiği böbrek nakli ameliyatının ardından hayatını kaybetti.</description>	
			<content>Uzun yıllar böbrek hastalarına şifa olan ve kendisi de aynı hastalıkla mücadele eden 38 yaşındaki Sakaryalı diyaliz hemşiresi, geçirdiği böbrek nakli ameliyatının ardından hayatını kaybetti.<br/>Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde görevli hemşire Özden Çelik (38) bir süredir kronik böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi görüyordu. Çelik’e, İstanbul’da bulunan bir hastanede böbrek nakli yapıldı. Uzun yıllarca böbrek hastalarına şifa olan ve kendisi de aynı hastalıkla mücadele eden diyaliz hemşiresi, nakil ameliyatının ardından hayatını kaybetti. Çelik’in vefatı ailesini, meslektaşlarını ve hastalarını derinden sarstı.<br/><br/>Son yolculuğuna uğurlandı<br/>Fedakarlığı ve insan sevgisiyle de tanındığı belirtilen Özden Çelik’in cenazesi dün Kocaeli’nin Darıca ilçesinde bulunan Hacı Ayşe Gümüşlüağa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir sosyal medya hesabı üzerinden yayınladığı başsağlığı mesajında, 'Sakaya SEAH Diyaliz Ünitesinde görevli personelimiz Hemşire Özden Çelik’in vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Personelimize Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır dilerim' ifadelerine yer verdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/15-03-2025/24501248462650025865tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94920</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/tik-douloureux-yuzyilin-en-siddetli-agrilarindan-birine-neden-oluyor-94920.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/tik-douloureux-yuzyilin-en-siddetli-agrilarindan-birine-neden-oluyor-94920.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-14 09:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-14 09:45:02</updated>
			<title>'TİK DOULOUREUX, YÜZYILIN EN ŞİDDETLİ AĞRILARINDAN BİRİNE NEDEN OLUYOR'</title>
			<description>Trigeminal Nevralji (TN), halk arasında ‘Tik Douloureux’ olarak bilinen, yüzün bir tarafında aniden ortaya çıkan ve şiddetli ağrılara yol açan kronik hastalık hakkında konuşan.</description>	
			<content>Trigeminal Nevralji (TN), halk arasında ‘Tik Douloureux’ olarak bilinen, yüzün bir tarafında aniden ortaya çıkan ve şiddetli ağrılara yol açan kronik hastalık hakkında konuşan. Doç. Dr. Mustafa Kılıç, 'İnsanlığın en şiddetli ağrılarından biri. Hastalar keskin, elektrik çarpmasına benzer dayanılmaz acı çeker' dedi.<br/>Her yıl yaklaşık 150 bin kişiye TN teşhisi konulmaktadır. BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Doç. Dr. Mustafa Kılıç, 'Hastalığın kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülür. Genellikle 50 yaş üzerindeki bireyleri etkilemektedir. Genellikle alt çene ve yanakta hissedilen bu ağrı, bazen göz ve alın bölgesine de yayılabilir. Yemek yemek, diş fırçalamak veya hafif bir dokunuş bile ağrıyı tetikleyebilir' açıklaması yaptı.<br/>'Ayrıca, TN’nin primer ve sekonder olarak iki gruba ayrılmaktadır' diyen Doç. Dr. Kılıç,  Primer TN’nin trigeminal sinire baskı yapan bir damardan, sekonder TN’nin ise tümör, MS, kist, yüz travması veya sinir hasarı gibi nedenlerden kaynaklandığını ifade etti.<br/><br/>Belirtiler ve tanı süreci<br/>TN’nin belirtileri hastadan hastaya değişebilir ve genellikle iki ana tipte görülür. Doç. Dr. Kılıç, 'Tip 1 (TN1) hastalarında keskin, zonklayıcı ve ani ağrılarla, Tip 2 (TN2) hastalarında ise daha sürekli ve sızlama şeklinde ağrıların ortaya çıkmaktadır. TN atakları haftalarca sürebilir ve bazı hastalar remisyon dönemleri yaşayabilir. Ağrı genellikle yüzün tek tarafında hissedilir, ancak nadiren her iki tarafı da etkileyebilir. Tanı, hastanın semptomlarının detaylı incelenmesiyle konulmakta olup Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) gibi yöntemler sinire baskı yapan damar veya tümör olup olmadığını belirlemek için kullanılmaktadır' dedi<br/><br/>Tedavi yöntemleri<br/>'TN’nin tedavisinde öncelikli olarak ilaç tedavisi uygulanır' diyen Doç. Dr. Kılıç, Karbamazepin, en sık kullanılan ilaçtır, ancak bu ilaç zamanla etkinliğini kaybedebilir veya ciddi yan etkilere neden olabilir' dedi.  Doç. Dr. Kılıç şöyle konuştu:<br/>'İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi ve girişimsel tedavi seçeneklerine başvurulabilmektedir. Mikrovasküler dekompresyon, trigeminal sinire baskı yapan damarın yerinden kaldırılmasıyla ağrıyı hafifletmeyi amaçlayan bir cerrahi yöntemdir. Radyofrekans rizotomi, balon kompresyonu ve gliserol rizotomisi gibi perkütan prosedürler sinirin kontrollü olarak hasara uğratılmasıyla ağrı iletimini engeller. Gamma Knife gibi stereotaktik radyocerrahi, trigeminal sinire yüksek dozda radyasyon vererek ağrı sinyallerinin iletimini durdurur ve hastaneye yatış gerektirmeyen non-invaziv bir yöntem olarak öne çıkar.'<br/><br/>'Yaşam kalitesini artırmak için erken teşhis önemli'<br/>Doç. Dr. Kılıç, 'Trigeminal nevralji, hastaların günlük yaşamlarını ciddi şekilde kısıtlayan bir hastalıktır. Yemek yemek, konuşmak veya yüzünü yıkamak gibi basit eylemler bile ağrıyı tetikleyebilir'  diyerek tedavi edilmeyen vakaların depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlara yol açabileceğini ve bu nedenle erken teşhis ile uygun tedaviye başlanmasının önemini vurguladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/14-03-2025/25732293242614931791tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94885</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglik-bakani-memisoglu-hekimlik-bir-meslekten-ote-bir-adanmislik-hikayesi-94885.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglik-bakani-memisoglu-hekimlik-bir-meslekten-ote-bir-adanmislik-hikayesi-94885.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-14 01:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-14 01:00:02</updated>
			<title>SAĞLIK BAKANI MEMİŞOĞLU: 'HEKİMLİK, BİR MESLEKTEN ÖTE, BİR ADANMIŞLIK HİKAYESİ'</title>
			<description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Hekimlik, bir meslekten öte, bir adanmışlık hikayesi.</description>	
			<content>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Hekimlik, bir meslekten öte, bir adanmışlık hikayesi. Gecesini gündüzüne katan, dertlere derman olan, insanlığa iyiliği şiar edinen gönüllerin hikayesi' dedi.<br/>Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı. Bakan Memişoğlu, 'Hekimlik, bir meslekten öte, bir adanmışlık hikayesi. Gecesini gündüzüne katan, dertlere derman olan, insanlığa iyiliği şiar edinen gönüllerin hikayesi. Yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir sanat. Bu eşsiz sanatı toplumumuzun esenliği için icra eden hekimlerimizle gurur duyuyorum. Sizler sağlık sistemimizin övünç kaynağısınız. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hekimlerimizin ve hekim adaylarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. İyi ki varsınız' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/14-03-2025/25575313232987329609tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94853</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/andic-heimlich-manevrasi-ile-ogrencisini-kurtaran-ogretmenle-bir-araya-geldi-94853.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/andic-heimlich-manevrasi-ile-ogrencisini-kurtaran-ogretmenle-bir-araya-geldi-94853.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-13 16:30:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-13 16:30:01</updated>
			<title>ANDIÇ, HEİMLİCH MANEVRASI İLE ÖĞRENCİSİNİ KURTARAN ÖĞRETMENLE BİR ARAYA GELDİ</title>
			<description>Diyarbakır’ın Silvan İlçe Milli Eğitim Müdürü Önder Andıç, Milli Egemenlik İlkokulunda heimlich manevrası ile öğrencisini kurtaran öğretmenle bir araya geldi.</description>	
			<content>Diyarbakır’ın Silvan İlçe Milli Eğitim Müdürü Önder Andıç, Milli Egemenlik İlkokulunda heimlich manevrası ile öğrencisini kurtaran öğretmenle bir araya geldi.<br/>Müdür Andıç, sınıf öğretmeni Tuncay Karakuş’u ders sırasında ziyaret ederek, 1. sınıf öğrencisi Emrecan Şahin’e uyguladığı heimlich manevrası sayesinde hayatını kurtarmasından dolayı teşekkürlerini iletti. Öğretmen Karakuş’un gösterdiği soğukkanlılık ve özveri, Andıç tarafından övgüyle karşılandı.<br/>Daha sonra Emrecan Şahin’in dersine de giden Müdür Andıç, minik öğrencinin sağlık durumu hakkında bilgi alarak geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Andıç, eğitim camiasında her bireyin değerli olduğunu, öğretmenlerin yalnızca eğitmen değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket eden kahramanlar olduklarını ifade etti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/13-03-2025/28623235812664231792.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94845</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/turk-nefroloji-dernegi-nden-dunya-bobrek-gunu-nde-kapsamli-rapor-94845.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/turk-nefroloji-dernegi-nden-dunya-bobrek-gunu-nde-kapsamli-rapor-94845.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-13 14:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-13 14:45:02</updated>
			<title>TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİ’NDEN DÜNYA BÖBREK GÜNÜ’NDE KAPSAMLI RAPOR</title>
			<description>Türk Nefroloji Derneği ve AstraZeneca Türkiye iş birliğiyle hazırlanan 'Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat' raporu paylaşıldı.</description>	
			<content>Türk Nefroloji Derneği ve AstraZeneca Türkiye iş birliğiyle hazırlanan 'Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat' raporu paylaşıldı. Raporda, Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 2,5’ine KBH tanısı konduğu, tanı almamış hastalarla birlikte ise KBH hastalarının nüfusun yüzde 12’sine yaklaştığı belirtiliyor. Rapor, kronik böbrek hastalığının (KBH) Türkiye’deki sağlık sistemi ve bütçesi üzerinde oluşturduğu ciddi yükü gözler önüne sererken bu yükün gelecekte daha da artacağına dikkat çekiyor.<br/><br/>Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü olarak belirlenen 'Dünya Böbrek Günü'nde kronik böbrek hastalığının önemine dikkat çekiliyor. Bu kapsamda, Türk Nefroloji Derneği (TND) ve AstraZeneca Türkiye iş birliğiyle hazırlanan 'Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat' raporu, Türkiye’de böbrek sağlığına dair kapsamlı verileri ortaya koyuyor. Raporun bulguları ve önerileri, Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu’nun ev sahipliğinde 13 Mart Dünya Böbrek Günü’nde düzenlenen bir basın toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.<br/><br/>'Sağlıklı Böbrek Sağlıklı Hayat' raporu, Türkiye’de kronik böbrek hastalığının (KBH) artan prevalansını ve sağlık sistemi üzerindeki yükünü ortaya koyuyor. Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 2,5’ine KBH tanısı konduğu, tanı almamış hastalarla birlikte ise KBH hastalarının nüfusun yüzde 11,7’isine ulaştığı tahmin edilen raporda, bu oranın 2027’ye kadar yüzde 12,3’e yükselmesinin beklendiği belirtiliyor. Tanı konulamayan ve tedavi edilemeyen KBH hastalarında böbrek hasarının hızla ilerleyebildiğine, bunun da kardiyovasküler komplikasyonlara neden olabildiğine ve ölümle sonuçlanabildiğine dikkat çekiliyor. 2040 yılına kadar dünya genelinde beşinci önde gelen ölüm nedeni olması beklenen kronik böbrek hastalığının sağlık bütçesine önemli bir maddi yük getirdiği belirtiliyor.<br/><br/>Bu hastalığın maliyetleriyle ilgili rakamlara da yer verilen raporda Türkiye’de 2022 yılında toplam sağlık harcamalarının yüzde 5,76’sının böbrek yetmezliği hastalarının tedavi, diyaliz ve böbrek nakli harcamalarından oluştuğu hesaplanırken bu oranın 2027 itibarıyla yüzde 6,34’e yükseleceği tahmin ediliyor. KBH ve renal replasman tedavisi (RRT) doğrudan maliyeti 2022 yılında 4,58 milyar doları bulmaktayken 2027 yılında 5 milyar doları aşması bekleniyor.<br/><br/>Raporda sağlık sistemi üzerindeki artan mali yükün yanı sıra, KBH’nin hastaların ve ailelerinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediği, depresyon ve anksiyete gibi psikososyal sorunlara yol açtığı ifade ediliyor. Bu çok yönlü etkiler, KBH’nin erken tanısı ve ilerlemesinin önlenmesi için tarama programlarının önemine işaret ediyor.<br/><br/>'KBH’ye erken evrede müdahale edilmemesi kalp yetersizliği nedenli ölümleri artırıyor'<br/>Kronik böbrek hastalığının, sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu söyleyen Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, 'KBH dünya popülasyonunun yüzde 10’undan fazlasını etkiliyor. Ülkemizde ise her 7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğu tahmin ediliyor. Ancak KBH’de erken evre belirtileri genellikle belirgin değil veya hiç yok. Bu nedenle KBH’li çoğu kişi hastalığın farkında değil ve teşhis edilmeden kalır. KBH, birden fazla morbidite ile ilişkili, bunların en yaygın olanları kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon ve tip 2 diyabet. KBH’ye erken evrede müdahale edilmemesi kalp yetersizliği nedenli ölümleri artırıyor. Oysa KBH hastalarının daha erken evrede tespit edilip tedavi edilmesi sayesinde böbrek yetmezliği önlenebilir ve kardiyovasküler riskler azaltılabilir. Bu risklerin azaltılması hem bireysel hem toplumsal sağlık sonuçlarını iyileştirebilir, aynı zamanda hastalığın maddi yükünü de önemli ölçüde azaltabilir. Son dönem böbrek yetersizliğinin en seçkin tedavi yöntemi böbrek nakli. Ülkemizde böbrek nakli yurt çapına dağılmış 70’den fazla merkezde başarı ile yapılıyor. Bu konuda dünyada ve Avrupa’da önemli bir noktada olduğumuzu söyleyebiliriz. Yıllardır tüm nakil sayıları içinde yüzde 20 civarındaki bu oranı artırmak için yoğun ve çok yönlü çaba harcanmalıdır. Canlı donörü olan ancak kan grubu ya da immünolojik uyumsuzluk nedeni ile nakil yapılamayan hastalar için çapraz nakil programları geliştirilmesi için derneğimiz çalışmalarını sürdürmektedir' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Ülkemizde hipertansif olduğunun farkında olmayanların oranı yaklaşık yüzde 46'<br/>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy ise 'Hipertansiyon önlenebilir kardiyovasküler hastalıkların ve tüm nedenlere bağlı ölümlerin önde gelen nedenlerinden olmaya devam etmektedir. Kalp, böbrek, beyin ve göz damarlarındaki hasarlar önemli organ yetersizliklerine neden olur. Hipertansiyonun 18 yaş üstü erişkin yaş grubunda Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 30,3 gibi yüksek orandadır. Hipertansiyonu önemli bir sorun yapan faktörlerden birisi hiç belirti vermemesi ve bu hastalıkla ilgili farkındalığın düşük olmasıdır. Nitekim ülkemizde yapılan PATENT çalışmasında hipertansif olduğunun farkında olmayanların oranı yaklaşık yüzde 46. Ayrıca ülkemizde hipertansiyon son dönem böbrek yetmezliği yaparak diyalize girenler arasında en yüksek ikinci nedendir' dedi.<br/><br/>'KBH’nin en sık görülen nedenleri diyabet, glomerüler böbrek hastalıkları ve hipertansiyondur'<br/>Diyabetin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıklığı giderek artan önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör ise 'Diyabet, kronik böbrek hastalığının (KBH) en sık nedenidir. Ülkemizde 2023 yılı verilerine göre diyalize giren hastaların yüzde 34’ünde neden diyabetik böbrek hastalığıdır. Diyabetik böbrek hastalığının en erken ve önemli bulgusu idrarla protein atılımının artmış olmasıdır, bu zamanla daha da artar ve böbrek yetmezliği gelişir. Diyabetik böbrek hastalığı ne kadar erken saptanırsa ilerlemesini engellemek o kadar kolay olabilir. Diyabetik hastalarda böbrek hastalığı açısından düzenli tarama yapılması, erken tanı açısından gereklidir. Diyabetik hastalarda iyi glisemik kontrol sağlanması oldukça önemlidir. KBH’nin en sık görülen nedenleri diyabetin yanı sıra glomerüler böbrek hastalıkları ve hipertansiyondur. KBH, sessiz bir hastalıktır. Farkındalığı oldukça düşüktür. Türk Nefroloji Derneği (TND) tarafından yapılan Türkiye Kronik Böbrek Hastalığı Prevalans Çalışması’na (CREDIT) göre ülkemizde KBH’nin farkındalığı yüzde 5,7 bulunmuştur. Günümüze uyarlandığında, basit bir hesapla ülkemizde 10 milyonun üzerinde KBH’li kişi bulunduğu ve sorunun boyutunun ülkemiz için tahmin edilenin çok üzerinde olduğuna dikkat çekmektedir. KBH hastalarının daha erken evrede tespit edilip tedavi edilmesi ile KBH’nin ilerlemesi yavaşlatılabilir, böylece son dönem böbrek yetmezliği önlenebilir ve kardiyovasküler riskler azaltılabilir. Ayrıca KBH, ülke ekonomisine önemli bir maddi yük de getirmektedir, özellikle diyaliz ve böbrek nakli oldukça maliyetlidir' diye konuştu.<br/><br/>'Böbrek hastalıklarının önlenmesi ve erken teşhisinin önemine dikkat çekerek farkındalığın artırılmasını hedefliyoruz'<br/>Raporla ilgili değerlendirmede bulunan AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış ise 'Kronik böbrek hastalığı ülkemiz için ciddi bir halk sağlığı sorunu. KBH’nin sağlık sistemi üzerindeki yükü giderek artıyor. Bu trendi tersine çevirmek için çok yönlü ve çok paydaşlı stratejiler geliştirmemiz gerekiyor. Bu rapor ile de sadece bir durum tespiti yapmayı değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir sağlık sistemi için öneriler geliştirmeyi amaçladık. Bu raporumuz ile böbrek hastalıklarının önlenmesi ve erken teşhisinin önemine dikkat çekerek toplum, hekimler ve politika yapıcılar arasında farkındalığın artırılmasını da hedefliyoruz. Çünkü AstraZeneca olarak, sadece tedavi çözümleri geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlıkta eşitliğe katkı sunmayı da misyonumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bu amaçla, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, KBH konusunda kamuoyunu bilinçlendirme çalışmalarına katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. Tüm paydaşlarımızla sağlıklı bir toplum için birlikte hareket etmeye ve ortak çözümler geliştirmeye devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.<br/><br/>'Türkiye evde hemodiyaliz tedavisi sunan ülkeler içerisinde üçüncü sırada'<br/>Konuşmasında hemodiyaliz hakkında önemli bilgiler veren Türk Nefroloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Ok, 'Organ teminindeki yetersizlikler veya böbrek nakline engel olabilen ek sorunlar nedeniyle, ülkemizde ve tüm dünyada en yaygın kullanılan yöntem merkezde hemodiyalizdir. Hemodiyaliz hayat kurtarıcı bir tedavidir, dünyada 3 milyonu aşkın hasta bu sayede yaşamlarını sürdürebilmektedir. Hastaların pek çoğunda sıkı bir diyet uygulaması ve çok sayıda ilaç kullanma zorunluluğu söz konusudur. Evde hemodiyaliz iki ay eğitim sonrası hastanın evinde, hasta veya hasta yakını tarafından yapılır; keza diyaliz hemşiresi tarafından yapılması da mümkündür. Hâlihazırda en çok sayıda hastaya evde hemodiyaliz tedavisi olanağı sunan ülkeler sıralamasında Türkiye, ABD ve İngiltere’den sonra üçüncü ülke konumuna yükselmiştir' dedi.<br/><br/>'Diyaliz yöntemi ile vücutta biriken zararlı atıklar vücuttan uzaklaştırılabilir'<br/>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Koçyiğit, 'Böbreğin fonksiyonunu yerine getiremez hale gelmesinin sonucunda vücutta zararlı maddeler birikmeye başlar ve sonuç olarak diyaliz ve böbrek nakli uygulanması gerekebilir. Günümüzde diyaliz hemodiyaliz ve periton diyalizi olmak üzere iki farklı şekilde uygulanabilir. Periton diyalizinde hastanın periton boşluğuna yani karın boşluğuna bir kateter yerleştirilir. Ardından özel diyaliz solüsyonu bir iğne yardımıyla kateterden karın zarına verilir. Periton diyalizini hemodiyalizden ayıran en önemli özelliği hastaların diyaliz işlemini kendilerinin yapabilmesidir. Bu sayede hastalar günlük aktivitelerini kısıtlamak zorunda kalmazlar' şeklinde konuştu.<br/><br/>Konuşmasına devam eden Koçyiğit, 'Bu hastalık her bin canlı doğumda bir görülen kalıtsal bir hastalık ve iki cinsiyette aynı sıklıkta görülmektedir. Polikistik böbrek hastalığı olan kişilere evlilik öncesi genetik danışmanlık önerilmektedir. ODPBH ismi itibarıyla böbrek hastalığı olarak bilinse de sadece böbrekleri etkilemez. Çeşitli organ ve sistemlerde hastalığın etkileri sık görülebilmektedir. Ayrıca hastalığa eşlik eden şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı gibi durumlar hastada mevcut ise diyalize gidiş süreci çok daha hızlı olabilmektedir. Ayrıca ilk başvuruda hastanın eşi haricinde diğer birinci derece akrabaları hastalık araştırılması için polikliniğe çağrılır' diyerek sözlerini tamamladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/13-03-2025/28735303582880723557tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94749</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmanindan-sahurdan-sonra-uyumayin-tavsiyesi-94749.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmanindan-sahurdan-sonra-uyumayin-tavsiyesi-94749.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-12 15:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-12 15:00:02</updated>
			<title>UZMANINDAN SAHURDAN SONRA UYUMAYIN TAVSİYESİ</title>
			<description>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayı içerisinde sahurun imsak vaktine yakın yapılarak, sonrasında ise uyumamanın sağlık için en doğrusu olduğunu söyledi.</description>	
			<content>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayı içerisinde sahurun imsak vaktine yakın yapılarak, sonrasında ise uyumamanın sağlık için en doğrusu olduğunu söyledi.<br/>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayında sağlıklı beslenme ve düzenli uyku konularında açıklamada bulundu. Ramazan ayının, manevi arınmanın yanı sıra beslenme düzeninde de önemli değişikliklerin yaşandığı bir dönem olduğunu vurgulayan Diyetisyen Aslantaş, uzun süren açlıkların, yanlış beslenme alışkanlıkları ile birleştiğinde sindirim sorunlarının, enerji düşüklüğüne ve kilo alımına neden olabileceğini söyledi.<br/>Ramazan ayını sağlıklı ve zinde geçirmek için doğru beslenmenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Diyetisyen Aslantaş, 'Enerji seviyesini korumak için, uzun süren açlık sonrası iftarda aşırı yemek tüketimi, enerji düşüklüğüne ve halsizliğe yol açabilir. Dengeli bir beslenme planı ile enerji seviyenizi gün boyu koruyabilirsiniz. Sindirim sistemini rahatlatmak için, yağlı ve ağır yemekler yerine lifli gıdalar tüketerek sindirim sorunlarının önüne geçebilirsiniz. Kilo kontrolünü sağlamak için, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek ve sağlıklı besinler tercih ederek kilo alımını engelleyebilirsiniz. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için, yeterli vitamin ve mineral alımı ile bağışıklık sisteminizi güçlendirerek hastalıklara karşı direncinizi artırabilirsiniz.' şeklinde bilgiler verdi.<br/><br/>İftara hafif başlanmalı<br/>İftar yemeklerinde hafif başlangıç yapılmasının önemli olduğunu kaydeden Diyetisyen Aslantaş, 'İftara hurma ve bir bardak su ile başlayın bir kase çorba içtikten sonra 15-20 dakika bekleyin. Bu sürede hormonlar salgılanmaya başlayacağından doygunluk hissi artmış olacak ve ana yemek daha hafif geçirilebilecektir. Salata, cacık, yoğurt gibi yan gruplar ile daha kolay doygunluk sağlanabilir. Ana Yemekte ise protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir ana yemekleri seçin. Izgara tavuk, balık, et, sebzeler, kuru baklagil ve bulgur, kepekli pilav iyi birer seçenektir. Tabağınızı doldurmak yerine, küçük porsiyonlar halinde yavaş yavaş tüketin. Tatlı seçiminde ise şerbetli tatlılar yerine meyve veya sütlü tatlıları tercih edin. Tatlı tüketimini haftada 1-2 kez ile sınırlayın.' dedi.<br/><br/>'Sahurda yediklerinize dikkat edin'<br/>Sahurda kahvaltı gibi yiyeceklerin ideal olduğunu belirten Diyetisyen Aslantaş, 'Sahur, gün içindeki enerji ihtiyacınızı karşılayacak bir öğün olmalıdır. Kahvaltılıklar (peynir, zeytin, yumurta), tam tahıllı ekmek ve bol yeşilliklerden oluşan bir sahur idealdir. Tokluk süresini uzatmak için protein içeren besinler tüketin (yoğurt, süt, peynir, yumurta). Yulaf ezmesi, tam buğday ekmeği gibi lifli gıdalar tüketerek sindiriminizi düzenleyin ve tokluk hissinizi artırın. Sahurda bol su için. Bitki çayları (papatya, rezene gibi) da tercih edebilirsiniz.' diye konuştu.<br/><br/>Örnek beslenme<br/>Örnek beslenme planı tavsiye eden Diyetisyen Aslantaş, 'Sahurda 1-2 adet hurma, 1 bardak su, 1 kase mercimek çorbası, 1 porsiyon ızgara köfte, bol yeşillikli salata (1 yemek kaşığı zeytinyağı ile), 4 yemek kaşığı bulgur pilavı yenilebilir. İftardan 2-3 saat sonra ara öğünde ise 1 porsiyon meyve, 1 su bardağı kefir veya 1 küçük kase sütlü tatlı tüketilebilir. Sahurda 1 adet haşlanmış yumurta, 1 dilim peynir, 5-6 adet zeytin, 2 dilim tam buğday ekmeği, domates, salatalık, yeşillik, 1 bardak süt veya kefir, 3-4 adet ceviz veya badem tüketilmesi sağlıklı beslenme açısından önemlidir.' dedi.<br/><br/>'İftar ve sahur arasında bol bol su için<br/>Ramazan ayında sağlık sorunları yaşamamak için önemli ipuçları da veren Diyetisyen Aslantaş, 'Bol bol su için. İftar ve sahur arasında bol su içmeye özen gösterin (en az 2-2.5 litre). Ayrıca Ramazan ayında ağır egzersizlerden kaçının ve hafif yürüyüşler yapabilirsiniz. Uyku düzenine dikkat edilmesi gerekir, yeterli ve düzenli uyku, vücudunuzun dinlenmesi ve enerji toplaması için önemlidir. Kronik bir rahatsızlığınız varsa veya özel bir diyet uyguluyorsanız, Ramazan ayında beslenme düzeniniz hakkında mutlaka doktorunuza ve diyetisyeninize danışın.' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Yanlışa düşmeyin'<br/>Ramazanda beslenme konusunda doğru bilinen yanlışlar hakkında da bilgi veren Diyetisyen Aslantaş, 'Ramazan ayında oruç tutanların yaptığı bir yanlış ’Geç yemek yer yatarım, böylelikle sahura kalkmam’ düşüncesidir. Bu durumun onlarca zararı bulunmaktadır. Gece yemek yiyerek yatmak, vücudun gereksiz yere çalışmasına, bir sonraki gün iftarda daha fazla yemek yemeye, gün içinde halsiz hissetmeye neden olacaktır. Ramazan’da tek öğün beslenmek kansızlık, saç dökülmesi, kemik erimesi, kas yıkımı ve zayıflık gibi problemleri de beraberinde getirecektir. Doğru bilinen bir diğer yanlış ise yağlı yiyeceklerden bolca tüketmektir. Zararlı yağlar içeren gıdalar sindirimi en güç gıdalardandır. Bu kişinin gün içinde mide yanması ve diğer sindirim sistemi problemleri yaşamasına neden olacaktır. Bu yüzden kızartma gibi yağ içeriği yüksek olan yemekler ve soslu-kremalı gıdalardan uzak durulmalıdır. Özellikle bu süreçte metabolizma hızı yavaşlayabilir. Metabolizma hızının yavaşlaması ve yağlı yiyeceklerin tüketimi hızlı kilo artışını beraberinde getirir. Ayrıca bu dönemde buharda, haşlama, ızgara, fırında gibi pişirme yöntemler kullanılmalıdır. İnsan vücudunun büyük bir kısmı sudan oluşur. Ramazan ayında ise oruç tutarken aşırı su kaybederiz. İftarda bu suyun yerine konulmaması halsizlik, baş ağrısı, kas krampları ve konsantrasyon bozuklukları gibi nedenleri beraberinde getirmektedir. Bu yüzden iftar ile sahur arasında mutlaka ama mutlaka 2-2,5 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Pide ve hamur işleri önemli bir karbonhidrat kaynağıdır. aşırı derecede yememek gerekir. Bu durum hem kilo problemlerine neden olacak hem de vitamin ve mineral açısından zengin besinleri tüketmemizi engelleyecektir. Sağlıklı olduğunu düşünerek bol miktarda meyve tüketmek de hiç tüketmemek oldukça zararlıdır. Lif, antioksidanlar ve vitaminler açısından zengin olan meyveler oldukça önemlidir. Bu yüzden iftarda 2 porsiyonu geçmeyecek miktarda tüketilmelidir. ’Ramazan geldi, hoş geldi. Baklava tepsisi boş geldi’ sözünü bilirsiniz. Ramazan deyince geleneklerimizde önce tatlı akla gelir. Tatlıların unlu ve yağlı gıdalar olduğu unutulmamalıdır. Bu doğrultuda sütlü ve meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Fakat her tatlının karbonhidrat açısından zengin olduğu da bilinmelidir. Bu doğrultuda haftada iki kereden fazla olmayacak şekilde tatlı tüketilmelidir.' gibi tavsiye ve uyarılara bulundu.<br/><br/>'İftardan sonra hafif bir yürüyüş yapılmalı'<br/>En önemli bir yanlışın da iftar sonrasında hemen uyumak olduğunu vurgulayan Diyetisyen Aslantaş, 'İftar sonrasında kan şekerinin aniden yükselmesi ve arkasından gelen uyku hissine aldanılmamalıdır. Bunun yerine yemekten 1 ile 1,5 saat sonra 30-40 dakikalık hafif bir yürüyüş kalp sağlığınızı, tansiyonunuzu ve kan şekerinizi pozitif yönde destekleyecektir. İftar yaparken asıl odaklanılması gereken nokta miktar değil besin değeridir. Bu doğrultuda porsiyon kontrolü elden bırakılmamalı ve tüketilen yiyeceklerin besin değeri açısından zengin olmasına önem verilmelidir.' diyerek imsak vaktine sahur yapılarak sonrasında uyunmamasının vücut için sağlıklı olduğunu söyledi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-03-2025/23593254832104627764tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94728</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/stres-yonetimi-ofke-kontrolu-ve-etkili-iletisim-konularinda-egitim-verildi-94728.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/stres-yonetimi-ofke-kontrolu-ve-etkili-iletisim-konularinda-egitim-verildi-94728.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-12 12:00:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-12 12:00:01</updated>
			<title>'STRES YÖNETİMİ, ÖFKE KONTROLÜ VE ETKİLİ İLETİŞİM' KONULARINDA EĞİTİM VERİLDİ</title>
			<description>Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Birimi tarafından bakım merkezinde görev yapan personellere yönelik 'stres yönetimi, öfke kontrolü ve etkili iletişim' konularında eğitim verildi.</description>	
			<content>Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Birimi tarafından bakım merkezinde görev yapan personellere yönelik 'stres yönetimi, öfke kontrolü ve etkili iletişim' konularında eğitim verildi.<br/>Personellerin uyum sürecinin kolaylaştırılması ve psikolojik sağlamlıklarının artırılması amacıyla düzenlenen eğitimde kriz yönetimi, inisiyatif ve doğru karar alama, stres yönetimi ve öfke kontrolü, zor vatandaş ile iletişim kurma konuları üzerinde duruldu.<br/>Öte yandan eğitimde katılımcılara Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ruh sağlığı danışmanlığı hizmeti sunulduğu ve destek almak istediklerinde ücretsiz başvurabilecekleri bilgisi verildi.<br/>Eğitim katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-03-2025/21703257322367620713tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94717</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/soguk-havalara-dikkat-tansiyonu-yukseltiyor-94717.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/soguk-havalara-dikkat-tansiyonu-yukseltiyor-94717.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-12 10:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-12 10:00:03</updated>
			<title>SOĞUK HAVALARA DİKKAT: TANSİYONU YÜKSELTİYOR</title>
			<description>Dr.</description>	
			<content>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Taner Şeker, kışın soğuklardan dolayı damarlardaki büzüşmenin tansiyon yüksekliğine neden olduğunu söyledi.<br/>Medical Park Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Taner Şeker, soğuk havaların tansiyon hastalarını etkileyebileceğini belirterek uyarılarda bulundu.<br/>Doç. Dr. Taner Şeker, soğuk havaların tansiyon hastalarını olumsuz etkilediğini ifade ederek, 'Hastalarımız soğuk havalarda tansiyon yüksekliği yaşıyor. Özellikle 65 yaş ve üstü hastalarımızda bunu sık görüyoruz. Nasıl yazın tansiyon düşüklüğü yaşanıyorsa kış aylarında da özellikle soğuk havalarda tansiyon yüksekliğini sıklıkla görebiliyoruz. Vücuttaki birtakım değişikliklerden dolayı mevcut tansiyon ilaçlarının dozu bazen yetmeyebiliyor. Ek ilaçlar ya da doz artırımına sıklıkla gittiğimiz hastalarımız oluyor' dedi.<br/><br/>'Soğuklardan dolayı damarlarda büzüşme sonucu tansiyon yüksekliği yaşanıyor'<br/>Özellikle 65 yaş ve üzeri hastaların tansiyon takiplerini ara ara yapmalarını mutlaka önerdiğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şeker, 'Asemptomatik olsa bile bu hastalarda tansiyon yüksekliğini sıklıkla görebiliyoruz. Özellikle kışın soğuklardan dolayı damarlardaki büzüşme dediğimiz vazokonstrüksiyondan dolayı tansiyon yüksekliğini sıklıkla yaşıyor bu hasta grubumuz. Ayrıca kış aylarındaki yeme içme alışkanlıklarının değişmesi, daha çok hazır gıdalara kayılması, bunun içerisindeki sodyum yükünden dolayı tansiyon yüksekliği olabiliyor. Bunun dışında hastalardaki fiziksel aktivitenin azalması gibi durumlar tansiyon yüksekliğine neden olabiliyor' diye konuştu.<br/><br/>'Tansiyonlarını kontrol altına alamıyorlarsa mutlaka bir uzman hekime danışılmalı'<br/>Bu durumları önlemek için hastaların soğuk havalardan öncelikle kendini koruması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Şeker, 'Yaşadıkları ortamın sıcak olmasını öneriyoruz. Daha çok açık hava sporları yerine oda ısısı olan kapalı yerlerde egzersiz faaliyetlerini devam ettirmelerini istiyoruz. Buna rağmen tansiyonlarını kontrol altına alamıyorlarsa mutlaka bir uzman hekime danışmaları gerekiyor' diyerek sözlerini tamamladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-03-2025/21150301832827421408tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94709</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglikta-bolgesel-is-birliginde-tarihi-adim-94709.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglikta-bolgesel-is-birliginde-tarihi-adim-94709.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-12 08:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-12 08:00:02</updated>
			<title>SAĞLIKTA BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİNDE TARİHİ ADIM</title>
			<description>Sağlık Bakanlığının himayesinde düzenlenen Balkan Sağlık İş Forumu, Edirne’de yapılacak.</description>	
			<content>Sağlık Bakanlığının himayesinde düzenlenen Balkan Sağlık İş Forumu, Edirne’de yapılacak. Balkan Sağlık İş Forumu ile sağlık alanında yenilikçi gelişmelere yön verecek ortak çalışmalar yapılmasına zemin hazırlamak ve bölgesel iş birliğini güçlendirmek amaçlanıyor.<br/>Sağlık Bakanlığının himayesinde düzenlenen Balkan Sağlık İş Forumu, 26-27 Nisan tarihlerinde Edirne’de yapılacak. Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 'Organizasyonunu USHAŞ’ın (Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ) üstlendiği Balkan Sağlık İş Forumu ile sağlık alanında yenilikçi gelişmelere yön verecek ortak çalışmalar yapılmasına zemin hazırlamak ve bölgesel iş birliğini güçlendirmek amaçlanıyor.<br/>Balkan Sağlık İş Forumu’nda ele alınacak konular: Tanıtım Politikaları, Sağlık Yatırımları, Türkiye ve Balkan Ülkeleri Arasındaki Stratejik İş Birlikleri, Üreten Sağlık, Yerli ve Millî Teknoloji, Sağlıkta Türkiye Yüzyılı Vizyonu, Türkiye’de Sağlık Hizmetleri Standartları ve Kamu-Özel Sağlık Hizmet Sunumu, Trakya Bölgesi Özelinde Sağlık Yatırımları ve Sağlık Turizminin Geliştirilmesi ve Sağlık Turizminde İnsan Kaynağı, Bilgi Sistemleri ve İnovasyon.<br/>Balkan Sağlık İş Forumu’nda Türkiye’nin, Macaristan’ın ve 11 Balkan ülkesinin Sağlık Bakanları ve üst düzey yetkilileri yer alacak. Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Romanya, Sırbistan, Slovenya ve Yunanistan olmak üzere Balkan ülkelerinin katılacağı Forum’a ayrıca Macaristan davet edilecek. 13 ülkenin bir araya geleceği Forum’la, Balkan ülkeleri için ortak bir sağlık vizyonu oluşturulması ve bölgedeki sağlık hizmetlerinin gelişimine öncülük edilmesi de hedefleniyor' denildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-03-2025/29463314652315230612tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94635</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kalbindeki-delik-kapatilan-hasta-bu-rahatsizligi-gecirip-yasayan-9-kisiden-biri-oldu-94635.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kalbindeki-delik-kapatilan-hasta-bu-rahatsizligi-gecirip-yasayan-9-kisiden-biri-oldu-94635.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-11 10:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-11 10:45:01</updated>
			<title>KALBİNDEKİ DELİK KAPATILAN HASTA, BU RAHATSIZLIĞI GEÇİRİP YAŞAYAN 9 KİŞİDEN BİRİ OLDU</title>
			<description>Geçirdiği kalp krizi sonrası kalp duvarında yırtık meydana gelen İbrahim Serdar Şenat’ın tedavisi Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapıldı.</description>	
			<content>Geçirdiği kalp krizi sonrası kalp duvarında yırtık meydana gelen İbrahim Serdar Şenat’ın tedavisi Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapıldı. Şenat, bu rahatsızlığın tedavisinden sonra Türkiye’de yaşayan 9 hastadan biri oldu.<br/>Eskişehir’de yaşayan evli, 1 çocuk babası 68 yaşındaki İbrahim Serdar Şenat, nefes darlığı ve kalp yetersizliği şikayetleri ile başvurdu Eskişehir Şehir Hastanesi’ne gitti. Burada tetkikleri yapılan Şenat’ın, yakın zamanda kalp krizi geçirdiği ve buna bağlı olarak kalp karıncıklarının duvarında deliğinin meydana geldiği tespit edildi. Oldukça ciddi bir rahatsızlık olan ve tedavi olan hastaların yüzde 55’inin, olmayanların ise yüzde 94’nün hayatını kaybettiği rahatsızlık için Eskişehir Şehir Hastanesi’nde görevli Kardiyoloji Uzmanı Dr. Bektaş Murat kalp ekibiyle durum değerlendirmesi yaptı.<br/><br/>Operasyonu geçirip de yaşayan 9 hastadan biri oldu<br/>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Bektaş Murat, kronik rahatsızlıkları olan ve bunların ameliyatı zorlaştıracağını öngörerek ameliyat kararı aldı. Anjiyografi adlı yöntemle kasıktan girerek kalpteki deliği uzun ve meşakkatli süren ameliyat sonrası kalpteki delik kapatılmış oldu. Ameliyat sonrası durumu takip edilen hasta, taburcu edildi. Böylelikle 68 yaşındaki İbrahim Serdar Şenat, bu operasyonu geçirip de yaşayan 9 hastadan biri oldu.<br/><br/>'Kalp deliğinin meydana geldiğini öğrendik'<br/>Operasyonla alakalı konuşan Eskişehir Şehir Hastanesi’nde görevli Kardiyoloji Uzmanı Dr. Bektaş Murat, 'Hastamız polikliniğimize nefes darlığı ve kalp yetersizliği semptomuyla başvurdu. Ancak hastamızın hikâyesini aldığımızda yaklaşık 20 gün önce başka bir merkezde kalp krizi geçirdiğini ve anjiyografiyle tedavi edildiğini öğrendik. Muayene sırasında kalp kriziyle beraber ortaya çıkan, kalp karıncıklarının duvarında VSD dediğimiz bir kalp deliğinin meydana geldiğini öğrendik. Bu gerçekten çok ciddi bir durum. Kalp krizine bağlı olarak çok nadir bir şekilde gerçekleşiyor; ancak nadir gelişse de ölümcül olabilen bir hastalık. Dolayısıyla bu gelişen komplikasyonu hızlı bir şekilde tedavi etmemiz gerekiyordu. Onun için hastamızı yoğun bakıma yatırdık ve ileri tetkiklerini yaptık. İleri tetkikler sonucunda ‘Ventriküler Septal Defekt’ (VSD) dediğimiz bu hastalığın, kalp krizine bağlı olarak geliştiğini ve kalbin duvarında delik şeklinde olduğunu tespit ettik. Hastanemizdeki kalp ekibiyle de hemen bir istişare yaparak tedavi yöntemi üzerinde çalıştık. Normalde bu hastalığın tedavisi için ilk aşamada cerrahi müdahale öneriliyor ancak hastamızın altta yatan ciddi hastalıklarının olması nedeniyle cerrahi işlemin çok yüksek riskli olduğu kararına varıldı. Sonrasında bu işlemi girişimsel olarak yapmamız için karar verildi. İlk önce hastamızın acil durumunu tedavi edip sonrasında da ekibimizle beraber kasıktan girme operasyonu yaparak, kalpteki deliği de kapatmış olduk' dedi.<br/><br/>'Yüzde 55’e yakını maalesef hayatını kaybediyor'<br/>Bu tedaviyi olan ve daha sonrasında yaşayan hastaların çok az olduğuna değinen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat şöyle devam etti;<br/>Tabii ki bu aşama çok zorlu bir aşama. Çünkü VSD dediğimiz deliği tedavi etmediğimiz takdirde hastaların çoğu maalesef hayatını kaybediyor. Kaldı ki müdahale etsek bile bu hastaların yüzde 50-55’e yakını yine de hayatını kaybedebiliyor. Muhtemelen Türkiye’de bu işlemi yaptırıp yaşayan 8-9 hasta ancak vardır. Hastamız da bu noktada bu işlemin yapıldığı ve yaşayan nadir örneklerden biri diyebilirim. Bu işlem Eskişehir’de de ilk olarak hastamıza yapıldı. Şu an hastamızın genel durumu gayet iyi; zaten deliği kapattıktan sonra da hızlı bir iyileşme süreci başladı, inşallah bugün de taburcu etmeyi planlıyoruz. Bu hastalık eğer tedavi edilmezse hastaların yaklaşık yüzde 94-96’ya yakını bir ay içinde hayatını kaybediyor. Eğer bu hastalık cerrahi işlemle tedavi edilirse de yüzde 45 kasıktan girerek anjiyo yapılan durumlarda da yine yüzde 55’e yakını maalesef hayatını kaybediyor. Çünkü çok ciddi bir komplikasyon olabiliyor, o yüzden kişi kalp krizi geçirdiği anda ilk saatler içinde hemen teşhis ve tedavi edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla o zaman atlanabilir; hastanın genel durumu kötüleşmeden fark edilemeyebilir veya fark edildiğinde de tedavi için acil uygun olmayabilir.'</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/11-03-2025/22957215532873320690tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94634</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hakkari-de-lavabo-acici-patladi-iki-kardesin-vucudunda-yaniklar-olustu-94634.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hakkari-de-lavabo-acici-patladi-iki-kardesin-vucudunda-yaniklar-olustu-94634.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-11 10:30:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-11 10:30:03</updated>
			<title>HAKKARİ’DE LAVABO AÇICI PATLADI: İKİ KARDEŞİN VÜCUDUNDA YANIKLAR OLUŞTU</title>
			<description>Hakkari’de tıkanan mutfak lavabosunu lavabo açıcı ile açmaya çalışan A.</description>	
			<content>Hakkari’de tıkanan mutfak lavabosunu lavabo açıcı ile açmaya çalışan A.Ö. ve kardeşi H.Ü., kimyasal reaksiyon sonucu meydana gelen patlamada yaralandı. İki kardeşin vücutlarının farklı yerlerinde ikinci derece yanıklar oluştu.<br/>Olay, dün gece saat 23.30 sıralarında Gazi Mahallesi’nde meydana geldi. Evlerinin mutfak lavabosunun tıkalı olduğunu fark eden H.Ü., durumu ağabeyi A.Ö.’ye bildirdi. Bunun üzerine A.Ö., bir marketten lavabo açıcı alarak lavaboyu açmaya çalıştı. Ancak iki farklı kimyasal maddenin reaksiyona girmesiyle büyük bir patlama yaşandı. Patlama nedeniyle A.Ö.’nün üzerindeki kıyafetler tamamen erirken, vücudunun birçok bölgesinde yanıklar oluştu. Ağabeyine yardım etmek isteyen H.Ü. ise eriyen kıyafetleri çıkarmaya çalışırken vücudunda yanıklar oluştu. Ambulansla Hakkari Devlet Hastanesine kaldırılan A.Ö. ve H.Ü., yapılan tedavinin ardından taburcu edildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/11-03-2025/23192236762092724864tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94539</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyabet-hastasi-sayisi-hizla-artiyor-94539.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyabet-hastasi-sayisi-hizla-artiyor-94539.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-10 11:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-10 11:45:03</updated>
			<title>DİYABET HASTASI SAYISI HIZLA ARTIYOR</title>
			<description>Son yıllarda giderek yaygınlaşan ve önceden 30’lu yaşlarda görülen son dönemlerde ise daha genç yaşlara kadar inen diyabet hastalığına karşı vatandaşları uyarılarda bulunan Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr.</description>	
			<content>Son yıllarda giderek yaygınlaşan ve önceden 30’lu yaşlarda görülen son dönemlerde ise daha genç yaşlara kadar inen diyabet hastalığına karşı vatandaşları uyarılarda bulunan Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Özdeş, ' beslenme alışkanlıkları, hareketsiz kalma kötü alışkanlıkların artması, stres faktörü ve düzensiz uyku gibi durumlar bu hastalığın oluşumuna hızlı etkiliyor' dedi.<br/><br/>Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Özdeş diyabet hastalısı vatandaşların sayısının giderek arttığını ve daha genç yaşlara görülmeye başladığını dikkat çekti. Kan şekerinin yüksek seyretmesiyle görme kaybı, böbrek yetersizliği, uzuv kaybı gibi durumları ortaya çıkabileceği riskli bir hastalık olduğunu ifade eden Uzm. Dr. İbrahim Özdeş, 'Diyabet, pankreas bezinin yetersiz çalışmasıyla ve ya pankreas bezinin ürettiği insülin yeterli etki edememesi sonucu ortaya çıkan hastalık. Hastanın açlık kan şekeri 126 mg/dL seviyesinin üzerinde olduğunda diyabet tanısı koyuyoruz.  Şeker hastası olanlarda sık ağız kuruluğu, sık tuvalete girme, halsizlik yorgunluk, kilo kaybı, kaşıntı, mantar enfeksiyonları ve sık sık enfeksiyon hastalığı olma gibi belirtileri vardır. Bu tür şikayeti olan hastaların  herhangi bir zamanda damar yolundan aldığımız kanda şeker seviyesinin 200 mg/dL üzerinde çıkması durumunda da diyabet hastası tanısı koyuyoruz' dedi.<br/><br/>Diyabet hastalığının türleri<br/>Diyabet hastalığında sık görülen 3 türü var belirten Uzm. Dr. İbrahim Özdeş, 'Bunlardan bir tanesi tip bir diyabet hastalığı pankreas bezinin hiç çalışmadığı durumlarda hatta tamamının yüzde 80’e varan durumlarda kaybolduğunu gördüğümüz, daha çok çocukluk zamanında başlayan ve zayıf hasarla başlayan akut görüntülü başlayan bir hastalıktır. Diğeri bizim daha çok gördüğümüz, daha çok 30 yaş üzeri kişilerde görünen ama son zamanlarda daha genç yaşlarda da görülmeye başlayan, hastalarda yüzde 95 oranında gördüğümüz tip iki diyabet türüdür. 3’üncüsü ise gestasyonel diyabet, gebelerde bazı hormonların değişmesiyle özellikle 24 ile 28’inci hafta arasında kan şekeri seviyesini yükselmesiyle devam eden başka bir türdür. Gestasyonel diyabette ilerleyen zamanda hasta tekrar normal sağlığına geri dönebilir' ifadelerini kullandı.<br/><br/>Stres, diyabet hastalığının  artmasında önemli etken<br/>Son yıllarda diyabet çok hızlı artan bir hastalık olduğunu dikkate çeken Dr. Özdeş, '1998 yılında Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışmasında (TURDEP) yüzde 7,1 oranında görünen diyabet hastalığında arandan 12 yıl sonra 2010 yılında yapılan TURDEP çalışmasında  yüzde 13,7 seviyelerine kadar yükselmiştir. Özellikle beslenme alışkanlıkları, hareketsiz kalma kötü alışkanlıkların artması, stres faktörü ve düzensiz uyku gibi durumlar bu hastalığın oluşumuna hızlandırıyor' şeklide konuştu.<br/><br/>Diyabet hastalığında beslenme ve spor<br/>Beslenme konusu diyabet hastalığı için en önemli nokta olduğunu ifade eden Dr. Özdeş, 'Daha çok lifli yiyecekler yemeğe dikkat edilmeli. Basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratları tercih etmeliyiz. Rafine ürünlerden uzak durmamız gerekiyor yani pastane ürünlerinden. Yani un ve şeker içeren ürünlerden uzak durmamız gerekiyor. Un ve şeker çok hızlı bir şekilde kan şekerini yükselttikleri için pankreasın daha çabuk tükenmesine denen oluyorlar. Bunun için bu tür besinleri hayatımızdan çıkartmamız lazım. Diyabet hastalığında en iyi besleneme tarzı Akdeniz beslenme tarzıdır. Hastanın yumurta ve yoğurt gibi ürünleri de tüketmesi gerekiyor. Haftada 4 öğün kırmızı et yada tavuk, 2 öğün balık 4 öğün bakliyat türü geriye kalan öğünlerde de sebze yemeği tercih etmesi gerekiyor.  Haftalık 150 dakikalık spor yapmaları gerekiyor. Günlük 50 dakika civarı olmak üzere haftada 3 dört defadan oluşan yürüyüşler yapması gerekiyor' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/10-03-2025/22972214442457420116.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94457</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bursa-buyuksehir-bagimlilik-ve-iyilesme-sempozyumu-nda-yerini-aldi-94457.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bursa-buyuksehir-bagimlilik-ve-iyilesme-sempozyumu-nda-yerini-aldi-94457.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-09 14:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-09 14:45:01</updated>
			<title>BURSA BÜYÜKŞEHİR, ‘BAĞIMLILIK VE İYİLEŞME SEMPOZYUMU’NDA YERİNİ ALDI</title>
			<description>Bursa Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da düzenlenen ‘Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’nda yerini alarak bağımlılıkla mücadeledeki deneyimlerini ve çalışmalarını katılımcılara aktardı.</description>	
			<content>Bursa Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da düzenlenen ‘Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’nda yerini alarak bağımlılıkla mücadeledeki deneyimlerini ve çalışmalarını katılımcılara aktardı.<br/>Bağımlılık Akademisi, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi ile İstanbul Kent Üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bağımlılık üzerine çalışan uzmanları bir araya getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Sağlık Hizmetleri ve Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü de sempozyumda yerini aldı. Bağımlılıkla mücadeledeki deneyimlerini ve çalışmalarını katılımcılara aktaran Bursa Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, ‘Sahadan Bakış’ panelinde ‘Bağımlılıktan özgürlüğe, toplumsal entegrasyon: Bir olgu’ sunumu gerçekleştirdi. GADEM’in bağımlılıkla mücadele çalışmalarını da anlatan yetkililer, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla yerel yönetimlerin bağımlılıkla mücadeleye dair geliştirdiği yöntemler ve toplumsal entegrasyon süreçleri hakkında bilgi verdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/09-03-2025/22215305723132620469.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94393</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/alanya-da-saglik-calisanlari-8-mart-ta-unutulmadi-94393.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/alanya-da-saglik-calisanlari-8-mart-ta-unutulmadi-94393.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-08 21:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-08 21:45:02</updated>
			<title>ALANYA’DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI 8 MART’TA UNUTULMADI</title>
			<description>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan, 7 gün 24 saat görevini büyük bir özveri ile yerine getiren kadın çalışanlarının ' Kadındalar Günü’nü' unutmadı.</description>	
			<content>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan, 7 gün 24 saat görevini büyük bir özveri ile yerine getiren kadın çalışanlarının ' Kadındalar Günü’nü' unutmadı.<br/>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetim ekibi, hastanenin farklı birimlerinde hizmet vermekte olan kadınlarına yerinde ziyaret ederek karanfil dağıttı.  Göstermiş oldukları sağlık hizmetlerinden dolayı kadınlara teşekkür eden Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Ali Alpay,' Kadınlarımız, sağlık alanında önemli bir güce ve öneme sahiptir. Sağlık sisteminin ayrılmaz bir parçası olan ve hastanemizin yüzde 60 ’ını oluşturan çalışan kadınlarımızla birlikte yan yana omuz omuza çalışmaktan gurur ve onur duyuyoruz. Bir toplumun gelişmesi, değişmesi ve aile yapısı tamamen kadına bağlıdır. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi de ancak o ülkenin kadınlarının istihdama katılımıyla mümkündür. Gerek ev hayatımızda gerekse iş hayatımızda çok önemli yere sahip olan, her daim varlıklarına muhtaç olduğumuz saygıdeğer kadınlarımızın’ 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ‘ en içten dileklerimle kutluyorum' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/08-03-2025/24940319132249323891.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94379</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/beyaz-uniformalariyla-karanfil-dagittilar-94379.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/beyaz-uniformalariyla-karanfil-dagittilar-94379.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-08 18:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-08 18:00:03</updated>
			<title>BEYAZ ÜNİFORMALARIYLA KARANFİL DAĞITTILAR</title>
			<description>Edirne’de üniversite öğrencileri Saraçlar Caddesi’nde stant açtı.</description>	
			<content>Edirne’de üniversite öğrencileri Saraçlar Caddesi’nde stant açtı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde öğrenciler kadınlara karanfil dağıttı.<br/>Akılcı İlaç ve Eczacılık Topluluğu tarafından kadınların toplumdaki önemine dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Trakya Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesinde bulunan Akılcı İlaç ve Eczacılık Topluluğu öğrencileri, 8 Mart 2025’te Saraçlar Caddesi’nde stant açarak, Dünya Kadınlar Günü’nün anlam ve önemine dikkat çekmek amacıyla bir etkinlik düzenledi. Öğrenciler, etkinlikte güçlü kadınlara olan saygılarını ve desteklerini sunmak için özenle hazırladıkları anlamlı sözleri ve karanfilleri emekçi kadınlara hediye etti.<br/>Öğrenciler kadınların sağlık, eğitim ve sosyal yaşamda daha güçlü yer alması gerektiğini vurguladı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla önlüklerini giyip sahaya indiklerini belirten öğrenciler, kadınlara verilen değerin artması ve farkındalık oluşturmak amacıyla bu şekilde bir saha etkinliği düzenlediklerini belirttiler.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/08-03-2025/31083209392054824907tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94370</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/elazig-da-normal-dogumu-tesvik-etme-etkinligi-94370.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/elazig-da-normal-dogumu-tesvik-etme-etkinligi-94370.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-08 15:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-08 15:30:02</updated>
			<title>ELAZIĞ’DA NORMAL DOĞUMU TEŞVİK ETME ETKİNLİĞİ</title>
			<description>Normal doğum farkındalık etkinlikleri, İl Sağlık Müdürlüğüne  bağlı Alacakaya  Toplum Sağlığı Merkezinde devam etti.</description>	
			<content>Normal doğum farkındalık etkinlikleri, İl Sağlık Müdürlüğüne  bağlı Alacakaya  Toplum Sağlığı Merkezinde devam etti.<br/>Merkez çalışanları, anne ve anne adayları ile birebir görüşerek, zorunlu olmadıkça normal doğumun en iyi doğum yöntemi olduğunu belirten broşürler eşliğinde  gebelik, emzirmenin önemi, gebelikte beslenme, ve  anne sütünün önemi hakkında  bilgilendirmede bulundu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/08-03-2025/29390228322282526239tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94318</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglikta-mart-ayi-askom-toplantisi-gerceklestirildi-94318.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/saglikta-mart-ayi-askom-toplantisi-gerceklestirildi-94318.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-08 05:00:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-08 05:00:01</updated>
			<title>SAĞLIKTA MART AYI ASKOM TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ</title>
			<description>Cihan Tekin başkanlığında mart ayı acil sağlık hizmetleri koordinasyon komisyonu (ASKOM) toplantısı gerçekleştirildi.</description>	
			<content>Erzincan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin başkanlığında mart ayı acil sağlık hizmetleri koordinasyon komisyonu (ASKOM) toplantısı gerçekleştirildi.<br/>Toplum Sağlığı Merkezi toplantı salonunda gerçekleşen toplantıda belirlenen gündem maddeleri görüşülerek, il genelinde sağlık hizmetlerinin sunumuna yönelik istişarelerde bulunuldu.<br/>Yapılan toplantıya Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Gülşah Taş, Başkan Yardımcıları Dr. Aslan İskender, Dr. Hacı Osman Yılmaz, İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri ve sağlık tesislerinin başhekimleri katıldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/08-03-2025/26431249492409829566tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94231</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/karadeniz-insaninin-vazgecilmezi-ama-fazla-tuketilmesi-tiroid-bezi-hastaliklarini-tetikliyor-94231.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/karadeniz-insaninin-vazgecilmezi-ama-fazla-tuketilmesi-tiroid-bezi-hastaliklarini-tetikliyor-94231.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-07 09:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-07 09:30:02</updated>
			<title>KARADENİZ İNSANININ VAZGEÇİLMEZİ AMA FAZLA TÜKETİLMESİ TİROİD BEZİ HASTALIKLARINI TETİKLİYOR</title>
			<description>Karadeniz Bölgesinde tiroid bezi rahatsızlığının çok sık görüldüğü bunun da genelde bölgede fazla miktarda tüketilen karalahanadan kaynaklandığı belirtildi.</description>	
			<content>Karadeniz Bölgesinde tiroid bezi rahatsızlığının çok sık görüldüğü bunun da genelde bölgede fazla miktarda tüketilen karalahanadan kaynaklandığı belirtildi.<br/>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İmperial Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Doğukan Atabay, Tiroid bezi hastalıklarının ülkemizde sık görülen bir hastalık olduğunu ancak Karadeniz Bölgesi’nde bu oranın daha yüksek olduğunu söyledi. Atabay, 'Tiroid bezi hastalıkları ülkemizde çok sık görülen hastalıklardan birisidir. Karadeniz bölgemizde biraz fazla olmasının sebebi ise karalahana tüketiminin fazla olması ve buna bağlı ortaya çıkan iyot eksikliğidir. Aşırı karalahana tüketimi iyot emilimini azalttığından guatra yol açar. Bunun dışında şalgam, turp kabak gibi besinlerinde fazla tüketilmesi, iyotsuz tuz kullanımı da guatr sebebi olabilir' dedi.<br/><br/>'Kadınların yaklaşık yüzde 40-50’sinde görülüyor'<br/>Tiroid bezinde ortaya çıkan bezelere nodül adı verildiğini bunun da kadınlarda fazla görüldüğüne dikkat çeken Atabay, 'Tiroid bezinde ortaya çıkan bezelere nodül diyoruz. Toplumumuzda kadınlarda yaklaşık yüzde 40-50 oranında erkeklerde ise yüzde 20-30 oranında tiroid bezinde nodül görülebilir. Nodüllerin yüzde 95’i iyi huyludur. Ancak bunları yakın takip etmemiz gerekiyor. Çünkü bazılarında boyut artışı ortaya çıkarak hastada nefes darlığı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ortaya çıkarabilir. Bir kısmı da kansere dönüşerek tiroid kanseri oluşturabilir. Tiroid nodülünü elle muayene edilebiliyoruz ancak  kesin teşhisi ultrasonografi ile ortaya koyuyoruz. Ultrasonda nodülün iyi ya da kötü huylu olabileceği ile ilgili yorum yapabiliyoruz. Eğer şüphemiz yüksekse biyopsi alarak tanıyı kesinleştirip ona göre tedavi planlaması yapıyoruz' diye konuştu.<br/><br/>'Tiroid nodüllerinde artık tek şeçenek ameliyat değil'<br/>Eskiden açık ameliyatla tiroid bezinin komple çıkarıldığını ifade eden Atabay, 'Her tiroid nodülünün tedavi edilmesi gerekmiyor. Nodül iki santimden büyükse, ses kısıklığı, yutma güçlüğü yapıyorsa, kanser şüphesi varsa tedavi olması gerekir Eskiden tek tedavi açık ameliyat ile troid bezinin komple alınmasıydı. Bu durumda hastamız ömür boyu ilaç kullanıyordu ve dışardan alınan bu ilaçlar da vücudun ürettiği hormonun yerini bir türlü tutamadığından hastamızdaki şikâyetler sürekli devam ediyordu. Ancak son yıllardaki gelişmelerle beraber bu nodülleri ameliyatla çıkarmak yerine mikrodalga ablasyon tedavisi ile iğne deliğinden giriş yaparak o nodülü yakarak tedavi edebiliyoruz. Böylelikle tiroid bezini koruduğumuz için hastamız ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalmıyor. Ameliyatta yaklaşık 4-5 santimlik boynunda kesi oluyor bu kesi olmadığı için çirkin ameliyat görüntüsü ortaya çıkmıyor. Açık ameliyatlarda yüzde 10 ihtimalle ses tellerinin zarar görmesi ve buna bağlı kalıcı ses kısıklığı riski var. Mikrodalga ablasyon tedavisinde ses kısıklığı riski çok çok düşük oluyor. Bir diğer avantajı ;hastayı ameliyathaneye sokmuyoruz işlem lokal anestezi ile  yaklaşık 30-40 dakika sürüyor. Tedaviden 30 dakika sonra hastamızı taburcu edip normal hayatına geri döndürebiliyoruz. Ayrıca tiroid nodüllerinde artık tek şeçenek ameliyat değil, mikrodalga ablasyon tedavisi uygun hastalarda son derece başarılı ve etkili bir tedavi olarak literatürde yerini almıştır. Bu işlem iyi huylu tiroid nodüllerinde son derece etkili bir tedavi olmasının yanında bazı tiroid kanserlerinde de oldukça başarılıdır' diye konuştu.<br/><br/>Tüketim için şimdi tam zamanı ama...<br/>Karalahananın yörenin vazgeçilmez ürünleri arasında olduğunu belirten manav çalışanı Ali Kemal Özkan ise bu dönemlerde karalahanaya talep fazla olduğunu belirterek 'Çünkü kar yağdı ve kar gören karalahana daha da tatlanır. Manavımızda en fazla satılan sebzelerden karalahana öne çıkıyor. Karalahananın yöresel, lezzetli olması nedeniyle Trabzon’un vazgeçilmezi diyebiliriz. Karalahana, mısır ekmeği, hamsi bizim vazgeçilmez ürünlerimiz. Şu an tam karalahananın mevsimi sarması, çorbası yenecek zamanı' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/07-03-2025/28997217992731825540tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94141</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bagimlilikla-mucadelede-universitelere-onemli-gorevler-dusmekte-94141.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bagimlilikla-mucadelede-universitelere-onemli-gorevler-dusmekte-94141.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-06 10:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-06 10:15:02</updated>
			<title>BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE ÜNİVERSİTELERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞMEKTE</title>
			<description>7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla düzenlenen 'Bağımlılık Sempozyumu' başlıklı etkinlik gerçekleştirildi.</description>	
			<content>7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla düzenlenen 'Bağımlılık Sempozyumu' başlıklı etkinlik gerçekleştirildi.<br/>Cumhuriyet Konferans Salonu’nda programın açılış konuşmasını yapan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Genç Yeşilay Öğrenci Topluluğu danışmanı Prof. Dr. Şükrü Öksüz, sempozyumun bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşturmak ve sağlıklı bir yaşamı teşvik etmesi amacıyla düzenlendiğini belirterek konuşmasına başladı. Bağımlılıkla mücadelede farkındalığın önemine vurgu yaparak konuşmasını sürdüren Öksüz, 'Bağımlılıkla mücadelede eğitim, bilinçlendirme ve önleyici tedbirler büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte ailelere, eğitimcilere, sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere önemli görevler düşmektedir' ifadelerinde bulundu.<br/>Yeşilay Düzce Şube Başkanı İsmail Korkmaz ise, Yeşilay Haftasının önemine dikkat çekerek sempozyumun düzenlenmesine katkı sağlayan akademisyenler ve öğrenciler ile Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne teşekkür etti.<br/><br/>YEDAM’ın bağımlılıkla mücadeledeki rolü<br/>Yeşilay Sosyal Hizmet Uzmanı Gülbahar Çınar, bağımlılıkla mücadelede önemli bir kurum olan ve Düzce’de faaliyetlerini sürdüren YEDAM’ın hizmetlerini anlattı. YEDAM’ın bağımlılıkla ilgili farkındalık oluşturma, rehberlik ve sosyal destek sağlama konularında sunduğu hizmetleri detaylandıran Gülbahar Çınar, 'Bizlere 115 çağrı hattından ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Toplumsal farkındalıkla bağımlılığı yüzde 30 oranında azaltabiliriz'<br/>Alanında uzman akademisyenler tarafından çeşitli sunumların yapıldığı sempozyum Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şerif Demir’in yönetiminde gerçekleştirildi. Sempozyumun ilk konuşmacısı Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Meltem Küçükdağ 'Psikiyatri ve Bağımlılık' başlıklı sunumunda, bağımlılığın nörobiyolojik temelleri, tedavi yöntemlerini ve psiko-sosyal müdahaleleri ele aldı. Toplumsal farkındalık önemli ölçüde oluşturulursa bağımlılığın yüzde 30 oranında engellenebileceğini belirten Küçükdağ, erken tanı ve ailelere düşen sorumluluklara vurgu yaparak konuşmasını sonlandırdı.<br/><br/>'Sigara kullananlar, tütün endüstrisinin birer reklamcısı'<br/>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Dr. Öğr. Üyesi Abdülkadir Kaya 'Tütün Bağımlılığı ve Etkileri' konulu sunumunda, sigaranın tarihçesinden, tütün bağımlılığının insan sağlığı üzerindeki etkilerine kadar geniş bir perspektif sundu. Sigara kullananların, tütün endüstrisinin birer reklamcısı haline geldiğini dile getiren Kaya, 'Özellikle sanal bahis şirketleri üniversite öğrencilerini hedef alarak suça teşviki artırmaktadır' ifadelerini kullandı.<br/>Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Arş. Gör. Dr. Hatice Kübra Doğancı ise 'Bağımlılığın Psiko-Sosyal Boyutu' konulu sunumunda, bağımlılığa yönelik önleyici çalışmalara dikkat çekerek 'Bağımlılıktan kurtulan bireylerin büyük bir kısmı, uygun sosyal destek mekanizmaları oluşturulmazsa tekrar bağımlılığa dönebilmektedir. Bağımlı bireyler işsizlik, evsizlik ve sosyal dışlanma gibi risklerle karşı karşıya kalmaktadır' şeklinde konuşmasıyla program sona erdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/06-03-2025/28840240552879826229.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94078</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/korkuteli-nde-2-yeni-doktor-goreve-basladi-94078.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/korkuteli-nde-2-yeni-doktor-goreve-basladi-94078.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-05 17:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-05 17:45:03</updated>
			<title>KORKUTELİ’NDE 2 YENİ DOKTOR GÖREVE BAŞLADI</title>
			<description>Korkuteli Devlet Hastanesine ataması yapılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Merve Türk ve Mehmet Erdoğan hasta kabulüne başladı.</description>	
			<content>Korkuteli Devlet Hastanesine ataması yapılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Merve Türk ve Mehmet Erdoğan hasta kabulüne başladı.<br/>Korkuteli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berna Gencel, ilçeye ataması yapılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Merve Türk ve Doktor Mehmet Erdoğan’ın  hastanenin kadrosunun arttığını söyleyerek,  İlçe halkına en üst seviyede hizmet vermeye devam ediyoruz. Devlet hastanesi olarak sağlıkta kaliteyi artırmak ve vatandaşlara bu konuda gerekli hizmeti vermek gayreti içerisindeyiz. En iyi sağlık sonuçlarına ulaşmak amacıyla ihtiyacı olan herkese hasta ile çalışan güvenliği ve memnuniyetinden taviz vermeden yeterli kaynaklara sahip tesislerde, iyi eğitilmiş uzmanlar ve sağlık personeli tarafından doğru uygulamalarla, doğru zamanda eşit hizmetin sağlanmasını amaçlıyoruz' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/05-03-2025/29683300032061329404tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>94033</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmanindan-uyari-gebelikte-tiroit-ve-diyabet-riskine-karsi-onlem-alin-94033.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/uzmanindan-uyari-gebelikte-tiroit-ve-diyabet-riskine-karsi-onlem-alin-94033.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-05 09:00:01 </pubDate>
			<updated>2025-03-05 09:00:01</updated>
			<title>UZMANINDAN UYARI: GEBELİKTE TİROİT VE DİYABET RİSKİNE KARŞI ÖNLEM ALIN</title>
			<description>Gebelik sürecinde anne vücudu, bebeğin gelişimi için birçok fizyolojik değişim geçiriyor.</description>	
			<content>Gebelik sürecinde anne vücudu, bebeğin gelişimi için birçok fizyolojik değişim geçiriyor. Bu değişimler, bazı endokrin hastalıkların ortaya çıkmasına veya var olanların daha da belirginleşmesine neden olabiliyor. Türkiye’de her yıl binlerce anne adayının, gebelik sürecinde tiroit hastalıkları veya gestasyonel diyabet gibi endokrin sorunlarla karşılaştığını belirten Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mina Gülfem Temiztürk, erken teşhis ve doğru yönetim ile bu hastalıkların anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza indirilebileceğini söyledi.<br/>Yapılan araştırmalar, gebelikte endokrin hastalıkların izlenme sıklığının son yıllarda arttığını gösteriyor. Özellikle stres, genetik faktörler ve beslenme alışkanlıkları bu artışta etkili oluyor. Normal gebelik sürecinde meydana gelen fizyolojik değişiklikleri bilmenin bu dönemde görülen endokrin hastalıkların yönetimindeki ana unsur olduğunu aktaran Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mina Gülfem Temiztürk, gebelik döneminde sık karşılaşılan endokrin hastalıklar ve tedavileri ile ilgili bilgi verdi.<br/><br/>'Gebelik planlayan ve gebe olan tüm kadınlar tiroit fonksiyonuna baktırmalı'<br/>Artan östrojen düzeylerinin, gebelik hormonu olan beta HCG’nin uyarıcı etkisinin, artan iyot ihtiyacının gebelik döneminde tiroit yapısında ve fonksiyonlarında değişikliğe neden olabildiğini aktaran Uzm. Dr. Mina Gülfem Temiztürk, 'Bu değişiklikler bebek ve anne için risk oluşturabileceğinden gebelik planlayan tüm kadınların ve tüm gebelerin başlangıçta tiroit fonksiyonlarına baktırması (TSH ölçümü) önerilmektedir. Bu dönemlerde tüm gebelere günlük 150 mikrogram iyot takviyesi de yapılması gerekmektedir. Bu destek multivitaminler ve folik asit ile kombine preparatlarla verilebilir. Desteğe gebelik planlandığında başlanıp; gebelik dönemi ve emzirme dönemi tamamlanıncaya kadar devam edilmelidir' dedi.<br/><br/>'Hipotiroidi tanısı alan kadınların TSH seviyeleri gebelik boyunca takip edilmeli'<br/>Önceden tedavi edilen hipotiroidi bulunan kadınların, hamile kaldığında artmış tiroit hormon ihtiyacını karşılamak için almakta olduğu ilaç dozunun artırılması gerektiğine dikkat çeken Temiztürk, tiroit bezi tamamen ameliyat ile alınmış veya daha önceden RAI (atom) tedavisi almış olan kadınlarda gebelik sırasında daha yüksek ilaç dozlarına ihtiyaç duyulabildiğini bildirdi. Uzm. Dr. Temiztürk, gebeliğin başında yeni hipotiroidi tanısı alan kadınların ise yüksek TSH seviyelerinin tüm gebeliği boyunca takip edilmesi ve ilaç tedavisi ile gebelik haftasına uygun değerlere düşürülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.<br/><br/>Hamilelik diyabeti hem anne hem de fetüsü olumsuz etkiler<br/>Gestasyonel diyabet, yani gebelikte ortaya çıkan diyabetin hem anne hem fetüs hem de gebeliğin seyri üzerine olumsuz etkileri bulunduğunun altını çizen Temiztürk, sözlerine şöyle devam etti:<br/>'Gestasyonel diyabet, ikinci ve üçüncü trimesterlerde ortaya çıkan insülin direncine bağlı gelişir. Gebeliğin 24-28. haftaları arasında tarama ve tanı testleri yapılmaktadır. Diyabet hastası olup gebelik planlayan tüm kadınların, gebelikten en az 3 ay önce kontrollerini yaptırmaları ve HbA1c değerlerini hedef olan 6.5 seviyesinin altına düşürmeleri gerekir. Bilinen diyabeti olmayan ama gebelik planlayan ve diyabet hastalığı açısından risk faktörleri bulunan kadınlarda ise gebelik öncesi dönemde ya da bu mümkün değilse gebeliğin 15. haftasından önceki ilk üç aylık dönemde açlık kan şekeri ya da HbA1c ölçümü yaptırmaları gerekir. Bu işlem ile glukoz metabolizmasına ait bozukluklar değerlendirilmelidir.'<br/><br/>'Gebelikte şeker yüklemesinin bebeğe zararı olmaz'<br/>Türkiye Endokrinoloji Metabolizma Derneği’nin gebelikte şeker yüklemesinin mutlaka yapılması görüşünde olduğunu ifade eden Temiztürk, bu testin bebeğe tıbbi açıdan olumsuz bir etkisi olmayacağını kaydetti. Temiztürk, fazla kilonun, polikistik over sendromu tanısı almanın, daha önceki hamileliklerde gebelik diyabeti varlığının, anne yaşının 40’tan ileri olmasının, daha önce tespit edilmiş kan şekeri yüksekliği bulunmasının, birinci derece akrabalarda diyabet olmasının ve 4 kilo üzerinde bebek doğurmanın hamilelik diyabeti için risk faktörleri arasında olduğunu söyledi.<br/><br/>'Hipofiz bezi adenomları ve böbrek üstü bezi hastalıkları hayati önem taşır'<br/>Gebelik döneminde hipofiz bezinde de bazı anatomik ve hormonal değişiklikler yaşanabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Mina Gülfem Temiztürk, 'En sık görülen sorun hipofiz adenomlarıdır. Adenomların büyüme olasılığı, hormon salgılayan adenomların takipleri ve hormonal eksiklik gibi durumlar mutlaka endokrinoloji uzman muayenesi gerektirir. Bu hastaların bir an önce saptanması ve tedaviye başlanması hem bebek hem de anne için hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra gebelikte böbrek üstü bezi hastalıkları görülme sıklığı ise düşük olmakla birlikte; ölümle sonuçlanabileceğinden zamanında tanı konması hayati önem taşır' ifadesini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/05-03-2025/20138305702221823584tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93949</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/medical-point-turkiye-nin-ilk-ozel-hasta-dostu-hastanesi-secildi-93949.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/medical-point-turkiye-nin-ilk-ozel-hasta-dostu-hastanesi-secildi-93949.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-04 11:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-03-04 11:00:03</updated>
			<title>MEDİCAL POİNT, TÜRKİYE’NİN İLK ÖZEL ‘HASTA DOSTU HASTANESİ’ SEÇİLDİ</title>
			<description>Türkiye’de sağlık hizmetlerinde hasta odaklı yaklaşımıyla fark oluşturan İEÜ Medical Point Hastanesi, Uluslararası Stratejik Sağlık Araştırmaları Merkezi (USSAM) tarafından verilen 'Hasta Dostu Hastane 2024' ödülünü kazandı.</description>	
			<content>Türkiye’de sağlık hizmetlerinde hasta odaklı yaklaşımıyla fark oluşturan İEÜ Medical Point Hastanesi, Uluslararası Stratejik Sağlık Araştırmaları Merkezi (USSAM) tarafından verilen 'Hasta Dostu Hastane 2024' ödülünü kazandı. Yapılan bilimsel değerlendirmeler sonucunda Türkiye’nin ilk özel ‘Hasta Dostu Hastanesi’ unvanını alan Medical Point, hasta memnuniyeti ve etik değerlere bağlılığıyla öne çıktı.<br/><br/>Bilimsel değerlendirme sürecinden başarıyla geçti<br/>USSAM tarafından 1 Ocak - 31 Aralık 2024 tarihleri arasında yapılan bilimsel incelemede, hasta güvenliği, hizmet kalitesi ve etik ilkelere bağlılık değerlendirildi. Analizler sonucunda hasta dostu sağlık hizmetleriyle öne çıkan Medical Point, sunduğu hizmet anlayışıyla sağlık sektöründe önemli bir başarıya imza attı.<br/><br/>'Sağlıkta 7S değerlerimizle fark oluşturuyoruz'<br/>Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, kurum kültürlerinin temelinde hasta odaklı sağlık hizmetlerinin yer aldığını vurgulayarak, 'Medical Point olarak sağlık hizmetlerinde mükemmeliyeti hedeflerken, kurum kültürümüzün temelini oluşturan 7S değerlerimize (Sabır, Sadakat, Sevgi, Sürdürülebilirlik, Samimiyet, Saygı, Sır) her zaman bağlı kaldık. Hasta odaklı yaklaşımımız ve etik değerlerimiz sayesinde Türkiye’nin ilk özel ‘Hasta Dostu Hastanesi’ unvanını taşımaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu ödül, hastalarımıza duyduğumuz sorumluluğun ve sağlıkta kalite anlayışımızın bir göstergesidir. Bizlere güvenen hastalarımıza ve özveriyle çalışan ekibimize teşekkür ediyorum.'<br/>Veysi Kubba, hasta dostu hastane unvanının bilimsel değerlendirmenin yanı sıra empati, güven, merhamet, güler yüz ve ilgi gibi insani değerlerle şekillendiğini belirterek şunları ekledi: 'Bu ödül, akademisyenlerin bilimsel ölçümleri ve hastalarımızın değerlendirmeleri sonucu kazanıldı. Bizim için en değerli gösterge, hastalarımızın kendilerini güvende ve değerli hissetmesidir. Bu unvanı taşımaktan ve sürdürülebilir kılmaktan büyük gurur duyuyoruz.' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/04-03-2025/22502267572300225317.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93941</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/sahura-mutlaka-kalkin-93941.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/sahura-mutlaka-kalkin-93941.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-04 09:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-04 09:15:02</updated>
			<title>SAHURA MUTLAKA KALKIN</title>
			<description>Yasin Yılmaz, Ramazan ayında sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek mutlaka sahura kalkılması gerektiği önerisinde bulundu.</description>	
			<content>DÜZCE(İHA) – Dr. Yasin Yılmaz, Ramazan ayında sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek mutlaka sahura kalkılması gerektiği önerisinde bulundu.<br/>Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz 11 ayın sultanı Ramazan ayında nedeniyle sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. Yılmaz, Ramazan ayının beslenme ve yaşam rutininin değiştiği bir dönem olduğunu belirterek 'Sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi için iftar ve sahur arasında geçen sürede en az 2 öğünü tamamlamak önemlidir. İki vakit arasındaki zaman dilimin kısalması ve uykudan istifade etmek amacıyla sahurda yemek yenmemesi ya da sadece su içilmesinin yaklaşık 13 saat olan açlığı daha uzun sürelere çıkarmaktadır. Bu da gün içerisinde açlık kan şekerinin ani düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı sağlıklı bir oruç süreci için; süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilmeli ancak aşırı yağlı ve tuzlu yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması gerekmektedir. İftar vaktinde ise; yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı ve çok fazla miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir' dedi.<br/><br/>Sıvı tüketimine dikkat<br/>İftar ve sahur arasında yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu halsizlik, bulantı, baş dönmesi ve düzensiz tansiyon değerleri gibi sağlık problemleri yaşanabileceğini işaret eden Dr. Yılmaz 'Günde ortalama en az 1,5-2 litre (8-10 su bardağı) su içmeye bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade maden suyu veya komposto gibi şeker içeriği düşük sıvıları tüketmeye özen gösterilmelidir.  Sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmek ve bağışıklığımızı güçlü tutmak adına oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonlar şeklinde beslenin' diyerek açıklamasını tamamladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/04-03-2025/29170201722264024236.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93761</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/selcuklu-da-sagliga-yatirim-suruyor-93761.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/selcuklu-da-sagliga-yatirim-suruyor-93761.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-02 11:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-02 11:00:02</updated>
			<title>SELÇUKLU’DA SAĞLIĞA YATIRIM SÜRÜYOR</title>
			<description>Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi sağlık konusunda sürdürdüğü yatırım ve iş birliklerine bir yenisini daha ekledi.</description>	
			<content>Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi sağlık konusunda sürdürdüğü yatırım ve iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. Bu çerçevede Işıklar ve Yazır Mahallelerine kazandırılacak olan Aile Sağlığı Merkezlerinin protokolü düzenlenen törenle gerçekleşti.<br/>Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırseverler işbirliğiyle Selçuklu’ya yeni sağlık yatırımları kazandırılmaya devam ediyor. Bu kapsamda 2 mahalleye yapılacak olan yeni sağlık tesislerinin protokolü Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç ile hayırseverler İsmail Kamber ve Fikri Kamber tarafından imzalandı. Selçuklu Belediyesi, imzalanan protokolle birlikte Işıklar Mahallesi’nde arsasını temin ettiği alana 5 hekimlik aile sağlığı merkezini, hayırsever iş insanı Fikri Kamber de Yazır Mahallesi’nde 5 hekimlik aile sağlığı merkezi kazandıracak.<br/><br/>'Son 5 yıl içerisinde 32 sağlık projesini ilçemize kazandırmış olduk'<br/>Selçuklu için önemli 2 yatırımın protokol imzası için bir araya geldiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, 'Öncelikle İl Sağlık Müdürümüze ve hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. İlçemize bugüne kadar çok sayıda aile sağlığı merkezi ve 112 acil sağlık hizmetleri istasyonunu birlikte kazandırdık. Son 5 yıl içerisinde ilçemizde belediyemizin yer teminini yaptığı ve yapımını da üstlendiği 16 tanesi 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu, 14 tanesi de aile sağlığı merkezi, 1 tanesi Tarihi Hemşirelik Binası’nın Ayakta Fizik Tedavi ve GETAT Merkezi olarak düzenlenmesi, 1 tane de Aile Gelişim Merkezi Projesi olmak üzere toplam 32 projeyi ilçemize kazandırmış olduk. En son olarak da Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi Projesini tamamladık, İl Sağlık Müdürlüğümüze teslimini gerçekleştirdik. Şu anda faaliyete geçti ve inşallah önümüzdeki günlerde de resmi açılışını gerçekleştireceğiz. Yine ilçemizde 3 tanesi aile sağlığı merkezi, 8 tanesi de 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu olmak üzere 11 sağlık tesisini de hayırseverlerimizin katkılarıyla hayata geçirmiş olduk' dedi.<br/><br/>'Sağlık alanında ve farklı alanlarda iş birliği yapmaya devam edeceğiz'<br/>Sağlık yatırımlarına 2 yeni tesisi daha eklemiş olacaklarını belirten Başkan Ahmet Pekyatırmacı, 'Işıklar Mahallemizde yapımını gerçekleştireceğimiz 5 hekimlik aile sağlığı merkezini Selçuklu Belediyesi olarak hem arsasını temin ettik hem de yapımını inşallah hızlı bir şekilde gerçekleştireceğiz. Işıklar Mahallemizde aile sağlığı merkezi ihtiyacı yoğun bir şekilde devam ediyordu ama yer temini noktasında sıkıntılarımız vardı. Bunu hızlı bir şekilde çözdük ve proje çalışmalarını tamamladık. İnşallah ihalesini de yaparak yine en hızlı şekilde binamızı tamamlayıp İl Sağlık Müdürlüğümüze teslimini gerçekleştirmiş olacağız. Yine Yazır Mahallesi’nde şu anda yapımı devam eden bir külliye inşaatımız var. Burada cami merkezli külliyede çocuk mektebi, millet kıraathanesi ve aile sağlığı merkezi binalarımız olacak. Camiyi hayırseverimiz tamamlamak üzere inşaatı hızlı bir şekilde devam ediyor. Yine çocuk mektebini bir hayırseverimiz üstlendi. Onu da inşallah önümüzdeki günlerde protokolünü yaparak teslimini yapmış olacağız. Millet Kıraathanesi’nin yapımını belediyemiz gerçekleştirecek. Yine aile sağlığı merkezini de Fikri Kamber amcamız üstlenmiş durumda. Ben kendilerine teşekkür ediyorum. Buradaki yapılacak olan aile sağlığı merkezi de aynı şekilde 5 hekimlik bir aile sağlığı merkezi olacak. Yazır Mahallesi bugün nüfus itibariyle ilçemizin en kalabalık, en yoğun mahallesi ve bütün sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri sosyal hizmetler noktasında da sürekli ihtiyaçları devam eden bir mahallemiz. Çok önemli bir hizmeti, yatırımı inşallah mahallemizde belediye, İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırsever iş birliğiyle gerçekleştirmiş olacağız. Hayırseverimize çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. İnşallah ilçemizde yine hayırseverlerimizle birlikte hem eğitim alanında hem sağlık alanında farklı alanlarda iş birliği yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Bu yatırımlarda, hizmetlerde hem bize destek oldukları için hem de ilçemizin eksiklerinin tamamlanması noktasında çok üstün gayretli çalışmalardan ötürü İl Sağlık Müdürümüze ve ekibine ayrıca teşekkür ediyorum. Her iki yatırımımızın her iki protokolümüzün hayırlı olmasını temenni ediyorum' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Selçuklu Belediyemizin katkılarıyla bugüne kadar çok güzel ve büyük eserler halkımızın hizmetine sunuldu'<br/>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’ya teşekkür eden İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç da, 'Gerçekten Konya’da özellikle Selçuklu ilçemizde, Selçuklu Belediyemizin katkılarıyla çok güzel eserlere imza attık. Çok büyük yatırımlar, güzel yatırımlar halkımızın hizmetine sunuldu. Tabii bu bir model şeklinde bakanlığımız, belediyelerimiz ve hayırseverlerimizle birleşince sayı olarak da Konya ilinde Selçuklu ilçemiz en büyük olmasına rağmen sağlık adına olan problemleri çok aza indirgeniyor. Bugün de bu iki projemizle birlikte inşallah çok ihtiyaç olan iki alanımızda bir rahatlama hissedeceğiz. Özellikle Yazır bölgemizde mevcut 4 hekimli aile sağlığı merkezimizin fiziki şartları çok kötü. Zorunlu olduğu için orada geçici hizmet veriyordu. 4 hekimlik aile sağlığı merkezimizi 5 hekimlik olarak genişleterek yeni gelişecek nüfusa da temkinli olarak, rezerv alan bırakarak buraya taşıyacağız inşallah. Yine Işıklar Mahallesi’nde mevcut 1 Nolu Sağlık Ocağımızın nüfusu aşırı yükseldi ve burada artık yeni nüfus kaydedilemiyordu. Başkanımız yine arsanın çok kıymetli olduğu bir alanda bir arsa oluşturdu ve Selçuklu Belediyemiz hem arsayla hem binayla bu sağlık tesisimizi yapacak. Ben ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Tabii özellikle hayırseverlerimizin de bu konuda çok büyük katkıları oldu. Fikri Kamber amcamıza ve ailesine sağlıklı ömürler diliyorum. Rabbim bu hayırlarını kabul etsin. Ülkemiz adına çok güzel örnekleri vermenin gururunu yaşıyoruz. Herkese emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum' diye konuştu.<br/>Konuşmaların ardından Işıklar ve Yazır Mahallelerine kazandırılacak olan sağlık yatırımlarının protokolü taraflarca imzalandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/02-03-2025/31110212043040625773tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93682</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyetisyen-uyardi-ramazan-pidesi-ve-hurma-fazla-tuketilmemeli-93682.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyetisyen-uyardi-ramazan-pidesi-ve-hurma-fazla-tuketilmemeli-93682.html</guid>
			<pubDate> 2025-03-01 14:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-03-01 14:00:02</updated>
			<title>DİYETİSYEN UYARDI: 'RAMAZAN PİDESİ VE HURMA FAZLA TÜKETİLMEMELİ'</title>
			<description>Ramazan Ayı’nda doğru beslenmenin önemine dikkat çeken Diyetisyen Okan Güler, 'Ramazan pidesi ve hurmanın fazla tüketilmesini önermiyoruz, olumsuz etkiler oluşturabilir' dediRamazan Ayı’nın başlamasıyla beraber oruç tutan vatandaşlara iftar ve sahurda doğru beslenme ile ilgili uyarılarda bulunan Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Okan Güler, 'İftar ile sahur arasında yemek yemezsek yağlanma ve kilo alma riski artar.</description>	
			<content>Ramazan Ayı’nda doğru beslenmenin önemine dikkat çeken Diyetisyen Okan Güler, 'Ramazan pidesi ve hurmanın fazla tüketilmesini önermiyoruz, olumsuz etkiler oluşturabilir' dedi<br/>Ramazan Ayı’nın başlamasıyla beraber oruç tutan vatandaşlara iftar ve sahurda doğru beslenme ile ilgili uyarılarda bulunan Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Okan Güler, 'İftar ile sahur arasında yemek yemezsek yağlanma ve kilo alma riski artar. Bunu önlemek için iftar ile sahur arasında bir ara öğün eklemek faydalı olacaktır' dedi. Güler Ramazan Ayı’nda sofraların vazgeçilmezi olan Ramazan pidesi ve hurmanın fazla tüketilmesi, olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti.<br/><br/>'Sahurda kesinlikle ağır bir tüketim istemiyoruz'<br/>Sahurda kahvaltılık ürünler tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Okan Güler, 'Beslenme konusunda sahurda kesinlikle ağır bir tüketim istemiyoruz. Ağır ve yağlı yemekleri kesinlikle önermiyoruz. Daha çok kahvaltılık ürünleri tercih etmek gerekiyor. Peynir, yumurta, zeytin, domates, salatalık, yeşillik gibi besinler bizim için çok daha doğru bir seçim olacaktır. Bunun yanında alternatif olarak çorba, yoğurt veya salata gibi hafif yiyecekler de tüketilebilir. Eğer yemek tarzında bir şeyler düşünüyorsak, zeytinyağlı yemekleri tercih edebiliriz. Ancak bunun dışında yağlı yemeklerden kesinlikle kaçınmamız gerekiyor' diye konuştu.<br/><br/>'Sahuru atlamayı kesinlikle doğru bulmuyoruz'<br/>Sahur atlamanın doğru olmadığını belirten Güler, 'Ramazan ayında en sık karşılaştığımız durumlardan biri sahuru atlamaktır. Sahuru atlamayı kesinlikle doğru bulmuyoruz. Uzun süreli açlıklar bizim için iyi değildir. Sahuru atladığımız takdirde gün içerisinde kan şekerimiz aşırı düşebilir. Bunun sonucunda halsizlik, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi problemler ortaya çıkabilir. Uzun vadede ise bu durum farklı sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle sahurun atlanmaması çok önemlidir. Su tüketimine de dikkat edilmelidir. İnsanların yaptığı en büyük hatalardan biri, sahurda aşırı miktarda su tüketmektir. Açıkçası bunun çok fazla yapılmasını önermiyoruz. Bizim için en doğru yöntem, iftar ile sahur arasında su tüketimini eşit bir şekilde yaymaktır' şeklinde konuştu.<br/><br/>'Kısa bir mola vermek sindirim açısından faydalı olacaktır'<br/>İftarda yemeğe başladıktan sonra 5-10 dakika ara verilmesinin sindirim açısından doğru olacağını kaydeden Okan Güler, 'İftarda en çok dikkat etmemiz gereken şey, beslenmeye hafif bir şekilde başlamaktır. Çünkü iftar sonrasında hastanelere hazımsızlık şikayetiyle yapılan başvurular oldukça fazladır. İftara hafif başlamak zorundayız. Zaten geleneklerimizde de bu vardır; iftara peynir, hurma, zeytin gibi kahvaltılıklar ile başlanabilir. Bunun dışında çorba gibi sıvı ağırlıklı bir ürün tüketilebilir. Özellikle gün boyunca susuz kalındığı için öncelikle sıvı tüketmek önemlidir. Çoğumuz orucumuzu su ile açıyoruz. Su içtikten sonra hurma ve çorba gibi yiyecekler tüketilebilir. Ancak burada önemli bir nokta, iftarda yemek yemeye başlamadan önce ya da çorba sonrası 5-10 dakika ara vermektir. Örneğin, namaz kılmak gibi kısa bir mola vermek sindirim açısından faydalı olacaktır' ifadelerini kullandı.<br/><br/>'Ara öğün bizim için oldukça önemlidir'<br/>İftar ve sahur arasında ara öğün olması gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Okan Güler, 'Tokluk hormonu dediğimiz hormon, yemekten yaklaşık 15-20 dakika sonra salgılanmaya başlar. Eğer bu sürede aşırı miktarda yemek tüketirsek, vücudumuz tokluk hissini geç algılar ve bu durum hazımsızlık, şişkinlik, karın ağrısı gibi problemlere yol açabilir. İftar ile sahur arasında bir ara öğün tüketilmesini öneriyoruz. Ara öğün bizim için oldukça önemlidir. Aksi takdirde sadece iki ana öğün ile beslenmiş oluruz. Bu da uzun süre aç kalmamıza neden olarak vücudun kendini koruma moduna almasına yol açar. Böylece yağlanma ve kilo alma riski artar. Bunu önlemek için iftar ile sahur arasında bir ara öğün eklemek faydalı olacaktır' dedi.<br/><br/>'Ramazan pidesi ve hurmanın fazla tüketilmesini önermiyoruz'<br/>Ramazan pidesi ve hurmanın fazla tüketilmemesi konusunda uyarıda bulunan Güler, 'Ramazan pidesi tüketimine de dikkat edilmelidir. Ramazan pidesi, beyaz undan yapıldığı için diğer beyaz ekmeklerle aynı kategoride değerlendirilebilir. Bu nedenle fazla tüketilmesini önermiyoruz. Ancak tam buğday unu ya da kepekli undan yapılan pideler tercih edilirse, daha sağlıklı bir seçim olabilir. Çünkü beyaz undan yapılan Ramazan pidesi, kan şekerinin hızlı yükselip ardından hızla düşmesine sebep olabilir. Hurma, kan şekeri dengeleyici bir etkiye sahiptir ancak aynı zamanda kuru meyvedir. Bu nedenle fazla miktarda tüketildiğinde kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Doğru miktarda tüketilmesi gerekir. Danışanlarımıza hurmayı genellikle yoğurt ile beraber tüketmelerini öneriyoruz. Yoğurdun içerisine doğrayarak veya yanına süt ve tarçın ekleyerek tüketmeleri daha sağlıklı bir seçim olacaktır' diye konutşu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/01-03-2025/27027300022549222077tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93615</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/okulda-kan-bagisi-kampanyasi-1-gunde-142-unite-kan-bagisi-yapildi-93615.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/okulda-kan-bagisi-kampanyasi-1-gunde-142-unite-kan-bagisi-yapildi-93615.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-28 21:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-28 21:00:02</updated>
			<title>OKULDA KAN BAĞIŞI KAMPANYASI:1 GÜNDE 142 ÜNİTE KAN BAĞIŞI YAPILDI</title>
			<description>Samsun’da bir ilkokulda düzenlenen kan bağışı kampanyasında 1 günde 142 ünite kan bağışı yapıldı.</description>	
			<content>Samsun’da bir ilkokulda düzenlenen kan bağışı kampanyasında 1 günde 142 ünite kan bağışı yapıldı.<br/>Atakum ilçesi Yeşildere Mahallesi’nde bulunan Hüseyin Avni Asal İlkokulu’nda Türk Kızılayı’na kan bağışı kampanyası düzenlendi. Bugün okulda düzenlenen kan bağışı kampanyasında öğretmenler ve veliler bağışta bulundu. 1 günde 142 ünite kan bağışı yapılarak Ramazan’da kan bağışının azalması üzerine Türk Kızılayı’na önemli bir destek verilmiş oldu. Türk Kızılayı yetkilileri Ramazan’da iftardan sonra da kan bağışı yapılacağını hatırlatarak vatandaşlardan destek istedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-02-2025/22892247712042431279tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93600</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/burdur-da-71-yasindaki-hastanin-sah-damarindaki-yuzde-99-luk-tikaniklik-basariyla-acildi-93600.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/burdur-da-71-yasindaki-hastanin-sah-damarindaki-yuzde-99-luk-tikaniklik-basariyla-acildi-93600.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-28 17:15:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-28 17:15:03</updated>
			<title>BURDUR’DA 71 YAŞINDAKİ HASTANIN ŞAH DAMARINDAKİ YÜZDE 99’LUK TIKANIKLIK BAŞARIYLA AÇILDI</title>
			<description>Burdur Devlet Hastanesi’nde yapılan başarılı bir operasyonla, 71 yaşındaki R.</description>	
			<content>Burdur Devlet Hastanesi’nde yapılan başarılı bir operasyonla, 71 yaşındaki R.G. isimli erkek hastanın şah damarında tespit edilen yüzde 99 oranındaki tıkanıklık giderildi.<br/>Burdur’da baş dönmesi ve bayılma şikayetleriyle hastaneye başvuran 71 yaşındaki R.G.’nin yapılan tetkiklerinde, şah damarında ileri derecede daralma olduğu belirlendi. Hayati risk taşıyan bu durum üzerine Burdur Devlet Hastanesi’nde görevli uzman hekimler tarafından acil olarak ameliyat kararı alındı.<br/>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Uzm. Dr. Tarık Taştekin ve Anestezi Uzmanı Uzm. Dr. Nilgün Yazıksız’ın gerçekleştirdiği 'karotis endarterektomi' operasyonuyla, damardaki tıkanıklığa neden olan plak temizlendi. Başarıyla tamamlanan ameliyat sonrası hastanın şikayetlerinin tamamen geçtiği ve sağlığına kavuşarak taburcu edildiği öğrenildi.<br/>Yetkililer, Burdur Devlet Hastanesi’nde bu tür ileri düzey cerrahi operasyonların başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini belirterek, vatandaşların sağlık sorunlarıyla ilgili erken tanı ve tedavi için zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini vurguladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-02-2025/26402222422887630515tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93587</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yurumekte-zorlaniyordu-simdi-maratonda-kosuyor-93587.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yurumekte-zorlaniyordu-simdi-maratonda-kosuyor-93587.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-28 14:15:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-28 14:15:03</updated>
			<title>YÜRÜMEKTE ZORLANIYORDU, ŞİMDİ MARATONDA KOŞUYOR</title>
			<description>Adana’da özel güvenlik görevlisi Ufuk Bildik, 140 kiloya ulaşınca aşırı kilo nedeniyle sağlık sorunları yaşadı.</description>	
			<content>Adana’da özel güvenlik görevlisi Ufuk Bildik, 140 kiloya ulaşınca aşırı kilo nedeniyle sağlık sorunları yaşadı. Tüp mide ameliyatı olarak 68 kilo zayıflayan Bildik, şimdi maratonlarda başarıdan başarıya koşuyor.<br/>Adana’da yaşayan özel güvenlik görevlisi 39 yaşındaki Ufuk Bildik, 140 kiloya ulaşınca aşırı kilo nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı. Hareketleri kısıtlanan Bildik, yürümekte dahi zorlanmaya başladı. Uyku güçlüğü ve kolesterol sorunu da yaşayan Bildik’in, yaklaşık 2.5 yıl önce Gastroenteroloji Uzmanı Op. Dr. Cihan Gökler ile tanışması hayatını değiştirdi. Gökler ve ekibi tarafından, ’tüp mide ameliyatı’ yapılan Bildik, şimdi maratonlarda yarışıyor.<br/>Medical Park Seyhan Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cihan Gökler tarafından 140 kiloya çıkmasına neden olan obezite sorunu nedeniyle ’tüp mide ameliyatı’ yapılan Bildik, doktorunun söylediklerine harfiyen uyup, ameliyat sonrasında da sıkı bir diyet ve spor yaparak 68 kilo verdi. 72 kiloya gerileyen Bildik’i rutin olarak muayene eden Op. Dr. Gökler, 'Yaklaşık 2.5 yıl önce tüp mide ameliyatı yaptığımız Ufuk Bey, 140 kilodan 72 kiloya düşüp, 68 kilo zayıfladı ve kilosunu da koruyor. Ameliyat öncesinde yürümekte dahi zorlanıyordu; şimdi maratonlarda başarıdan başarıya koşuyor. Kendisi iyi bir sporcu' dedi.<br/><br/>'İş yerinde ve evde ciddi sorunlar yaşıyordum'<br/>Ameliyat öncesinde oturup kalkmakta dahi zorlandığını anlatan Ufuk Bildik, 'Ayakta durunca bacaklarım ağrıyordu. Bel ağrılarım vardı. İş yerinde ve evde ciddi sorunlar yaşıyordum. Daha sağlıklı, daha mutlu, daha özgür ve hür olmak için bu ameliyata karar verdim. Ameliyata girmeden önce 140 kiloydum. Şu anda 72 kiloyum. Artık daha rahat hareket ediyorum. İstediğim şekilde, istediğim kıyafeti giyebiliyorum. Gardırobumu tamamen değiştirdim' diye konuştu.<br/><br/>'Daha önce yürümekte zorlanıyordum, şimdi Berlin Maratonu’nu hedefliyorum'<br/>Bildik, '7-8 yıldır gömlek giyemiyordum, şimdi her türlü gömleği alıp, rahatlıkla giyebiliyorum. Ameliyat sonrasında öyle bir değişim yaşadım ki, apartmana girdiğimde komşularım beni tanımıyor. ’Siz kimsiniz’ diye soruyorlar. Selam verecekler ama emin olamadıklarından çekiniyorlar. Daha önce yürümekte zorlanıyordum. Şimdi maratondan maratona başarı için koşuyorum. Hedefim de Berlin Maratonu’na katılmak. Şu anda çok mutluyum. Harikayım. Kendimi süper hissediyorum' dedi.<br/><br/>'Şu anda ikinci baharımı yaşıyorum'<br/>Ameliyatın, kendisi için dönüm noktası olduğunu söyleyen Bildik, 'Şu anda ikinci baharımı yaşıyorum. Bu kiloyu korumak için de bol bol su tüketip, katı-sıvı ayrımına dikkat ettim. Karbonhidrattan ve şekerden uzak durdum. Her şeyden de önemlisi spor yaptım ve yapmaya da devam ediyorum' şeklinde konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-02-2025/27891273602281422103tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93560</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyetisyen-demirel-den-ramazanda-saglikli-beslenme-onerileri-93560.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyetisyen-demirel-den-ramazanda-saglikli-beslenme-onerileri-93560.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-28 08:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-28 08:00:03</updated>
			<title>DİYETİSYEN DEMİREL’DEN RAMAZANDA SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ</title>
			<description>Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Kezban Demirel, Ramazan’da sağlıklı beslenmenin önemine değinerek, 'Besin çeşitliliğini ve porsiyon miktarını kontrol altına almayı başaran bireyler sağlıklı bir Ramazan ayı geçirebilir' dedi.</description>	
			<content>Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Kezban Demirel, Ramazan’da sağlıklı beslenmenin önemine değinerek, 'Besin çeşitliliğini ve porsiyon miktarını kontrol altına almayı başaran bireyler sağlıklı bir Ramazan ayı geçirebilir' dedi.<br/>Ramazan’da beslenme uyarısında bulunan Diyetisyen Karadağ, 'Uzun süren açlıklar sonrası iftar yaptığımız için iftarda ağır yiyeceklerden, yağda kızartılmış, çok yağlı ve hamur işi gibi yemeklerden uzak durmayı tavsiye ediyorum.  Bu yemeklerin yerine daha sağlıklı yemekler tercih edilmeli. İftarda orucumuzu su, hurma ya da zeytinle açtıktan sonra ılık bir çorba içerek devam edilmeli. Çorbadan sonra mutlaka 10 veya 15 dakika ara verilmesini tavsiye ediyorum. Çünkü uzun süre açlık sonrası yemek yemeye başlandığımız için midemizin sindirim yapması için zaman vermemiz gerekiyor.<br/>'Hamur, işi gibi ağır tatlılardan uzak durulmalı'<br/>Gün boyu açlıktan sonra kan şekerimiz belli bir seviye de seyrettiği için bir anda yüklenerek yediğimiz anda kan şekerimizin çok hızlı çıkmasına sebep olur. Bundan dolayı çorbadan sonra mutlaka 10 veya 15 dakika ara verilmesini öneriyorum. Sonrasında beslenmeye devam ederken her besin gurubunu içeren sağlıklı bir beslenme tabağı ile devam edilebilinir. İftardan 2 veya 2,5 saat sonra küçük bir ara öğün yapılmasını öneriyorum. Bunlar meyve, kuru yemiş, sütlü tatlı ve meyveli tatlılar gibi hafif öğün tercih edilir. Hamur, işi gibi ağır tatlılardan uzak durulmalı.<br/>'İftar ve sahur arasında sıvı tüketimine dikkat edilmeli'<br/>Sahurda çok ağır yiyecekler yerine kahvaltılık gibi daha hafif yiyecekler tercih edilmeli. Yumurta, süt, peynir, yoğurt ve yeşilliğinde mutlaka eklendiği tüm besin guruplarını içeren hafif bir öğün yapılmalı. Sahurda kete gibi sadece hamur içeren, karbonhidrat içeren yiyecekler yerine de mutlaka bütün besin guruplarını içeren bir tabak oluşturulmalı. Özellikle iftar ve sahur arasında sıvı tüketimine dikkat edilmeli. En az 2 litre su tüketilmeli, iftar ve sahur arası da 3 litreye tamamlanmalı.' diye konuştu.<br/>Ramazan ayı öncesi Ramazanda nasıl beslenmesi gerektiğini öğrenmek için Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyenine müracaat ettiğini belirten Funda Demirel, 'Hocam nasıl beslenmem gerektiği konusunda çok önemli bilgiler verdi. Kendilerinden çok memnun kaldım. Bu konuda bilgi almak isteyen tüm vatandaşlara Sağlıklı Hayat Merkezini öneriyorum' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/28-02-2025/24725227852821420257.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93487</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hastasinin-oldurdugu-doktor-17-yilinda-da-unutulmadi-93487.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hastasinin-oldurdugu-doktor-17-yilinda-da-unutulmadi-93487.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-27 14:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-27 14:45:01</updated>
			<title>HASTASININ ÖLDÜRDÜĞÜ DOKTOR 17. YILINDA DA UNUTULMADI</title>
			<description>Giresun’da 17 yıl önce bir hastası tarafından öldürülen Dr.</description>	
			<content>Giresun’da 17 yıl önce bir hastası tarafından öldürülen Dr. Ali Menekşe ölüm yıl dönümünde adının yaşatıldığı ve hayatını kaybettiği hastanede meslektaşları tarafından anıldı.<br/>Giresun’da 15 Ocak 2008 tarihinde görevi başında bir hastası tarafından vurulduktan sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Dr. Ali Menekşe ölümünün 17. yıl dönümünde de unutulmadı. Dr. Menekşe için görev yaptığı ve ölümünün ardından isminin verildiği Dr. Ali Menekşe Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde anma töreni düzenlendi. Sağlık çalışanlarının katıldığı törende Dr. Ali Menekşe dualarla anıldı.<br/>Giresun Tabipler Odası Başkanı Dr. Erhan Demirelli, ölümünün ardından geçen 17. yılında da şehit meslektaşlarını rahmetle andıklarını ifade ederek sağlıkta hala şiddetin önüne geçilemediğine dikkat çekerek, sağlıkta şiddet kurbanı olanları unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını kaydetti.<br/>İl Sağlık Müdürü İskender Aksoy ise yaptığı konuşmada 'Meslektaşımız bundan 17 yıl önce görev yaptığı hastanede bir hastası tarafından şehit edildi. Çok sevilen bir doktorumuz, meslektaşımız bundan 17 yıl önce görev yaptığı hastanede bir hastası tarafından şehit edildi. Allahtan rahmet diliyoruz. Böylesine değerli, sevilen bir meslektaşımızın üzüntüsü hala çok taze. Kurumum ve şahsım adına şükran, minnet ve saygıyla anıyoruz' dedi.<br/>Giresun Eğitim Araştırma Hastanesi İmam Hatibi Hayrullah Yavuzyılmaz’ın Kur’an-ı Kerim okumasının ardından dualarla anma töreni sona erdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/27-02-2025/27303317702721728042tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93455</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/calisma-hayatindaki-psikolojik-yorgunluk-strese-neden-oluyor-93455.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/calisma-hayatindaki-psikolojik-yorgunluk-strese-neden-oluyor-93455.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-27 10:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-27 10:00:02</updated>
			<title>ÇALIŞMA HAYATINDAKİ PSİKOLOJİK YORGUNLUK, STRESE NEDEN OLUYOR</title>
			<description>Son zamanlarda hemen hemen birçok kişide yorgunluk hissi görülebiliyor.</description>	
			<content>Son zamanlarda hemen hemen birçok kişide yorgunluk hissi görülebiliyor. 'Bu yorgunluğun nedeninin fizyolojik sebeplerden kaynaklanabileceği gibi psikolojik sebeplerinin de olabileceği göz ardı edilebiliyor' diyen Uzm. Klinik Psk. Beldem Sekman, çalışma hayatındaki psikolojik yorgunluğun strese neden olduğunu belirterek kronik yorgunluk hakkında da bilgi verdi.<br/>'Özellikle iş sonrası yorgunluk, bireylerin enerji seviyesinin tükenmesine ve dolayısıyla hayat kalitelerinin olumsuz etkilenmesine yol açabilir' diyen Medicana Ataköy Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psk. Beldem Sekman, 'İşten eve gelindiğinde hemen uyuma isteği, uyunsa bile geçmeyen bitkinlik hissi, kas ağrıları, halsizlik, gevşeyememe, baş ağrısı, konsantrasyonda güçlük, unutkanlık, sinirlilik, huzursuzluk, ilgi kaybı, iş verimliliğinde azalma, işe karşı isteksizlik kronik yorgunluk belirtisi olabilmektedir. Yorgunluk da stres, endişe, yetersizlik ve değersizlik hissi, motivasyon eksikliği, iş ortamında kişiler arası olumsuz iletişimi getirebilir' açıklaması yaptı.<br/>İş yerinde düzenli mola verin, iş yükünü paylaşın<br/>İş yerinde verilecek düzenli molaların faydalı olabileceğine değinen Uzm. Klinik Psk. Beldem Sekman, 'İş yükü fazlaysa gerekirse yardım istemek, bu yükü paylaşmak zihinsel yorgunluğu azaltacaktır. Bunun dışında uyumaya gidildiğinde bilgisayar, telefon, televizyon, tablet gibi cihazlardan uzak durulmalıdır. Bunlar uyku kalitesini bozar. Uyku düzeninin bozulmasıyla gelen günlük işleri yapamama ve buna bağlı olarak depresif hisler oluşabilir. Bunun dışında fiziksel hareketlilik stres ve kaygıyı azaltır. Düzenli egzersizler ve sağlıklı beslenme de kronik yorgunluğu atlatma konusunda yardımcıdır' şeklinde konuştu.<br/>Başa çıkamıyorsanız destek alın<br/>Yorgunluk hisseden bireylerin öncelikle uzman hekim kontrolünde vitamin ve mineral değerlerine baktırmaları gerektiğini de değinen Uzm. Klinik Psk. Beldem Sekman, 'Eğer herhangi bir fizyolojik neden yoksa psikolojik nedenler araştırılmalıdır. Ayrıca kişilerin iş dışında hedefler belirlemesi, hobiler edinmesi, iş dışında keyifli aktivitelere katılması ruh sağlığı açısından faydalı olur. İş saatleri dışında işle ilgilenmeyi bırakmak gerekir. Ertesi gün iş saatlerinde yapılabilecek işler, dinlenme saatlerinde yapılmamalıdır. Çünkü bu, yorgunluğu daha da artırır. Tüm bunlarla stres yönetiminde faydalı olabilecek gevşeme egzersizleri zihinsel yorgunluğu azaltılabilir. Ancak stres ve kaygıyı yönetebilmenin temeli olayları anlamlandırış biçimiyle de ilişkilidir. Bazen kişiler kaygının etkisiyle gerçekçi düşünemeyebilir ve o düşünceye uygun davranışlar geliştirebilir. Dolayısıyla düşünce değişirse duygu ve davranış da değişir. Yani strese neden olan olaylarda düşünce biçimi değiştirilebilirse stres de azalır. Stres ve kaygı yorgunluk düzeyini artırır. Eğer stres ve kaygıyla başa çıkılamıyorsa, bir uzmandan destek almaktan çekinilmemelidir' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/27-02-2025/30220201002696621738tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93400</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bitlis-te-anne-ve-bebek-olumleri-degerlendirildi-93400.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bitlis-te-anne-ve-bebek-olumleri-degerlendirildi-93400.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-26 21:00:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-26 21:00:01</updated>
			<title>BİTLİS’TE ANNE VE BEBEK ÖLÜMLERİ DEĞERLENDİRİLDİ</title>
			<description>Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantında anne ve bebek ölümleri değerlendirildi.</description>	
			<content>Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantında anne ve bebek ölümleri değerlendirildi.<br/>İl Sağlı Müdürlüğü toplantı salonundan düzenlenen toplantı İl Sağlık Müdürü Gökhan Güzektaş başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, ölümlerin önüne geçilmesi, sevklerin azaltılması için alınması gereken tedbirler masaya yatırıldı. Toplantıda, 2024 yılı anne ve bebek ölümleri verileri detaylı olarak değerlendirilirken, mevcut durum analiz edildi. 2025 yılı hedeflerinin de belirlendiği toplantıda anne ve bebek sağlığını daha ileri bir seviyeye taşımak adına yürütülen çalışmalar gözden geçirilerek, alınması gereken ek tedbirler üzerinde duruldu.<br/>İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Gökhan Güzeltaş, toplantıda yaptığı konuşmasında, anne ve bebek sağlığının iyileştirilmesine yönelik çalışmalara hız vereceklerini söyledi. Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi ve İşitme Tarama Referans Merkezlerinin kurulacağı müjdesini de veren Güzeltaş, sözlerini şöyle sürdürdü:<br/>'İlimizde, bebek ölümlerinin önlenmesi ve il dışı sevklerin azaltılması amacıyla Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi kurulacak. Bu konuda malzeme alım sürecimiz başladı. Çalışmalarımız hızla ilerliyor. Bu adım, Bitlis’in sağlık altyapısını güçlendirecek ve çocuklarımızın hayata daha sıkı tutunmasını sağlayacak. İşitme Tarama Referans Merkezi konusunda da çalışmalarımız devam ediyor. Bitlis’te erken tanı ve tedaviyi mümkün kılacak olan İşitme Tarama Referans Merkezi de malzeme alım sürecine girmiş bulunuyor. Bu merkez, yenidoğan bebeklerin işitme taramalarının daha etkin bir şekilde yapılmasını sağlayarak, gelecek nesillerin sağlıklı gelişimine önemli katkılar sunacak.'<br/>Bitlis’in sağlık alanında ileriye taşınması için gösterdiği kararlılıkla sadece Bitlis halkının değil, bölge genelinde sağlık hizmetleri kalitesinin artmasına da öncülük etmesi için adımlar attığına da değinen Güzeltaş, Bitlis’i sağlık alanında örnek bir il haline getirme yolundaki kararlılıklarını sürdüreceklerini belirtti.<br/>Toplantıya, Halk Sağlığı ve Sağlık Hizmetleri Başkan ve Yardımcıları, 112 İl Ambulans Servis Başhekimi, hastane başhekimleri, İlçe Sağlık Müdürleri, Toplum Sağlığı Merkezi Başkanları, hastane başhemşireleri, doğumhane sorumlu ebeleri, özel hastane başhekim ve başhemşireleri katıldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/26-02-2025/26539277812043926429tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93378</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kars-ta-okul-kantinlerinde-hijyen-denetimi-sikilastirildi-93378.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kars-ta-okul-kantinlerinde-hijyen-denetimi-sikilastirildi-93378.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-26 13:30:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-26 13:30:01</updated>
			<title>KARS’TA OKUL KANTİNLERİNDE HİJYEN DENETİMİ SIKILAŞTIRILDI</title>
			<description>Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü ekipleri, öğrencilerin sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla okul kantinlerinde kapsamlı hijyen denetimleri gerçekleştirdi.</description>	
			<content>Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü ekipleri, öğrencilerin sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla okul kantinlerinde kapsamlı hijyen denetimleri gerçekleştirdi.<br/>Şehrin merkez ve ilçelerindeki ilk, orta ve lise düzeyindeki okullarda yapılan denetimlerde; gıda ürünlerinin son kullanma tarihleri, saklama koşulları, kantin çalışanlarının kişisel hijyen kuralları ve genel temizlik standartları titizlikle incelendi. Özellikle açıkta satılan gıdalar, ambalajlı ürünlerin etiket bilgileri ve gıda hazırlama alanlarının hijyeni denetimlerin odak noktası oldu.<br/>Kantin işletmecileri denetimlerin düzenli olarak yapılmasından memnuniyet duyduklarını belirtirken, öğrenciler de daha temiz ve güvenli bir ortamda alışveriş yapabilmenin rahatlığını yaşıyor.<br/>Yetkililer, bu tür denetimlerin eğitim-öğretim yılı boyunca düzenli aralıklarla devam edeceğini ve hijyen kurallarına uymayan kantinlere para cezası ve kapatma gibi yaptırımların uygulanacağını bildirdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/26-02-2025/29253221262171323080.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93294</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/mersin-de-erken-dunyaya-gelen-ikiz-bebekler-helikopter-ambulansla-nakledildi-93294.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/mersin-de-erken-dunyaya-gelen-ikiz-bebekler-helikopter-ambulansla-nakledildi-93294.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-25 15:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-25 15:30:02</updated>
			<title>MERSİN’DE ERKEN DÜNYAYA GELEN ’İKİZ BEBEKLER’ HELİKOPTER AMBULANSLA NAKLEDİLDİ</title>
			<description>Mersin’in Gülnar ilçesinde erken doğum sebebiyle dünyaya gelen 34 haftalık ikiz bebekler, ileri tetkik ve tedavi için Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansla Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi.</description>	
			<content>Mersin’in Gülnar ilçesinde erken doğum sebebiyle dünyaya gelen 34 haftalık ikiz bebekler, ileri tetkik ve tedavi için Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansla Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi.<br/>Alınan bilgiye göre, Gülnar Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen erken doğumun ardından ilk müdahalesi yapılan ikiz bebeklerin nakline karar verildi. Sağlık Bakanlığı’nın Hava Ambulans Hizmeti sayesinde bebekler, güvenli ve en kısa sürede Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı. Hastanede yenidoğan uzmanları tarafından karşılanan bebeklerin tedavisine hemen başlandı.<br/>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 'Hava operasyon ekibine, acil sağlık hizmetleri personellerimize, bebeklerin dünyaya gelmesinde, bakım ve tedavilerinde özverili şekilde görev alan Gülnar Devlet Hastanesi ve Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarına teşekkürlerimizi sunarız' denildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/25-02-2025/21232318682083126899tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93271</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/oglu-tik-rahatsizligina-yakalanan-annenin-feryadi-yavrum-gozlerimin-onunde-eriyor-93271.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/oglu-tik-rahatsizligina-yakalanan-annenin-feryadi-yavrum-gozlerimin-onunde-eriyor-93271.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-25 10:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-25 10:45:02</updated>
			<title>OĞLU TİK RAHATSIZLIĞINA YAKALANAN ANNENİN FERYADI: 'YAVRUM GÖZLERİMİN ÖNÜNDE ERİYOR'</title>
			<description>Çorum’ da 4 yıl önce tik rahatsızlığına yakalanan 20 yaşındaki oğlu için çare bulamayan anne, oğlunun gözlerinin önünde eridiğini belirterek hiçbir çare bulamadıklarını ifade etti.</description>	
			<content>Çorum’ da 4 yıl önce tik rahatsızlığına yakalanan 20 yaşındaki oğlu için çare bulamayan anne, oğlunun gözlerinin önünde eridiğini belirterek hiçbir çare bulamadıklarını ifade etti.<br/>Çorum il merkezi Buharevler Mahallesi’nde yaşayan 20 yaşındaki Batuhan Şeker, 4 yıl önce tik hastalığına yakalandı. Hastalığı her geçen gün ilerleyen Batuhan Şeker, su içemez, yemek yiyemez hale geldi. Tik hastalığına yakalanan oğlu Batuhan Yüksel ve 18 yaşındaki zihinsel ve bedensel engelli kızına tek başına bakan 52 yaşındaki anne Yücel Sakallı, oğlunun her geçen gün gözlerinin önünde eridiğini söyledi. Oğlu ile hastane hastane gezdiğini, ancak hiçbir derman bulamadıklarını ifade eden anne Sakallı, oğlunun hastalığının tedavi edilmesini istediğini belirterek gözyaşlarına boğuldu.<br/><br/>'Yeter ki oğlum iyileşsin tek isteğim bu'<br/>Oğlu Batuhan Şeker’in hastalığının 4 yıl önce başladığını ve bir arkadaşı tarafından kazara silahla kolundan vurulduktan sonra kolunu kullanamaz hale geldiğini ve rahatsızlığının ilerlediğini ifade eden anne Yücel Sakallı, '2 tane evladımla Çorum’da yaşıyorum. Oğlum Batuhan 4 yıldır böyle, başından geçen talihsiz bir olay neticesinde sol elini de kullanmıyor. Çorum’a, Samsun’a, Ankara’ya ve birçok hastaneye götürdüm ama dermanını bulamadım. Ben kendi kendimi idare eden, 2 evladıma bakmakla yükümlü bir anneyim. İki tane rahatsızlığı olan evladım var, annelik görevim olarak ikisine de bakmaya mecburum. Fakat gücüm bir yere kadar yetiyor. Evladımı özel sağlık kuruluşlarına götürüp muayene ettirebilecek durumum yok. Daha iyi doktorlara baktırılmasını istiyorum. Tek dileğim bu, başka bir isteğim yok' dedi.<br/><br/>'Çocuğum gözümün önünde eriyor'<br/>Oğlunun rahatsızlığını dile getirirken gözyaşlarını tutamayan anne Sakallı, 'Derdine derman bulamadım, 4 yıldır gezdiriyorum. Çocuğumun kazayla kolu böyle oldu. Daha da arttı. Gücüm yetmiyor, gözümün önündeki delikanlım eriyip gidiyor. Oğlum eğitiminden geri kaldı, liseyi de okuyamadı. Tik’i sebebiyle dalga geçtiler, eğlendiler. Rahatsızlığının ne olduğunu bilmiyorum. Birkaç hekime gösterebilme şansım oldu ama bir sonuç elde edemedim. Çocuğum genç yaşta gözümün önünde eriyor. Sapasağlamdı, ne olduğunu bilemedik, bir anda oldu. Buradan yetkililere sesleniyorum, lütfen evladıma yardım eli uzatın. Ekmeğini yiyemiyor, tuvalete gidemiyor, banyo yapamıyor. Sağlam bir gençti, hiçbir şeyi yoktu. Aniden oldu, ne olduğunu bilemedik' diye konuştu.<br/><br/>'Bu hastalık 4 senedir hayatımı alt üst etti'<br/>Rahatsızlığı sebebiyle konuşmakta güçlük çektiğini belirten Batuhan Şeker, 'Yemek yiyemiyorum, konuşmakta zorluk çekiyorum, su içemiyorum, yürümekte zorlanıyorum, yatamıyorum ve hiç bir şey yapamıyorum artık her şeyden bunaldım. Bu hastalık 4 senedir hayatımı alt üst etti. Gezemiyorum, hiçbir şey yapamıyor. Eğitim hayatımda bitti. Çaresiz haldeyim' şeklinde konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/25-02-2025/27464308722348121203tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93212</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bingol-de-hastalanan-yasli-adam-ambulans-helikopterle-erzurum-a-sevk-edildi-93212.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bingol-de-hastalanan-yasli-adam-ambulans-helikopterle-erzurum-a-sevk-edildi-93212.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-24 20:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-24 20:15:01</updated>
			<title>BİNGÖL’DE HASTALANAN YAŞLI ADAM AMBULANS HELİKOPTERLE ERZURUM’A SEVK EDİLDİ</title>
			<description>Bingöl’de rahatsızlanan KOAH hastası yaşlı adam, ambulans helikopterle Erzurum’a sevk edildi.</description>	
			<content>Bingöl’de rahatsızlanan KOAH hastası yaşlı adam, ambulans helikopterle Erzurum’a sevk edildi.<br/>Karlıova ilçesine bağlı Taşlıçay köyünde KOAH hastası 69 yaşındaki Kadir Çiftçi’nin solunum yetmezliği yaşaması üzerine ailesi 112’yi arayarak yardım istedi.  İhbar üzerine İlçe Özel İdaresi ve Karayolları ekipleri yolu açmak için harekete geçerken, yolun açılması zaman alacağından ambulans helikopter istendi. Erzurum’dan gönderilen ambulans helikopterle alınan Çiftçi, Erzurum’a sevk edilerek tedavi altına alındı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/24-02-2025/28948308312607524680tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93142</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/umke-ekibi-zorlu-sartlarda-81-yasindaki-hastaya-ulasti-93142.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/umke-ekibi-zorlu-sartlarda-81-yasindaki-hastaya-ulasti-93142.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-24 03:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-24 03:00:02</updated>
			<title>UMKE EKİBİ ZORLU ŞARTLARDA 81 YAŞINDAKİ HASTAYA ULAŞTI</title>
			<description>Zonguldak’ta Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), kar nedeniyle kapanan yolda 500 metrelik rampayı aşarak 81 yaşındaki hastaya ulaştı.</description>	
			<content>Zonguldak’ta Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), kar nedeniyle kapanan yolda 500 metrelik rampayı aşarak 81 yaşındaki hastaya ulaştı.<br/>Zonguldak merkeze bağlı Bahçelievler Mahallesi’nde yalnız yaşayan 81 yaşındaki İmdat Ünver, solunum sıkıntısı nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım talep etti. Ancak yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle ambulans ekibi hastaya ulaşamadı. Durumun bildirilmesi üzerine hızla harekete geçen Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), zorlu hava ve yol şartlarına rağmen Ünver’in evine ulaşmak için yoğun çaba harcadı. Yaklaşık 500 metre uzunluğundaki dik rampayı aşarak hastaya ulaşan ekip, özel kombinasyon sedye kullanarak Ünver’i güvenli bir şekilde taşıyarak sağlık ekiplerine teslim etti. Yaşlı adam Atatürk Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/24-02-2025/28159299882573126101.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>93079</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ksbu-ev-sahipliginde-turk-hpb-cerrahi-dernegi-kutahya-bilimsel-toplantisi-93079.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ksbu-ev-sahipliginde-turk-hpb-cerrahi-dernegi-kutahya-bilimsel-toplantisi-93079.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-23 10:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-23 10:45:02</updated>
			<title>KSBÜ EV SAHİPLİĞİNDE 'TÜRK HPB CERRAHİ DERNEĞİ KÜTAHYA BİLİMSEL TOPLANTISI'</title>
			<description>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ev sahipliğinde, 'Türk Hepato Pankreato Bilier (HPB) Cerrahi Derneği Kütahya Bilimsel Toplantısı' düzenlendi.</description>	
			<content>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ev sahipliğinde, 'Türk Hepato Pankreato Bilier (HPB) Cerrahi Derneği Kütahya Bilimsel Toplantısı' düzenlendi.<br/>Tıp Fakültesi Hekim Sinan Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıya KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin, Türk HPB Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kerem, KSBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sezgin Zeren, Kütahya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Fatih Ekici ile akademisyenler ve sağlık profesyonelleri katıldı.<br/>Toplantının açılış konuşmasını yapan Türk HPB Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kerem, dernek olarak bölgesel toplantılara önem verdiklerini belirterek bu bağlamda Kütahya’da olmanın özelliğine değindi. Kerem, toplantının konusuyla ilgili, 'Bugün daha çok safra kesesi taşlarına, komplikasyonlarına, güvenli kolesistektomiye ve oluşabilecek komplikasyonların tedavisini tartışacağız' dedi. Ardından Türk HPB Cerrahi Derneği ile Türk HPB Okulunun çalışmalarından genel olarak bahsetti.<br/>Rektör Prof. Dr. Ahmet Tekin açılış konuşmasında KSBÜ hakkında genel bilgilendirme yaptı. Rektör Tekin, ayrıca bu toplantıya ev sahipliği yaptıkları için büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti.<br/><br/>Kolesistektomi ve alternatif tedaviler tartışıldı<br/>Prof. Dr. Mustafa Cem Algın, Prof. Dr. Faik Yaylak ve Doç. Dr. Alpen Gümüşoğlu’nun başkanlık ettiği ilk oturumda, kolesistektomi endikasyonları ve cerrahi yaklaşımlar ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Boğa, 'Güncel Kılavuzların Ötesinde Kolesistektomi Endikasyonlarının Yeniden Tanımlanması' başlıklı sunumunu paylaştı. Dr. Akile Zengin, 'Güvenli Kolesistektomi: Anatomik Tuzağı Önleme Stratejileri' sunumuyla, güvenli cerrahi teknikler hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Fatih Yaşar, 'Zor Kolesistektomi Tanımı ve Cerrahi Çözüm Önerileri' konusunu değerlendirirken, Doç. Dr. Mehmet Fatih Ekici, 'Kolesistostomi ve Alternatif Tedaviler: Kime, Ne Zaman, Nasıl?' başlıklı sunumuyla, farklı tedavi seçeneklerine dair bilgiler paylaştı.<br/><br/>Safra yaşı ve pankreatit üzerine değerlendirmeler<br/>Prof. Dr. Bülent Aydınlı, Prof. Dr. Sezgin Zeren ve Doç. Dr. Muhammet Kadri Çolakoğlu’nun yönettiği ikinci oturumda, safra taşı ve pankreatit yönetimi konuşuldu. Prof. Dr. Faik Yaylak, Mehmet Çağlıkülekçi’nin, 'Sirotik ve Portal Hipertansif Hastada Safra Taşı Yönetimi' konulu sunumunu anlattı. Dr. Öğr. Üyesi Yalçın Sönmez, 'Akut Pankreatitte Safra Taşı: Multidisipliner Yönetim, Ne Zaman Cerrahi?' sunumuyla pankreatitte cerrahi gerekliliği tartıştı. Doç. Dr. Selman Alkan, 'Komorbid Hastalarda Safra Taşı: Risk Stratifikasyonu ve Tedavi Seçenekleri' başlıklı konuşmasında, ek hastalıkları olan bireylerde safra taşı tedavi yöntemlerini anlattı. Prof. Dr. Mustafa Şentürk ise 'Akut Kolesistitte Cerrahi Zamanlaması Ne Olmalıdır?' sunumunda, cerrahinin en uygun zamanlamasını değerlendirdi.<br/><br/>Safra yolları ve girişimsel yaklaşımlar ele alındı<br/>Prof. Dr. Tevfik Küçükkartallar, Prof. Dr. Mehmet Kılıç ve Prof. Dr. Ahmet Bülent Doğrul’un başkanlık yaptığı üçüncü oturumda, safra yolları hastalıkları ve girişimsel yöntemler masaya yatırıldı. Dr. Oğuzhan Tokur, 'Safra Yolları Hastalıklarında Multimodal Görüntülemenin Rolü: Yeni Ufuklar' başlıklı sunumunda, gelişmiş görüntüleme tekniklerini anlattı. Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çoşgun, 'Safra Taşı Hastalığının Yönetiminde Endoskopinin Yeri' konusunu ele alırken, Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Gökhan Yavaş, 'Safra Taşı Hastalığının Yönetiminde Girişimsel Radyolojinin Yeri' başlıklı sunumuyla girişimsel radyolojinin katkılarını aktardı. Dr. Öğr. Üyesi Fuat Aksoy, 'Safra Taşı Hastalığının Yönetiminde Cerrahın Yeri' sunumunda, cerrahi müdahalelerin önemine dikkat çekti.<br/><br/>Klinik olgular üzerinden tartışmalar yapıldı<br/>Prof. Dr. Mehmet Fatih Can’ın yönettiği dördüncü oturumda, klinik olgular üzerinden vaka tartışmaları gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Doç. Dr. Ali Cihat Yıldırım’ın yaptığı oturumda, vaka örnekleri değerlendirilerek tedavi yaklaşımları tartışıldı.<br/><br/>Medikolegal konular gündeme geldi<br/>Prof. Dr. Ekrem Kaya’nın başkanlık yaptığı son oturumda, medikolegal konular ele alındı. Prof. Dr. Sezgin Yılmaz, 'Safra Taşı Hastalığı Yönetiminde Medikolegal Konular' başlıklı sunumunu paylaştı.<br/>Toplantı, kapanış konuşmalarıyla sona erdi. Türk HPB Cerrahi Derneği, ev sahipliğinden dolayı KSBÜ’ye teşekkür etti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/23-02-2025/20627319893037320831tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92855</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/aile-hekimligi-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-resmi-gazete-de-92855.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/aile-hekimligi-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-resmi-gazete-de-92855.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-21 02:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-21 02:45:02</updated>
			<title>AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK RESMİ GAZETE’DE</title>
			<description>Aile hekimliği uygulama yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı.</description>	
			<content>Aile hekimliği uygulama yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı.<br/>Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikler ile birlikte vatandaşlar adres değişikliği yaptığı takdirde 30 gün içerisinde aile hekimi değişikliği yapmazsa yeni ikametgahına göre en yakın v en uygun aile hekimine kaydı otomatik olarak alınacak. Aile hekimi başına düşen nüfusun azaltılması için yeni aile sağlığı merkezleri ve aile hekimliği birimleri planlanacak. Sağlık hizmet planlamasına uygun olacak şekilde özellikle nüfus yoğunluğu olan yerlerde otomatik olarak kişilerin aile hekimi kayıt değişikliği yapılacak ve bu birimlerde görev yapan aile hekimlerine ataması gerçekleştirilecek. Aile hekimi başına düşen nüfusun azalması ile hekim hasta ilişkisinin daha etkin şekilde kurulması, koruyucu sağlık hizmetleri başta olmak üzere tüm aile hekimliği hizmetleri için hastaya daha fazla zaman ayrılması ile aile hekimliği hizmetlerinin kalitesi artması hedefleniyor.  Aynı zamanda aile hekimi değişikliği durumunda aile hekimliği birimlerine kayıtlı kişi sayısının asgari ve azami seviyeleri belirlenerek aile hekimliği çalışanlarının özlük hakları açısından ve vatandaşların da hizmete erişimleri açısından herhangi bir mağduriyet yaşamaması amaçlanıyor. Aile hekimi değişikliği yapılabilmesi için 3 ay olan sınırlama süresi ise 1 aya indirilecek.<br/><br/>7-24 ve ulaşılabilir sağlık hizmeti hedefleniyor<br/>Yapılan değişiklik ile birlikte acil sağlık hizmetleri, adli işlemler, defin ruhsatı gibi hizmetler entegre sağlık merkezlerinde daha düzenli ve etkin bir şekilde sunulacak. 7-24 hizmet sunulan bu merkezlerde vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti sağlanacak. Ayrıca, aile hekimliği birimlerinin yer aldığı ilçe devlet hastaneleri için esneklik sağlanarak aile sağlığı merkezlerinin ilçe merkezlerinde de konumlanmasına imkan tanınacak. Yeni yönetmelikle birlikte, aile sağlığı merkezlerinin açılması ve ruhsatlandırılması süreci hızlandırılacak. Ayrıca, aile sağlığı merkezleri artık apartman gibi yaşam alanları içinde de açılabilecek. Kentsel dönüşüm ve imar düzenlemeleri nedeniyle taşınması gereken aile sağlığı merkezleri için de çözümler sunularak vatandaşların mağduriyeti önlenecek.<br/><br/>Aile hekimliği uzmanlarına öncelik<br/>Aile hekimliği uzmanlarının aile sağlığı merkezlerine geçişleri hızlandırılacak. Artık aile hekimliği uzmanları, boş olan her iki birimden birini öncelikli olarak tercih edebilecek. Bu düzenlemeyle birlikte, aile hekimliği uzmanlarının sayısında ciddi bir artış hedeflenecek. Böylece vatandaşlar, birinci basamak sağlık hizmetlerinde uzman doktorlarla daha fazla karşılaşacak ve sağlık hizmetlerine güven artması amaçlanacak.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/21-02-2025/21894228133026623282tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92787</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/dr-kurkcu-enerji-icecekleri-kalp-ritim-bozukluguna-sebep-oluyor-92787.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/dr-kurkcu-enerji-icecekleri-kalp-ritim-bozukluguna-sebep-oluyor-92787.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-20 10:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-20 10:30:02</updated>
			<title>DR. KÜRKÇÜ: 'ENERJİ İÇECEKLERİ KALP RİTİM BOZUKLUĞUNA SEBEP OLUYOR'</title>
			<description>Kozan Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Dahiliye Uzmanı Uzm.</description>	
			<content>Kozan Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Kemal Kürkçü, 'Gençler arasında çok ciddi kalp rahatsızlıkları ve ritim bozukluklarına sebep veriyor' dedi.<br/>Kürkçü yaptığı açıklamada, enerji içeceklerinin üzerinde 'sporcu içeceği değildir' diye ibare olduğunu belirterek içeriğindeki kafein miktarının kalp ve böbrek rahatsızlıklarını tetiklediğini kaydetti.<br/>Kürkçü, özellikle gençler arasında enerji verdiği iddiası ile kullanılan enerji içeceklerinin aslında enerji verecek bir içeriğe sahip olmadığını ve bunun kutu üzerindeki ibareler ile de belirtildiğini kaydederek 'Enerji içecekleri adıyla yanlış anılıyorlar. Enerji verdikleri iddia etseler de çok enerji verdikleri söylenemez. İçeriklerine baktığımızda şeker kafein, tuz, ginseng, B vitamini ve şeker gibi içeriğe sahip. Bunları değerlendirdiğimiz zaman kesme şeker kadar masum değil çünkü günlük 7-8 kesme şeker miktarı gibi gözükse de direk kana karışan mısır şurubu var. Çok ciddi miktarda kafein ve tuz var bunlarda. Günlük ihtiyacın 20 katı kadar yükseklikte. Enerji verdiği iddia edilen kafein ve şeker bunlarında yüksek doz ciddi yan etkileri olabiliyor. Bu enerjiyi günlük çay tüketerek de sağlayabilirsiniz. Kalp hızında artış, ritim bozukluğu, tansiyon yüksekliği, ellerde titreme, mide ve bağırsak sorunları, sık idrara çıkma, uyku sorunları yapabilir. Bu içecekleri kullanırken bu riskler göz ardı edilmemeli' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/20-02-2025/30967260682947322418tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92782</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/aydin-da-kansere-dikkat-cekildi-92782.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/aydin-da-kansere-dikkat-cekildi-92782.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-20 09:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-20 09:45:02</updated>
			<title>AYDIN’DA KANSERE DİKKAT ÇEKİLDİ</title>
			<description>Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde, dünya çapında çocuklar arasında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kansere dikkat çekildi.</description>	
			<content>Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde, dünya çapında çocuklar arasında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kansere dikkat çekildi.<br/><br/>Her yıl 0-19 yaş arası yaklaşık 300 bin çocuğa kanser teşhisi konulurken, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, gerçekleştirdiği etkinlikle kansere ve erken teşhisin önemine dikkat çekti. Hastanede kurulan stant ile hasta ve hasta yakınları bilgilendirildi.<br/><br/>Konu ile ilgili hastane yönetiminden yapılan paylaşımda 'Kanser, dünya çapında çocuklar ve adölesanlar arasında önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Her yıl 0 -19 yaş arası yaklaşık 300 bin çocuğa kanser teşhisi konulmaktadır. Son yıllarda çocukluk çağı kanserlerinin tedavilerinde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Erken teşhis hedefine ulaşmak amacı ile farklı belirtilerin dikkate alınarak hem ebeveynlerin hem de sağlık personellerin harekete geçmesi önemlidir. Çocukluk çağı kanserleri için uyarıcı olabilecek belirti ve semptomlar deride solukluk, halsizlik, enfeksiyonlara yatkınlık, sıra dışı kanamalar (burun kanaması, diş eti kanamaları gibi), iştahsızlık, açıklanamayan ani kilo kaybı, dalakta büyüme, lenf düğümlerinde şişlikler, kemik ve eklemlerde ağrı, açıklanamayan ateş, ani görme değişiklikleri, genellikle kusmanın eşlik ettiği, sık baş ağrısı şeklindedir. Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nde farkındalık oluşturmak, kanserli çocuklar ve ailelerine destek sağlamak için küresel bir işbirliği kampanyası yürütülmektedir. Bu kapsamda hastane yönetimimiz, Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzm. Dr. Zülfükar Gördü ve eğitim birimi eşliğinde stant kurularak hasta ve hasta yakınlarına bilgilendirme yapılmıştır' ifadeleri yer aldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/20-02-2025/26923293412562922083tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92685</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/iyilesmeyen-ayak-yaralari-kangrene-yol-acabilir-92685.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/iyilesmeyen-ayak-yaralari-kangrene-yol-acabilir-92685.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-19 09:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-19 09:15:01</updated>
			<title>'İYİLEŞMEYEN AYAK YARALARI KANGRENE YOL AÇABİLİR'</title>
			<description>İyileşmeyen ayak yaralarının hastalarda kangrene ve hatta ölüme yol açabileceğine dikkat çeken Girişimsel Radyoloji Hekimi Dr.</description>	
			<content>İyileşmeyen ayak yaralarının hastalarda kangrene ve hatta ölüme yol açabileceğine dikkat çeken Girişimsel Radyoloji Hekimi Dr. Bilal Kaya sigara içenlerin, diyabet hastalarının, yüksek tansiyon ve kolesterolü olanların risk grubunda yer aldığını söyleyerek bu kişilerin dikkatli olmaları uyarısında bulundu.<br/>Acıbadem Adana Hastanesi Girişimsel Radyoloji Hekimi Dr. Bilal Kaya özellikle diyabet hastalığı olanlarda ve sigara içenlerde görülen iyileşmeyen ayak yaraları hakkında önemli bilgiler verdi. İyileşmeyen bu ayak yaralarının hastalarda kangrene ve hatta ölüme kadar gidebilen sorunlara yol açtığını belirten Dr. Kaya 'Bu hastalarda kalp damarlarında da sıklıkla problem yaşanır. Benzer şekilde kalp dışındaki boyun, şah damarı, kollar böbrek ve diğer iç organa giden damarlarda darlık ve tıkanıklıklar gözlenmektedir. Temelinde damar sertliği olan bu durum 50 yaşın üzerinde her 100 kişiden 5 ila 15’inde görülmekte ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artmaktadır' dedi.<br/>Periferik damar hastalığının kalp ve beyin dışındaki tüm kan damarların (atardamar) hastalıkları anlamına geldiğini anlatan Dr. Kaya 'En sık neden ateroskleroz yani damar sertliğidir. Bacak damar hastalıklarında en yaygın şikayet yürümek, koşmak, merdiven çıkmakla meydana gelen ve dinlenme ile geçen ağrıdır. Zamanla ağrı istirahat sırasında bile hissedilir hale gelir. Sonrasında ise iyileşmeyen yaralar ve kangren görülür' diye konuştu.<br/>'Atardamarlar esnekliğini kaybedip kalınlaşır'<br/>Sağlıklı arterler yani atardamarların esnek, güçlü ve elastik olduğunu ifade eden Dr. Kaya zaman içinde arterin maruz kaldığı basıncın artması ve yağ birikmesiyle arter duvarlarının kalınlaşıp esnekliğini yitirdiğini hatta bazen kan akımı bozulup kesintiye uğradığını, bu duruma da 'ateroskleroz' denildiğini dile getirdi.<br/>Aterosklerozun genelde bir kalp problemi olarak bilinse de kol ve bacaklara giden damarları tutarak periferik arter hastalığı olarak bilinen tabloya, kalp arterlerini tuttuğunda kalp krizine ve beyin damarlarını tuttuğunda inme ve felçlere, büyük damar tutulumlarında ise anevrizmalara yol açabileceğini vurguladı. Dr. Kaya damar sertliğine yol açan risk faktörlerini 'sigara içmek, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, erkek olmak ve ailede bu hastalığa rastlanması' olarak sıraladı. Damar tıkanmasına yol açan faktörlerden sigaranın 'engellenebilir' bir neden olduğunun altını çizdi.<br/>'İlk şikayetler ‘Vitrin hastalığı’ ile başlıyor'<br/>Halk arasında 'vitrin' hastalığı olarak da bilinen, yürümekle ortaya çıkan baldır veya kalça ağrısının (kladikasyo) genellikle ilk gözlemlenen şikayet olduğunu belirten Dr. Kaya 'Hastaların bu ağrısı belli bir süre dinlenmekle geçer ve aynı mesafeyi yürüdüğünde tekrar ağrı oluşur. Bu aşamada bacaklardaki damar darlıkları veya tıkanıklıkları dokuların beslenmesini bozacak kadar artmıştır ancak yara oluşmasına neden olacak kadar ciddi değildir. Ancak damarlardaki problemler arttıkça şikayetlerin şiddeti de artar ve artık istirahatte bile ağrı oluşmaya başlar' dedi.<br/>İstirahat sırasında bile geçmeyen ağrının ciddi sağlık sorunlarının habercisi olduğunu ifade eden Dr. Kaya bu hasta grubunda ayakta herhangi bir nedenle oluşabilecek yaranın, dokuların beslenmesi yetersiz olduğu için iyileşemeyeceğini, giderek büyüyeceğini ve eklenen enfeksiyonlar ile hastanın hayatını bile tehdit edecek seviyeye çıkabileceğini anlattı. Bu yüzden özellikle şeker hastalarının ve sigara içenlerin bacak damarlarının sağlığını kontrol ettirmeleri gerektiği uyarısında bulundu.<br/>'Hastaya göre tedavi yaklaşımı esastır'<br/>Bu damar hastalıklarının tanı sürecine değinen Dr. Kaya muayeneye ek olarak BT ve MR anjiografi yöntemlerinin, ayrıca hem tanı koyup hem de tedaviyi planlamayı sağlayan Dopler USG yönteminin uygulandığını ifade etti.<br/>Tedavide 'hastaya göre' yaklaşımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Kaya şunları dile getirdi: 'Yaşam ve beslenme şeklinin değiştirilmesi, düzenli egzersiz, ilaç tedavisi olmazsa olmazlardır. Damarın hangi seviyesinin etkilendiğine bağlı olarak cerrahi veya anjiyo ile tedavi seçenekleri mevcuttur. Anjiyo ile tedavilerin gelişen teknolojik imkanlarla birlikte başarıları oldukça artmıştır. Yürüme ile meydana gelen bacak ağrısının ortadan kaldırılması, istirahat ağrısının giderilmesi, yara iyileşmesinin sağlanabilmesi ve dolayısıyla ayağın kesilmeden kurtarılması anjiyografik yöntemler ile sağlanabilmektedir'. Cerrahiye kıyasla riskleri daha düşük olan anjiyografik yöntemler ile iyileşmeyen ayak yaralarının iyileşmesinin sağlanabileceği ve ayağın kurtarılabileceğini söyledi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/19-02-2025/25563283062584630302tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92624</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/dusuk-riski-bulunan-kadin-icin-helikopter-havalandi-92624.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/dusuk-riski-bulunan-kadin-icin-helikopter-havalandi-92624.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-18 16:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-18 16:15:01</updated>
			<title>DÜŞÜK RİSKİ BULUNAN KADIN İÇİN HELİKOPTER HAVALANDI</title>
			<description>Van’ın Bahçesaray ilçesinde düşük riski bulunan kadın, jandarma helikopteriyle hastaneye kaldırıldı.</description>	
			<content>Van’ın Bahçesaray ilçesinde düşük riski bulunan kadın, jandarma helikopteriyle hastaneye kaldırıldı.<br/>Bahçesaray ilçesinde rahatsızlanan ve düşük riski bulunduğu öğrenilen hamile kadın, UMKE personeli eşliğinde Van Jandarma Hava Grup Komutanlığına ait helikopter ile Bahçesaray İlçe Jandarma Komutanlığından alınarak hastaneye sevk edildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/18-02-2025/23769217782804020114tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92585</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bebegin-sagligi-annenin-aliskanliklarina-bagli-92585.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bebegin-sagligi-annenin-aliskanliklarina-bagli-92585.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-18 09:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-18 09:45:01</updated>
			<title>BEBEĞİN SAĞLIĞI ANNENİN ALIŞKANLIKLARINA BAĞLI</title>
			<description>Gebelik, anne adayları için heyecan verici ve bir o kadar da dikkat edilmesi gereken bir süreç olarak biliniyor.</description>	
			<content>Gebelik, anne adayları için heyecan verici ve bir o kadar da dikkat edilmesi gereken bir süreç olarak biliniyor. Uzmanlar, gebelik boyunca düzenli doktor kontrollerinin, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını korumak adına büyük önem taşıdığını vurguladı.<br/>Gebelik sürecinde annenin yaşam alışkanlıkları da bebeğin sağlığı üzerinde kritik bir rol oynadığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gizem Öztürk, gebelik sürecinde düzenli doktor takibinin, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını korumak için büyük önem taşıdığını belirtti. Gebeliğin her aşamasında yapılan düzenli kontrollerin, risklerin erken tespitine yardımcı olduğunu ifade eden Dr. Gizem Öztürk, bu sürecin önemini şöyle açıkladı;<br/>'Gebelik, kadınların hayatındaki en özel dönemlerden biridir ve bu süreç boyunca anne adaylarının sağlıklarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Düzenli doktor kontrolleri, bebekteki gelişim bozuklukları, doğumsal anomaliler ve anne sağlığı ile ilgili risklerin erken dönemde tespit edilmesini sağlar. Bu nedenle gebelik boyunca doktor takibini aksatmak, ciddi sağlık sorunlarının gözden kaçmasına yol açabilir. Bunun yanında annelerin yaşam alışkanlıkları da bebeğin sağlığı için önemlidir. Annelerin sağlıklı beslenmesi, tansiyon gibi sorunların önüne geçmektedir. Dolayısıyla hem sağlıklı alışkanlıklar hem de rutin kontroller bebek sağlığı için önem taşımaktadır.'<br/>Bebeğin gelişimi ve sağlığı takip edilmeli<br/>Op. Dr. Gizem Öztürk, özellikle gebeliğin ilerleyen dönemlerinde düzenli yapılan kontrollerin, bebeğin gelişimi ve sağlığını izlemek adına çok önemli olduğunu vurguladı. Bebek sağlığı konusunda en fazla önem verilen unsurlardan birinin, bebeğin büyüme ve gelişme hızının izlenmesi olduğunu belirten Öztürk, ayrıca kalp atışlarının, plasenta sağlığının ve fetüsün genel durumu hakkında bilgi edinmenin önemli olduğunu belirtti. Bu testler ve muayeneler, hem annenin hem de bebeğin sağlığını güvence altına almak adına kritik bir rol oynar. Bebeğin sağlıklı gelişimini izlemek için yapılan ultrason ve kan testleri, doğumsal anomalilerin erken dönemde tespit edilmesini sağladığını söyleyen Op. Dr. Gizem Öztürk, 'Özellikle ilk üç ayda ve ikinci trimesterde yapılan detaylı ultrason incelemelerinde, bebeğin organ gelişimi değerlendirilir ve potansiyel sorunlar erken aşamada tespit edilebilir. Gebelikte yapılan kan testleri de anne adayının sağlık durumunu izlemek ve bebeğin sağlığını etkileyebilecek durumları erken dönemde tespit etmek için önemlidir' şeklinde konuştu.<br/>Sağlıklı yaşam, sağlıklı anne ve bebek!<br/>Op. Dr. Gizem Öztürk, sağlıklı bir gebelik süreci için anne adaylarının yaşam tarzlarına dikkat etmeleri gerektiğini ifade ederek, 'Dengeli bir beslenme, düzenli egzersiz, sigara ve alkolden kaçınma gibi faktörler, gebelik sürecinde anne sağlığını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alır. Ayrıca yeterli uyku almak, stresle başa çıkabilmek ve duygusal dengeyi sağlamak da sağlıklı bir gebelik için temel unsurlardır. Bunun yanında doktor kontrollerinin de gebelik sürdüğü müddetçe alışkanlık haline getirilmesi gerekmektedir. Gebelik sürecinde yapılan her bir kontrol, sağlıklı bir doğum ve sağlıklı bir gelecek için büyük bir adımdır. Gebelik takibi ihmal edilmemeli ve anne adayları, bu süreç boyunca doktorlarının önerilerine uymalıdır. Hekimler anne adaylarına hem beslenme konusunda hem egzersizlerle ilgili olarak önemli tavsiyeler vermektedir. Bu nedenle de düzenli kontroller önem taşımaktadır' şeklinde konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/18-02-2025/20017234232220528409.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92477</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/fazla-seker-yuksek-kafein-enerji-iceceklerinin-bilinmeyen-zararlari-92477.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/fazla-seker-yuksek-kafein-enerji-iceceklerinin-bilinmeyen-zararlari-92477.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-17 09:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-17 09:15:02</updated>
			<title>FAZLA ŞEKER, YÜKSEK KAFEİN: ENERJİ İÇECEKLERİNİN BİLİNMEYEN ZARARLARI</title>
			<description>Özel Sular Akademi Hastanesi Diyetisyeni Merve Kapudere Demirciler, enerji içecekleri tüketiminin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağını belirterek, içeriğinde bulunan yüksek miktardaki kafein ve şekerin kalp hastalıkları için risk taşıdığını vurguladı.</description>	
			<content>Özel Sular Akademi Hastanesi Diyetisyeni Merve Kapudere Demirciler, enerji içecekleri tüketiminin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağını belirterek, içeriğinde bulunan yüksek miktardaki kafein ve şekerin kalp hastalıkları için risk taşıdığını vurguladı.<br/>Enerji içecekleri, özellikle gençler arasında yaygın olarak tüketilen ürünler arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, bu içeceklerin içeriğinde bulunan yüksek miktarda kafein ve şekerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Enerji içeceklerinde bulunan yüksek şeker oranı, vücuda gereksiz kalori alımına neden olarak kilo artışına sebep oluyor. Uzun vadede bu durum obeziteye, insülin direncine ve tip 2 diyabete yol açabiliyor. Şekerin fazla tüketimi ayrıca diş çürüklerini hızlandırarak ağız sağlığını olumsuz etkiliyor. Enerji içeceklerinin en büyük zararlarından biri de kalp sağlığını tehdit etmesi. Yüksek kafein içeriği, kalp atış hızını artırarak çarpıntıya, tansiyon dengesizliğine ve kalp krizi riskine neden olabiliyor.<br/>Özel Sular Akademi Hastanesi Diyetisyeni Merve Kapudere Demirciler, özellikle kalp rahatsızlığı bulunan bireylerin ve gençlerin bu tür içeceklerden uzak durması gerektiğini vurguladı. Kapudere, enerji içeceği yerine doğal meyve suları, bitki çayları ve su tüketimini artırmanın daha sağlıklı bir alternatif olduğunu belirtti. Günlük enerjiyi doğal yollarla artırmak için dengeli beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çeken Demirciler, bilinçsiz enerji içeceği tüketiminin uzun vadede birçok sağlık sorununa neden olabileceğini belirtti. Demirciler, 'Enerji içeceklerinin içeriğinde yüksek miktarda kafein ve şeker bulunduğundan dolayı vücuda bazı zararlı etkileri vardır. Kafein yüksekliğinden dolayı uyku problemleri, anksiyete, mide rahatsızlıkları oluşabiliyor. Yüksek şekerden dolayı da obezite, diyabet ve gereksiz kalori alımından dolayı kilo artışlarına neden olabiliyor. Kafein ve şekerin yüksek miktarda bulunmasından dolayı mide rahatsızlıklarını tetikleyip, gastrit ve ülsere neden oluyor. Hastalarımıza genelde kafein ve şeker içecekleri yüksek olduğundan önermiyoruz. Kalp sağlığını da etkiliyor bu içecekler kalp krizi riskini oluşturabiliyor. Bunun dışında diş çürüklerine sebep olabiliyor. Birçok hastalığı tetikliyor. Özellikle 18 yaş altına kesinlikle önermiyoruz' diye konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/17-02-2025/23921280252887124361tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92455</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/batman-da-yaralanan-hamile-kadin-kar-nedeniyle-6-saat-sonra-hastaneye-ulastirildi-92455.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/batman-da-yaralanan-hamile-kadin-kar-nedeniyle-6-saat-sonra-hastaneye-ulastirildi-92455.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-17 03:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-17 03:45:03</updated>
			<title>BATMAN’DA YARALANAN HAMİLE KADIN, KAR NEDENİYLE 6 SAAT SONRA HASTANEYE ULAŞTIRILDI</title>
			<description>Batman’ın Sason ilçesinde düşerek yaralanan hamile kadın, 6 saatlik çalışmanın ardında karlı yollar aşılarak hastaneye ulaştırıldı.</description>	
			<content>Batman’ın Sason ilçesinde düşerek yaralanan hamile kadın, 6 saatlik çalışmanın ardında karlı yollar aşılarak hastaneye ulaştırıldı.<br/>Sason ilçesine bağlı Keçiler köyü Çukurca mezrasında yaşayan Hülya Çetinbaş (27), yolda yürürken kayarak düştükten sonra fenalaştı. İhbar üzerine mezraya sağlık ekipleri sevk edildi. Kar ve tipi nedeniyle mezraya ulaşmakta güçlük çeken sağlık ekipleri, İlçe Özel İdaresi ekiplerinin 6 saatlik çalışmasıyla yolun açılmasının ardından hamile kadına ulaştı. Sason Devlet Hastanesine götürülen Çetinbaş’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/17-02-2025/23849309512846021463.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92424</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/trafik-kazasinda-agir-yaralanan-vatandas-ucak-ambulansla-ankara-ya-sevk-edildi-92424.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/trafik-kazasinda-agir-yaralanan-vatandas-ucak-ambulansla-ankara-ya-sevk-edildi-92424.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-16 17:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-16 17:30:02</updated>
			<title>TRAFİK KAZASINDA AĞIR YARALANAN VATANDAŞ UÇAK AMBULANSLA ANKARA’YA SEVK EDİLDİ</title>
			<description>Bitlis’te dün trafik kazası sonucu ağır yaralanan Samet Yılmaz (22) isimli vatandaş, bugün uçak ambulansla Ankara’ya sevk edildi.</description>	
			<content>Bitlis’te dün trafik kazası sonucu ağır yaralanan Samet Yılmaz (22) isimli vatandaş, bugün uçak ambulansla Ankara’ya sevk edildi.<br/>Bitlis-Diyarbakır yolu üzerinde kaza yapan Samet Yılmaz’ın ilk müdahalesi Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Samet Yılmaz’ın kaza sonrası genel durumunun kötü olması dolayısıyla yapılan değerlendirmede ciddi kafa ve yüz travması tespit edilmesi üzerine Bitlis ve çevre illerdeki plastik ve rekonstrüktif cerrahi, kulak burun boğaz ve göz hastalıkları hekimleri, hastanın ileri düzey maksillofasiyal ve orbita cerrahisi yapılabilecek bir merkeze sevk edilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.<br/>Kararın ardından Bitlis İl Sağlık Müdürü Gökhan Güzeltaş’ın çabaları sonrasında Yılmaz’ın Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevki uygun görüldü.<br/>Gece boyunca Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesinde gözetim altında tutulan ve daha sonra kara yoluyla Muş Alparslan Havalimanına götürülen 22 yaşındaki hasta, Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.<br/>İl Sağlık Müdürü Gökhan Güzeltaş, bu tür vakalarda desteklerini esirgemeyen başta Sağlık Bakanlığı yetkilileri olmak üzere Bitlis’te hastanın ilk müdahalesinden ambulans uçağa kadar bindirilmesinde emeği geçen sağlık çalışanlarına ve yöneticilerine teşekkür etti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/16-02-2025/25379204642050726179tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92320</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ozel-sular-akademi-hastanesi-nde-lipodem-tedavisi-basladi-92320.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/ozel-sular-akademi-hastanesi-nde-lipodem-tedavisi-basladi-92320.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-15 11:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-15 11:15:01</updated>
			<title>ÖZEL SULAR AKADEMİ HASTANESİ’NDE LİPÖDEM TEDAVİSİ BAŞLADI</title>
			<description>Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof.</description>	
			<content>Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Bingöl öncülüğünde lipödem tedavisine başladı. Halk arasında 'ağrılı yağ birikmesi' olarak da bilinen ve genellikle kilo almakla karıştırılan bu hastalık, artık Sular Akademi’de multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilebilecek.<br/>Diyet ve sporla düzelmeyen, zamanla ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olabilen lipödem, artık Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi bünyesinde Kalp ve Damar Cerrahisi Prof. Dr. Hakan Bingöl tarafından tedavi edilebilecek.<br/>Lipödem hastalığının toplumda giderek daha fazla konuşulmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Bingöl, bu rahatsızlığın yanlış değerlendirildiğini ve doğru tanı konulmadığında hastaların yanlış tedavilere yönlendirildiğini söyledi.<br/>Dr. Bingöl, 'Lipödem, genellikle basen, bacak ve bazen kollarda görülen, yağ hücrelerinin hem sayıca hem de yoğunluk açısından artışıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle kadınlarda görülür ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Ancak bu durum sıradan bir kilo alımı değildir. Lipödem, lenfödem veya varisle karıştırılabildiği gibi, diyet ve egzersizle de düzelmeyen bir yapıya sahiptir. Bu yüzden hastalar çoğu zaman yanlış yönlendirilmekte ve tedaviden fayda görememektedir' dedi.<br/>Lipödem tanısı konulduğunda, hastanın ihtiyacına göre farklı branşların bir araya geldiği bir tedavi süreci gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bingöl, 'Özel Sular Akademi Hastanesi olarak, lipödem tedavisini multidisipliner bir yaklaşımla ele alıyoruz. Kalp ve damar cerrahisi, plastik cerrahi, diyetisyen ve fizik tedavi uzmanlarının birlikte çalıştığı bir tedavi planı oluşturuyoruz. Bu sayede hastalarımıza etkili ve kalıcı çözümler sunmayı hedefliyoruz' diye konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/15-02-2025/25205216472129431846tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92313</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/sehir-protokolunden-hg-hospital-a-ziyaret-92313.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/sehir-protokolunden-hg-hospital-a-ziyaret-92313.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-15 11:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-15 11:00:02</updated>
			<title>ŞEHİR PROTOKOLÜNDEN HG HOSPİTAL’A ZİYARET</title>
			<description>Kahramanmaraş sağlık alanında hizmete başlayan HG Hospital, şehrin protokolünü ağırladı.</description>	
			<content>Kahramanmaraş sağlık alanında hizmete başlayan HG Hospital, şehrin protokolünü ağırladı.<br/>Şehrin düşman işgalinden kurtuluşunun 105. yıl dönümünde, deprem bölgesi Kahramanmaraş’ta hizmete açılan 300 yatak kapasiteli HG Hospital, sağlık alanında önemli bir yatırımla bölge halkına hizmet vermeye başladı.<br/>Vali Mükerrem Ünlüer, Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş’ın katıldığı ziyarette, heyeti HG Hospital Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Halil Gürsoy karşıladı. Protokol üyelerine hastaneyi gezdiren Gürsoy, modern tıbbi donanım ve uzman kadroyla Kahramanmaraş’a sağlık alanında güçlü bir hizmet sunmayı amaçladıklarını belirtti.<br/>Ziyaret sırasında açıklama yapan HG Hospital Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Halil Gürsoy, sağlık sektöründe önemli bir yatırım gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, 'HG Hospital olarak, Kahramanmaraş ve çevresine yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunmak için yola çıktık. Deprem sonrası sağlık altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Biz de bu sorumluluğun bilinciyle hareket ettik. Ziyaretleriniz bizi onurlandırdı. Kendilerine teşekkür ediyorum' dedi.<br/>Hastaneyi gezen şehir protokolü, HG Hospital Hastanesi’nin, Kahramanmaraş için büyük bir kazanım olduğunu ifade etti. Ziyarette HG Hospital Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Halil İbrahim Avşaroğlu ve HG Hospital Başhekimi Uzm. Dr. Levent Temel de yer aldı.<br/>Sağlık sektöründe güçlü bir altyapı oluşturmayı hedefleyen HG Hospital Hastanesi, uzman doktor kadrosu ve ileri teknolojik cihazlarla Kahramanmaraş ve çevre illerden gelecek hastalara hizmet sunmaya devam edecek.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/15-02-2025/25767246352650730806tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92283</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bitlis-te-1-nci-askom-toplantisi-duzenlendi-92283.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bitlis-te-1-nci-askom-toplantisi-duzenlendi-92283.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-15 03:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-15 03:00:02</updated>
			<title>BİTLİS’TE 1’NCİ ASKOM TOPLANTISI DÜZENLENDİ</title>
			<description>Bitlis Devlet Hastanesinde 1’nci Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) toplantısı düzenlendi.</description>	
			<content>Bitlis Devlet Hastanesinde 1’nci Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) toplantısı düzenlendi.<br/>Bitlis’te acil sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu güçlendirmek ve etkin iş birliğini artırmak amacıyla 2025 yılının ilk Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) toplantısı düzenlendi. Toplantıda, acil sağlık hizmetlerinin etkinliği ve koordinasyonunun artırılması yönünde değerlendirmeler yapılarak, hizmet sunumunun iyileştirilmesine yönelik kararlar alındı.<br/>Toplantının açılış konuşmasını yapan Bitlis İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Gökhan Güzeltaş, Bitlis’te düzenlenen ASKOM toplantısının, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinin daha etkin ve kaliteli hale getirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.<br/>Sevk sisteminin daha işlevsel hale getirilmesi için iş birliği ve iletişimin artırılması gerektiğini vurgulayan Güzeltaş, sağlık hizmetlerinde koordinasyonun önemine dikkat çekti.<br/>Gerçekleştirilen toplantıya Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Alperen Şahin, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Yusuf Geylani, İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Muhammed Kızılkay, hastane başhekimleri ve başhekim yardımcıları katıldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/15-02-2025/28737293962347929698.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92213</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/polikliniklere-basvuranlarin-yuzde-80-i-sigarayi-birakti-92213.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/polikliniklere-basvuranlarin-yuzde-80-i-sigarayi-birakti-92213.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-14 11:15:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-14 11:15:01</updated>
			<title>POLİKLİNİKLERE BAŞVURANLARIN YÜZDE 80’İ SİGARAYI BIRAKTI</title>
			<description>Mersin’in Erdemli ilçesinde bulunan iki sigara bırakma polikliniğine başvuranların yüzde 80’i, 25 günlük ilaç kullanımın ardından sonuç alarak sigara alışkanlığından kurtuldu.</description>	
			<content>Mersin’in Erdemli ilçesinde bulunan iki sigara bırakma polikliniğine başvuranların yüzde 80’i, 25 günlük ilaç kullanımın ardından sonuç alarak sigara alışkanlığından kurtuldu. Kent genelinde bulunan 9 polikliniğe son bir yılda 3 bin 339 kişinin başvurduğu öğrenildi.<br/>Mersin merkez ve ilçelerinde 9 sigarayı bırakma polikliniği hizmet veriyor. Geçtiğimiz yıl kent genelindeki polikliniklerde 3 bin 339 kişinin sigarayı bırakmak için tedavi gördüğü belirtildi. Erdemli ilçesinde bulunan iki polikliniğe başvuranların yüzde 80’i sigarayı bırakırken, bu anlamda önemli bir başarı sağlandı. İl Sağlık Müdürlüğü de hem sağlık hem de ekonomik yönden vatandaşlara zarar veren sigarayı bırakmak isteyenlerin polikliniklere başvurmasını isterken, tedavinin tamamen ücretsiz olduğunu bildirdi.<br/>Mersin genelinde 9 sigara bırakma polikliniği olduğunu, bunlardan ikisinin ise Erdemli’de bulunduğunu belirten İlçe Sağlık Müdürü Selim Mirza Loğlaroğlu, Mersin’de polikliniklere başvuran hasta sayısının da 3 bin 339 kişi olduğu söyledi. Loğlaroğlu, 'Erdemli’de 2 polikliniğe başvuranların yüzde 80’i sigarayı bıraktı. Bu bizi çok mutlu etti. Hastalarımızın sigarayı bıraktığı için hem gururlu hem de sevinçliyiz. Vatandaşlarımızın sigarayı bırakması için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz' dedi.<br/><br/>'Hiç bir hastamızı geri döndürmüyoruz'<br/>Sigarayı bırakmak için kullanılan ilacın süresinin 25 gün olduğuna dikkat çeken Sigarayı Bırakma Polikliniği Görevlisi Dr. Tuğba Dilek Ateş, ilk 3 gün 6, daha sonra 13’üncü güne kadar 5 adet kullanıldığını, ardından kademe kademe azaltıldığına değinerek nasıl etki etiğini anlattı.<br/>Şuana kadar ciddi bir yan etki ile karşılaşmadıklarına değinen Ateş, 'Bırakma oranlarımız çok güzel. Başvuranların yaklaşık yüzde 80’i sigarayı bıraktı. Sigarayı bırakmak isteyenler bize direk başvuru yapabilirler. Ya da aile hekimlerimiz üzerinden veya ’Alo 171’den Sağlıklı Hayat Merkezindeki sigara bırakma polikliniğimize randevu alabilirler. Hiç bir hastamızı geri döndürmüyoruz, mutlaka bakıyor, muayene ediyoruz ilaç kullanımına uygunsa başlıyoruz' diye konuştu.<br/><br/>31 yıl sigara içti, eşiyle birlikte bıraktı<br/>31 yıl sigara kullanan ve eşiyle birlikte sigarayı bırakan emekli polis memuru Mehmet Demirezen de, '31 yıl sigara içtim. Sağlık yönünden etkilenmeye başladık. Eşimle birlikte sigarayı bırakma kararı aldık, kuruma müracaat ettik. Bize bir ilaç tavsiye ettiler, kısa sürede neticeyi aldık ve sigarayı bıraktık. 8 aydır da içmiyorum. Daha önce merdivenleri çıkarken bile soluk soluğa kalıyorduk şimdi yürüyüşe çıkıyorum. Yürüyüşümün yarısını yürüyorum, yarısını koşuyorum. Vücudum kendini göstermeye başladı. Nefes almalarım rahat, hayatım düzene bindi, en azından üzerimde koku yok' şeklinde konuştu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/14-02-2025/20484262392580328940tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92124</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/miyop-cocuklarda-okul-basarisini-olumsuz-etkileyebilir-92124.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/miyop-cocuklarda-okul-basarisini-olumsuz-etkileyebilir-92124.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-13 13:00:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-13 13:00:02</updated>
			<title>‘MİYOP, ÇOCUKLARDA OKUL BAŞARISINI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR’</title>
			<description>Çocuklarda her geçen gün yaygınlaşan miyopinin (miyop) okul başarısını olumsuz etkileyebileceğine söyleyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr.</description>	
			<content>Çocuklarda her geçen gün yaygınlaşan miyopinin (miyop) okul başarısını olumsuz etkileyebileceğine söyleyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, 'Genetik yatkınlık, uzun süre ekrana maruz kalma, yeterli açık hava aktivitesinin yapılmaması ve göz sağlığını olumsuz etkileyen çevresel faktörler miyopinin artmasına neden olmaktadır' dedi.<br/>Medical Park Ordu Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, çocuklarda giderek yaygınlaşan miyopinin okul başarısını olumsuz etkileyebileceğini aktardı. Erken teşhisin ve doğru gözlük kullanımının önemine dikkat çeken Opr. Dr. Zaim, miyopinin uzağı net görememe sorunu olduğunu ve özellikle okul çağındaki çocuklarda sıkça görüldüğünü kaydetti.<br/><br/>'Belirtileri göz ardı etmeyin'<br/>Genetik yatkınlık, uzun süre ekrana maruz kalma, yeterli açık hava aktivitesinin yapılmaması ve göz sağlığını olumsuz etkileyen çevresel faktörlerin, miyopinin artmasına neden olduğunu belirten Opr. Dr. Nükhet Zaim, tahtayı net görememe, gözleri kısarak bakma, sık sık gözleri ovalama, baş ağrısı ve göz yorgunluğu, derslere ilgisizlik ve akademik performansta düşüşün, miyopinin çocuklardaki belirtileri olduğunu söyledi. Zaim, bu belirtileri fark eden ebeveynlerin çocuklarını bir göz muayenesine götürmelerinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, miyopinin erken teşhis edilmesi durumunda uygun gözlük veya kontakt lens tedavisiyle kontrol altına alınabileceğini aktardı.<br/><br/>'Erken müdahale ile başarıyı artırmak mümkün'<br/>Miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak için göz sağlığına uygun alışkanlıklar geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Opr. Dr. Zaim, 'Günlük en az 1-2 saat açık havada vakit geçirmek, ekran sürelerini sınırlandırmak, ders çalışırken 20 dakikada bir gözleri dinlendirmek, düzenli göz muayenesi yaptırmak' önerilerinde bulundu.<br/>Miyopinin tedavi edilmediğinde çocukların akademik başarısını olumsuz etkileyebileceğine de dikkat çeken Opr. Dr. Zaim, göz sağlığını korumanın okul başarısı ve genel yaşam kalitesi için kritik olduğunun altını çizdi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/13-02-2025/21370248722921122054tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92024</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/sinop-ta-ebe-poliklinigi-hizmete-girdi-92024.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/sinop-ta-ebe-poliklinigi-hizmete-girdi-92024.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-12 12:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-12 12:30:02</updated>
			<title>SİNOP’TA EBE POLİKLİNİĞİ HİZMETE GİRDİ</title>
			<description>Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nde ‘Her Gebeye Bir Ebe Projesi’ kapsamında Ebe Polikliniği açıldı.</description>	
			<content>Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nde ‘Her Gebeye Bir Ebe Projesi’ kapsamında Ebe Polikliniği açıldı.<br/>Açılışta konuşan İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Arslan, Ebe Polikliniği’nin, kadın sağlığı, doğum öncesi ve sonrası bakım hizmetleri, aile planlaması gibi önemli alanlarda kadın sağlığına katkı sağlayacağını ifade ederek, 'Kadınlarımızın sağlığını her zaman öncelikli tutuyoruz. Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından başlatılan ve ‘Doğal olan Normal Doğum’ eylem planı içerisinde ye alan ‘Her Gebeye Bir Ebe Projesi’ ile anne adaylarımızın gebelik ve doğum konusunda sağlıklı bilgilendirerek Sinop’taki kadınlarımızın daha kaliteli ve uzmanlaşmış hizmet almasını sağlayacağız' dedi.<br/>Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Başhekim Dr. İlham Gafarlı ise polikliniğin açılmasıyla birlikte, daha fazla kadının sağlık hizmetlerinden faydalanabileceğini ve ebelerin rolünün, toplum sağlığında önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Ebe Polikliniği’nin kadınların doğum süreci ile ilgili her türlü sorusuna cevap verebileceğini, onları bilgilendirecek ve gerektiğinde yönlendireceğini belirten Gafarlı, bu adımın hem kadın sağlığını iyileştirmeyi hem de gelecekteki doğum süreçlerini daha sağlıklı hale getirmeyi amaçladığını ifade etti.<br/>Ebe Polikliniği’nin uzman ebeler ve sağlık personeli tarafından hizmet vereceği ve özellikle gebelik takibi, doğum öncesi danışmanlık, doğum sonrası izleme gibi pek çok önemli hizmetler sunacağı belirtildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-02-2025/20926293142985022021tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>92008</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/prof-dr-yilmaz-a-uluslararasi-arastirma-odulu-92008.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/prof-dr-yilmaz-a-uluslararasi-arastirma-odulu-92008.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-12 09:00:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-12 09:00:03</updated>
			<title>PROF. DR. YILMAZ’A ULUSLARARASI ARAŞTIRMA ÖDÜLÜ</title>
			<description>Medipol Eğitim ve Sağlık Grubu, uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi.</description>	
			<content>Medipol Eğitim ve Sağlık Grubu, uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. İstanbul Medipol Üniversitesi Uluslararası Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mesut Yılmaz, uluslararası alanda başarıya imza attı. Prof. Dr. Yılmaz, 2024 yılında gerçekleştirdiği çalışmasıyla Dubai’de bulunan Hamdan Bin Rashid Al Maktoum Vakfı tarafından 'Yılın En İyi Klinik Araştırması' ödülüne layık görüldü.<br/>Gram-negatif bakteriyemi tanısı konulan hastalarda, intravenöz (IV) antibiyotik tedavisinden oral tedaviye geçişin güvenliğini ve etkinliğini inceleyen Medipol Üniversitesi Uluslararası Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mesut Yılmaz, 2024 yılında gerçekleştirdiği araştırmasıyla uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı. Dubai’de bulunan Hamdan Bin Rashid Al Maktoum Vakfı tarafından 'Yılın En İyi Klinik Araştırması' ödülüne layık görüldü. Çalışma, hastaların daha hızlı iyileşmesini sağlarken hastanede yatış sürelerini kısaltarak sağlık sistemine olan maliyetleri azaltan önemli bulgular ortaya koydu. Araştırma, enfeksiyon hastalıklarının tedavi protokollerine yenilikçi bir bakış açısı kazandırdı.<br/><br/>'Büyük bir onur'<br/>Yaptığı çalışma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yılmaz, 'Bu araştırma, Gram-negatif bakteriyemi gibi ciddi enfeksiyonlarda hastaların tedavisini kolaylaştırmak ve aynı zamanda sağlık sistemlerini daha verimli hale getirmek amacıyla yürütüldü. Araştırma sonucunda Gram-negatif bakterilerle gelişen kan akımı enfeksiyonlarında, antibiyotik tedavisini erken dönemde ağızdan tedaviye geçilmesinin güvenli olduğu anlaşıldı. Hastanede kalma süresini, hastane ve tedavi maliyetlerinin azaltılabileceği gösterilmiştir. Böyle prestijli bir ödüle layık görülmek büyük bir onurdur' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-02-2025/22934261832538322194.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91996</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/erzincan-da-2025-yili-1-toplum-ruh-sagligi-merkezi-il-koordinasyon-kurulu-toplantisi-91996.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/erzincan-da-2025-yili-1-toplum-ruh-sagligi-merkezi-il-koordinasyon-kurulu-toplantisi-91996.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-12 05:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-12 05:45:02</updated>
			<title>ERZİNCAN’DA 2025 YILI 1. TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZİ İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI</title>
			<description>Toplum Ruh Sağlığı Merkezi İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr.</description>	
			<content>Erzincan’da 2025 yılı 1. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Gülşah Taş başkanlığında yapıldı.<br/>Sağlık Bakanlığının Toplum Ruh Sağlığı Yönergesi’ne istinaden toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin etkin bir şekilde sunulabilmesi için 2025 yılı 1. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Gülşah Taş başkanlığında Merkez Toplum Sağlığı Merkezi toplantı salonunda gerçekleştirildi.<br/>Kamu Hastaneleri ve Halk Sağlığı Hizmetleri Birimi, Erzincan Belediyesi, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Erzincan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği, Yeşilay Cemiyeti Erzincan Şubesi temsilcilerinin de katılımı ile gerçekleşen toplantıda TRSM sorumlu hekimi Doç. Dr. Mustafa Akkuş tarafından TRSM tanıtımı hakkında sunum yapıldı.<br/>Toplantıda Dr. Gülşah Taş, merkezin çalışmalarının daha etkin ve aktif bir şekilde yürütülmesinde kurumlar arası iş birliğinin büyük bir önem arz ettiğine dikkat çekti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-02-2025/20647242962550930876.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91981</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-3-kisiye-umut-oldu-91981.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-3-kisiye-umut-oldu-91981.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-12 01:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-12 01:30:02</updated>
			<title>BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN KİŞİNİN ORGANLARI 3 KİŞİYE UMUT OLDU</title>
			<description>Samsun’da beyin ölümü gerçekleşen 61 yaşındaki bir kişinin iki böbreği ve karaciğeri 3 kişiye umut oldu.</description>	
			<content>Samsun’da beyin ölümü gerçekleşen 61 yaşındaki bir kişinin iki böbreği ve karaciğeri 3 kişiye umut oldu.<br/>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne 5 Şubat 2025 tarihinde beyin kanaması nedeniyle getirilen 61 yaşındaki M.A.’nın, yoğun bakımda geçirdiği 6 günlük tedavinin ardından beyin ölümü gerçekleşti. Hastanenin organ nakli birimi hayatını kaybeden kişinin aile bireyleriyle görüşerek organ bağışı için izin istedi. Ailesinin onay vermesinin ardından hastanın iki böbreği ve karaciğeri operasyonla alındı. Organlar Samsun’da 3 kişiye umut oldu.<br/><br/>'Her yıl birçok insan organ nakli beklerken hayatlarını kaybediyor'<br/>OMÜ Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Karaciğer Nakil Sorumlu Yardımcısı Doç. Dr. Kağan Karabulut, 'Bugün bir hastamız daha organlarını bağışladı. 3 hastamıza şifa olacak. Bağışlayan aileye teşekkür ediyoruz. Organ bağışı bizim için önemli. Her yıl birçok insan organ nakli beklerken hayatlarını kaybediyor. O yüzden organlarımızı bağışlayalım. Bu hastamız 1 karaciğer ve 2 böbreğini bağışladı. İnşallah 3 hastamıza da şifa olacak. Organların 3’ü de bizim üniversitemizde kalacak. Bu hastamız yoğun bakımda uzun süre takip ettiğimiz bir hastaydı. Beyin ölümü bu akşam gerçekleşti. Ondan sonra hasta yakınlarıyla da konuşarak organlarının bağışlanması sağlandı. İnşallah bağışlanan organları da yarın hastalarımıza takacağız' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/12-02-2025/22530233772755624692tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91904</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/mengucek-gazi-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nin-yeni-hizmet-binasi-incelendi-91904.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/mengucek-gazi-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nin-yeni-hizmet-binasi-incelendi-91904.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-11 06:45:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-11 06:45:03</updated>
			<title>MENGÜCEK GAZİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NİN YENİ HİZMET BİNASI İNCELENDİ</title>
			<description>Cihan Tekin Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yeni hizmet binasını inceledi.</description>	
			<content>Erzincan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yeni hizmet binasını inceledi.<br/>Dr. Cihan Tekin’e Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız ile Destek Hizmetleri Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Taner Kösetürk eşlik etti.<br/>Son hazırlıkları devam eden yeni hizmet binasında incelemelerde bulunan Tekin, İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı teknik atölye personellerinden gelinen aşamalar hakkında bilgiler alarak çalışmalarında kolaylıklar diledi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/11-02-2025/29512248922956020227.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91845</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/tokat-gaziosmanpasa-universitesi-camilerde-hijyen-standartlarini-yukseltiyor-91845.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/tokat-gaziosmanpasa-universitesi-camilerde-hijyen-standartlarini-yukseltiyor-91845.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-10 16:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-10 16:15:02</updated>
			<title>TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ, CAMİLERDE HİJYEN STANDARTLARINI YÜKSELTİYOR</title>
			<description>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ), HİJYENLAB sıvı sabunlarıyla camilerde hijyen standartlarını yükseltmeye yönelik toplumsal sorumluluk projesini hayata geçirdi.</description>	
			<content>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ), HİJYENLAB sıvı sabunlarıyla camilerde hijyen standartlarını yükseltmeye yönelik toplumsal sorumluluk projesini hayata geçirdi.<br/>TOGÜ, toplumsal sorumluluk projelerine devam ediyor. TOGÜ, toplum sağlığını desteklemek ve hijyen standartlarını yükseltmek amacıyla ürettiği HİJYENLAB sıvı sabunlarıyla önemli bir katkı sağladı. Bu çerçevede, Tokat’taki bazı camilere sıvı sabun bağışı yapıldı. Üniversite personeli, camilerin sabunluklarını takarak sabunları doldurdu. Cami cemaatinin hijyen şartlarını iyileştirmeyi ve hijyen standartlarını yüksek tutmayı amaçlayan proje, vatandaşlar tarafından takdir topladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/10-02-2025/25419272022380020391tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91743</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yesilay-dan-dunya-sigarayi-birakma-gunu-nde-saglikli-yasama-davet-91743.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/yesilay-dan-dunya-sigarayi-birakma-gunu-nde-saglikli-yasama-davet-91743.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-09 13:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-09 13:45:01</updated>
			<title>YEŞİLAY’DAN DÜNYA SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ’NDE SAĞLIKLI YAŞAMA DAVET</title>
			<description>9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde sigara kullanımının birçok açıdan zararlarına dikkat çeken Niğde Yeşilay; sigara kullanıcılarına, ’Bir gün değil, bugün bırak’ mesajı ile seslendi.</description>	
			<content>9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde sigara kullanımının birçok açıdan zararlarına dikkat çeken Niğde Yeşilay; sigara kullanıcılarına, ’Bir gün değil, bugün bırak’ mesajı ile seslendi.<br/>Dünya Sigarayı Bırakma Günü nedeniyle açıklama yapan Yeşilay Niğde Şube Başkanı Hayri Yıldız; Yeşilay’ın sigara bağımlılığından kurtulmak isteyenlere yönelik bilinçlendirme çalışmaları yaptığını, toplumu sağlıklı bir yaşama yönelmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Yıldız; 'Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde 1,3 milyar kişi tütün ürünü kullanıyor ve her yıl 8 milyondan fazla insan, sigara kullanımının yol açtığı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de de sigara başta solunum yolu hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser olmak üzere birçok sağlık probleminin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Sigara bağımlılığından kurtulmak isteyenler, Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) aracılığıyla ücretsiz psikolojik destek alabiliyor. Uzman psikologlar ve danışmanlar eşliğinde verilen profesyonel destek sayesinde, sigarayı bırakma sürecinde kişilere yol gösteriliyor. Ayrıca, Yeşilay’ın ’Bırakabilirsin’ mobil uygulaması, sigara bırakma sürecinde kullanıcılarına rehberlik ediyor. Uygulama üzerinden sigara bırakma sürecinin takip edilmesi ve ihtiyaç duyulduğunda Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne başvuru yapılması kolaylaşıyor' dedi.<br/><br/>'Sağlıklı Bir Gelecek İçin Sigarayı Bırakın'<br/>2024 yılında 231 bin 300 kişinin ’Bırakabilirsin’ uygulamasını indirerek sigarayı bırakmak için önemli bir adım attığını söyleyen Yıldız; uygulama sayesinde sigara bırakma sürecinde yaşanan zorlukların raporlandığını ve sigara bırakma sürecinin daha etkili ve sürdürülebilir kılmak için rehberlik hizmeti sunulduğunu aktardı. Yıldız; 'Sigara, yalnızca sağlık sorunlarına yol açmakla kalmıyor; çevre üzerinde de ciddi tahribatlar oluşturuyor. Akciğer kanseri, kalp hastalıkları, felç, amfizem gibi ölümcül hastalıkların yanı sıra çevre sorunları da sigaranın zararlı sonuçları arasında yer alıyor. Her yıl ormanlarımızın yüzde 5’i tütün üretimi için yok edilmekte, her bir izmarit doğada 600 litre suyumuzu kirletmektedir. Dünyada her gün 19100 kişi sigara kaynaklı hastalıklardan ölmektedir' diye konuştu.<br/>Sigaraya alternatif olarak pazarlanmaya çalışılan elektronik sigaranın içeriğindeki bazı kimyasalların en az sigaradakiler kadar zararlı olduğuna dikkati çeken Yıldız; 'Elektronik sigara, nikotin nedeniyle damar sertliğine yol açarak kriz oluşumunu kolaylaştırarak kalp hastalığı riskini yükseltiyor. Elektronik sigara nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi ayrıca bağımlılık yapıcı bir ürün' dedi. Yalnızca sigara ile değil, tüm bağımlılıklarla mücadelede toplumun bağımsızlığını destekleyen kapsamlı projeler yürüten Yeşilay; ’Bağımsızlık Seferberliği’ anlayışıyla hareket ederek bireylerin ve toplumun bağımlılıklardan uzak, sağlıklı bir yaşam sürdürmesini hedefliyor. Özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumun her kesimine yönelik farkındalık ve önleme çalışmalarına ağırlık veren Yeşilay, eğitim programları, atölyeler, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM), Yeşilay Rehabilitasyon Merkezleri (REHAB) ve psikososyal destek hizmetleri ile bireyleri bağımlılıklardan korumak için faaliyetlerini sürdürüyor.<br/>Türkiye genelinde yaygınlaşan Yeşilay Şubeleri ve uluslararası iş birlikleri sayesinde, bağımlılıkla mücadelede küresel ölçekte de örnek bir model oluşturuyor.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/09-02-2025/28830225052917627034.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91733</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bilecik-te-2025-saglikli-turkiye-yuzyili-toplantisi-duzenlendi-91733.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/bilecik-te-2025-saglikli-turkiye-yuzyili-toplantisi-duzenlendi-91733.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-09 11:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-09 11:30:02</updated>
			<title>BİLECİK’TE ‘2025 SAĞLIKLI TÜRKİYE YÜZYILI’ TOPLANTISI DÜZENLENDİ</title>
			<description>Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr.</description>	
			<content> Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, ‘2025 Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ kapsamında düzenlenen İl Sağlık Müdürlüğü Yönetici Toplantısına başkanlık etti.<br/>Bilecik İl Sağlık Müdürlüğünde düzenlenen toplantıda, 2024 yılı boyunca gerçekleştirilen faaliyetler değerlendirilerek, bu süreçte elde edilen başarılar ve karşılaşılan zorluklar masaya yatırıldı. Ayrıca, 2025 yılı için belirlenen sağlık politikaları, projeler ve hedefler üzerinde duruldu.<br/>Toplantıya katılan yöneticiler, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda 2025 yılında hayata geçirilmesi planlanan projeleri ve bu projelerin il genelinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırma noktasında sağlayacağı katkıları ele aldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/09-02-2025/30819271673137527210tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91725</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/aydin-tssd-olarak-sigara-ile-mucadelede-kararliyiz-91725.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/aydin-tssd-olarak-sigara-ile-mucadelede-kararliyiz-91725.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-09 09:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-09 09:30:02</updated>
			<title>AYDIN: 'TSSD OLARAK SİGARA İLE MÜCADELEDE KARARLIYIZ'</title>
			<description>Her yıl sigara nedeniyle 100 binin üzerinde insan hayatını kaybediyor.</description>	
			<content>Her yıl sigara nedeniyle 100 binin üzerinde insan hayatını kaybediyor. Türkiye Sigarayla Savaş Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, 9 Şubat Dünya Sigarayı Boykot Günü kapsamında yaptığı açıklamada, sigaranın bireysel ve toplumsal etkilerine dikkat çekti.<br/>Prof. Dr. Mustafa Aydın, 'Sigara kullanımının yalnızca içen kişiyi değil, çevresindeki insanları da olumsuz etkiliyor. Pasif içicilik büyük bir halk sağlığı sorunudur ve her yıl 25 bin kişinin pasif içiciliğe bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor' ifadelerini kullandı. Ayrıca sigara kullanan ebeveynlerin çocuklarında gelişim geriliği ve kanser riskinin arttığını belirterek, sigarayla mücadelenin önemine dikkat çekti.<br/><br/>'Sigara ekonomik ve sağlık açısından büyük bir yük'<br/>Sigaranın sadece sağlık açısından değil, ekonomik anlamda da ciddi kayıplara yol açtığını çarpıcı verilerle belirten Prof. Dr. Aydın, 'Her yıl sigaraya yaklaşık 20 milyar dolar harcanmaktadır. Tütün kullanımına bağlı hastalıkların tedavi maliyeti, sağlık harcamalarının %9’una denk gelmektedir. Sigara kullanım yaşı 13’e kadar düştü ve bu durum erken yaşta hastalık riskini artırıyor. Sadece bu tablo, sigarayla mücadelede toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor' dedi.<br/><br/>'Pasif içicilik ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor'<br/>Sigara dumanının içeriğinde arsenik, amonyak, kadmiyum, katran, naftalin, kurşun ve siyanür gibi pek çok toksik madde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Aydın, 'Bilimsel bulgular, bu kimyasalların solunmasının kalp krizi, felç, kemik erimesi ve çeşitli kanser türlerine yol açtığını ortaya koyuyor' ifadelerini kullandı. Pasif içiciliğin özellikle solunum yolu hastalıklarını tetiklediğini ve sigara içilmeyen alanların artırılmasının bu riski azaltacağını vurguladı.<br/><br/>'Sigara çevreyi de tehdit ediyor'<br/>Sigaranın sadece insan sağlığına değil, çevreye de büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Aydın, 'Sigara izmaritlerinin doğada 14 yıl boyunca yok olmadığını ve bitki gelişimini %50 oranında olumsuz etkilediğini biliyoruz. Çevre kirliliğini önlemek adına sigara kullanımının azaltılması hem dünyamız hem de gelecek nesiller için bir ödevdir' dedi.<br/><br/>'Çözüm için etkin ve kapsamlı programlar hayata geçirilmeli'<br/>Sigarayla etkin mücadele konusunda çözüm önerileri sunan Prof. Dr. Mustafa Aydın, 'Okullarda ve toplum genelinde sigaranın zararlarını anlatan zorunlu bilinçlendirme programları uygulanabilir. Sigara satışının daha sıkı denetimlerle kontrol edilmesi ve kapalı alanlardaki yasakların daha etkili denetlenmesi yapılabilir. Özellikle sosyal medyada bilinçaltı yönlendirmeler ve özendirici içeriklere karşı katı düzenlemeler yapılabilir. Sigara izmaritlerinin doğaya verdiği zararı azaltmak için çevreci projeler hayata geçirilip cezai yaptırımlar arttırılabilir' diyerek sözlerini noktaladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/09-02-2025/30775316012295225869tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91706</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kar-sebebiyle-yollari-kapanan-koylerdeki-hastalar-icin-seferber-oldular-91706.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kar-sebebiyle-yollari-kapanan-koylerdeki-hastalar-icin-seferber-oldular-91706.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-09 04:45:01 </pubDate>
			<updated>2025-02-09 04:45:01</updated>
			<title>KAR SEBEBİYLE YOLLARI KAPANAN KÖYLERDEKİ HASTALAR İÇİN SEFERBER OLDULAR</title>
			<description>Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde kar sebebiyle yolu kapanan köylerdeki hastalar, ekiplerin zorlu mücadelesi ile hastaneye ulaştırıldı.</description>	
			<content>Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde kar sebebiyle yolu kapanan köylerdeki hastalar, ekiplerin zorlu mücadelesi ile hastaneye ulaştırıldı.<br/>Kastamonu’nun İnebolu ilçesi Hayrioğlu köyü Fatırız Mahallesi’nde yaşayan Satılmış Şahin (88) ve eşi Kamile Şahin (81) nefes darlığı şikayeti yaşamaya başladı. Çiftin oğulları Mustafa Şahin, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbarda bulundu. Sağlık ekipleri, ilçeye 23 kilometre uzaklıkta bulunan ve yaklaşık 80 santimetreye ulaşan kar sebebiyle yolu kapanan köye ulaşamayınca İnebolu Kaymakamlığından yadım istedi. İnebolu Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği ve İl Özel İdaresi ekipleri, iş makineleriyle köyün yolunu açtı. Ambulans da iş makinesi yardımıyla çekilerek köye kadar götürüldü. Köye ulaşan sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan yaşlı çift İnebolu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.<br/>Kardan yolu kapanan Erenyolu köyünde de soğuk algınlığına bağlı nefes darlığı çeken İrfan Usta, 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istedi. İl Özel İdaresi ekiplerinin yolu açması ile ulaşılabilen hasta, sağlık ekipleri ekiplerince İnebolu Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/09-02-2025/27281223973065030531.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91650</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/davranislarin-sekillenmesinde-ebeveynlerin-rolu-buyuk-91650.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/davranislarin-sekillenmesinde-ebeveynlerin-rolu-buyuk-91650.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-08 14:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-08 14:15:02</updated>
			<title>DAVRANIŞLARIN ŞEKİLLENMESİNDE EBEVEYNLERİN ROLÜ BÜYÜK</title>
			<description>Onma Psikoloji ’den Psikolog Serra Büyükburç, davranışların şekillenmesinde ebeveynlerin de katkısı olduğunu belirterek, 'Ebeveynlerimiz, destekleyici davranışlarda bulunurlarsa, ihtiyaçlarımızı ifade etmenin ve başkalarından yardım istemenin güvenli olduğunu öğreniriz' dedi.</description>	
			<content>Onma Psikoloji ’den Psikolog Serra Büyükburç, davranışların şekillenmesinde ebeveynlerin de katkısı olduğunu belirterek, 'Ebeveynlerimiz, destekleyici davranışlarda bulunurlarsa, ihtiyaçlarımızı ifade etmenin ve başkalarından yardım istemenin güvenli olduğunu öğreniriz' dedi.<br/>Olgunlaşma döneminde ebeveyn figürü hayatın her anını etkiliyor.<br/>‘Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerle büyümek duygusal eksikliklere yol açabilir’<br/>Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Onma Psikoloji ‘den Psikolog Serra Büyükburç, 'Eğer duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerle büyüdüysek, ihtiyaçlarımız çoğu zaman karşılanmamış ya da göz ardı edilmiş olabilir. Bu durum, genellikle duygusal esneklik ve dayanıklılığın eksikliğiyle sonuçlanır. Bu kişiler sıklıkla kendi ihtiyaçlarını tanımlamakta ve onları karşılamakta zorlanır, sevgi ve onay almak için kendilerine ihanet edebilirler. Aynı zamanda ilişkilerde sıklıkla gücenme ve alınma gibi duygusal sıkıntılar yaşayabilirler. Bazen de başkalarına kendilerini açtıklarında, onları kaybetme korkusu taşıdıkları için kendilerini bir maskenin arkasına gizleyebilirler' ifadelerini kullandı.<br/>‘İçimizdeki çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak’<br/>Psikolog Serra Büyükburç, ilerlemenin yolunun bilge ebeveyn olmaktan geçtiğini hatırlatarak, 'Belki de en önemli yanıt, çocuklukta alamadığımız şeyleri kendimize vermemizdir. İlerlemenin yolu, çocukken sahip olamadığımız bilge ebeveyn olabileceğimizin farkına varmaktır. Buna yeniden ebeveynlik denir ve gündelik, kararlı, bilinçli eylemlerle içimizdeki çocuğun karşılanmamış ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağımızı yeniden öğrenmemize imkan sağlar' dedi.<br/>‘Kendimize olan güveni öğrenirsek sezgilerimizle önemli şekilde bağ kurarız’<br/>Ebeveynliğin önemli bir konu olduğunu ve kişisel gelişimi desteklediğine vurgu yapan Onma Psikoloji ‘den Psikolog Serra Büyükburç, daha sonra şunları söyledi:<br/>'Bunu yapmanın yolu, önce kendimize nasıl güvenebileceğimizi öğrenmektir. Her gün kendimize 'Şu anda kendim için ne yapabilirim?'. Bu soruyu sürekli sorarak, kendimize daha fazla güvenmeye başlarız ve sezgilerimizle yeniden bağ kurarız. Bu süreç, kişisel gelişimimizi destekler ve kendimize duyduğumuz şefkati artırır. İçe ait ebeveynimiz, geçmişte ihmal edilmiş ihtiyaçlarımızı onurlandırarak, kendimizi görmemizi ve kabul etmemizi sağlar. Bu, duygusal iyileşme yolculuğunda önemli bir adımdır. Yeniden ebeveynlik, yalnızca geçmişin iyileştirilmesiyle ilgili değil, aynı zamanda daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam inşa etmemizi sağlayacak bir süreçtir. Bu yolculuk, kendimize değer vermeyi, sınır koymayı ve duygusal dayanıklılığımızı geliştirmeyi içerir.'</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/08-02-2025/20894290152654129286tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91632</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyarbakir-cocuk-kalp-merkezinde-invaziv-calistayi-yapildi-91632.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/diyarbakir-cocuk-kalp-merkezinde-invaziv-calistayi-yapildi-91632.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-08 10:30:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-08 10:30:03</updated>
			<title>DİYARBAKIR ÇOCUK KALP MERKEZİNDE İNVAZİV ÇALIŞTAYI YAPILDI</title>
			<description>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kalp Merkezinde Türkiye’nin çeşitli illerinden deneyimli Çocuk Kardiyoloji Uzmanları toplanıp bilgi birikimlerini uzman doktorlara somut bir şekilde aktarıyor.</description>	
			<content>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kalp Merkezinde Türkiye’nin çeşitli illerinden deneyimli Çocuk Kardiyoloji Uzmanları toplanıp bilgi birikimlerini uzman doktorlara somut bir şekilde aktarıyor.<br/>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kalp Merkezi koordinatörü Doç. Dr. Osman Akdeniz, 7- 8 Şubat 2025 tarihlerinde Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kalp Merkezinde daha önceden tanısını koydukları 15 zor ve kompleks tanılı hastaya girişimsel işlem yapmayı planladıklarını söyledi. Akdeniz, 'Bu amaçla invaziv ekibimizin başındaki Doç. Dr. Bedri Aldudak tarafından davet edilen alanında ülkemizin en deneyimli çocuk kardiyoloji uzmanlarından olan İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesinden Prof. Dr. Abdullah Erdem, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden Doç.Dr. İlker Kemal Yücel, İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Prof. Dr. İbrahim Halil Demir hocalarımızla planladığımız zor ve kompleks vakalara girişimsel işlemler yapıyoruz. Hocalarımızın katkılarıyla söz konusu hastalarımız başka bir ile gitmeden ikamet ettikleri illerde tedavileri yapılarak sağlığına kavuşmaktadır' dedi.<br/>Akdeniz, bu tür girişimleri Çocuk Kalp Merkezinde 1-2 ayda bir yaptıklarını belirterek, 'Bilimsel bir şenlik havasında geçen bu çalışmalara davetimizi kırmayarak katılan değerli hocalarımız ve meslektaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/08-02-2025/21259250113141623922tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91542</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/meah-ta-dr-chakmakchi-deri-ve-zuhrevi-hastaliklar-uzmani-oldu-91542.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/meah-ta-dr-chakmakchi-deri-ve-zuhrevi-hastaliklar-uzmani-oldu-91542.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-07 12:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-07 12:45:02</updated>
			<title>MEAH’TA DR. CHAKMAKCHİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR UZMANI OLDU</title>
			<description>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayan Araştırma Görevlisi Dr.</description>	
			<content>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayan Araştırma Görevlisi Dr. Ahmed Chkmakchi, girdiği sınavı başarıyla geçerek uzmanlık ünvanını aldı.<br/><br/>Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Suzan Demir Pektaş başkanlığında gerçekleştirilen sınav jürisinde, Doç. Dr. Emine Tuğba Alataş, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ekin Bozkurt Şavk, İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Emine Figen Tarhan ve Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Serkan Yaşar Çelik yer aldı.<br/><br/>Dr. Chkmakchi, 'İzotretinoin Kullanan Hastalarda Demodex Yoğunluğunun Değerlendirilmesi' başlıklı tez çalışmasını, tez danışmanı Doç. Dr. Emine Tuğba Alataş rehberliğinde tamamladı. Uzmanlık sınavını başarıyla geçerek, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan dördüncü Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı oldu.<br/><br/>Dr. Ahmed Chkmakchi, kurumdan uzmanlığını alan 167’inci araştırma görevlisi hekim olarak kayıtlara geçti. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri, yeni uzman hekime başarılar dileyerek, meslek hayatında başarılı çalışmalar gerçekleştirmesini temenni etti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/07-02-2025/30441293692291623920.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91526</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/etso-da-gida-guvenligi-ve-hijyen-semineri-91526.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/etso-da-gida-guvenligi-ve-hijyen-semineri-91526.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-07 10:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-07 10:15:02</updated>
			<title>ETSO’DA ''GIDA GÜVENLİĞİ VE HİJYEN' SEMİNERİ</title>
			<description>Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO), meslek komitelerinin talepleri doğrultusunda 'Gıda Güvenliği ve Hijyen Eğitim Semineri' düzenledi.</description>	
			<content>Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO), meslek komitelerinin talepleri doğrultusunda 'Gıda Güvenliği ve Hijyen Eğitim Semineri' düzenledi.<br/>Meclis üyeleri, 1, 6, 7, 19 ve 20 numaralı meslek komite başkanları ve üyeleri ile gıda ve otelcilik sektöründe faaliyet gösteren firma yetkililerinin katılım sağladığı seminer, ETSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.<br/>Hijyenin Önemi ve Gıda Güvenliği Riskleri Ele Alındı<br/>Seminerde ECOLAB Türkiye Eğitim Müdürü Mustafa Emirli konuşmacı olarak yer aldı. Emirli, hijyenin sağlığın korunmasında en etkili ve en maliyet etkin yöntemlerden biri olduğunu vurgulayarak, işletmelerde hijyen uygulamalarına gereken önemin verilmemesi durumunda sağlık risklerinin ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkat çekti.<br/>Gıda güvenliğinin, işletmeler ve tüketiciler açısından hayati öneme sahip olduğu belirtilen seminerde, gıdalarda oluşabilecek fiziksel, kimyasal ve biyolojik risklerin bertaraf edilmesi için alınması gereken önlemler katılımcılarla paylaşıldı.<br/>Sahte ve Tağşiş Ürünlere Karşı Önlem Çağrısı<br/>Seminerde ayrıca, enflasyonist dönemlerde sahte ve tağşiş ürünlerin artışına dikkat çekildi. Bu tür ürünlerin halk sağlığı açısından oluşturduğu risklere vurgu yapılırken, güvenilir üreticilerden temin edilen gıda ürünlerinin tercih edilmesinin gerekliliği özellikle vurgulandı. Kaliteli gıda ürünlerinin doğru yöntemlerle muhafaza edilmemesi ve hijyen standartlarına uyulmaması durumunda büyük sorunlar yaşanabileceği ifade edildi. Katılımcılar, hijyen uygulamalarına ilişkin sorularını yönelterek, uzmandan detaylı bilgiler aldı.<br/>ETSO’dan Sektörel Eğitimlere Devam Sözü<br/>Seminer, soru-cevap oturumunun ardından sona erdi. Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası, sektör temsilcilerinin bilinçlendirilmesi amacıyla bu tür eğitim seminerlerine düzenli olarak devam edileceğini belirterek, ticaret ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğini açıkladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/07-02-2025/31477206962705729704.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91524</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/takviyeler-saglikli-olabilmenin-ilk-sarti-degil-91524.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/takviyeler-saglikli-olabilmenin-ilk-sarti-degil-91524.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-07 09:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-07 09:30:02</updated>
			<title>TAKVİYELER, SAĞLIKLI OLABİLMENİN İLK ŞARTI DEĞİL</title>
			<description>Dr.</description>	
			<content>Uzm. Dr. Müge Yetener, sağlıklı olabilmek için takviyelere sarılmadan önce dört önemli gerekliliği yerine getirmenin önemine dikkat çekti. Bu gereklilikleri 'doğru diyetle beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, kaliteli ve yeterli uyku uyumak, stresi yönetip başa çıkabilmek' olarak sıralayan Uzm. Dr. Yetener, 'Temel zayıfsa takviyeler genellikle işe yaramayabilir. Uykunuz bozuksa, diyetiniz kötü ise ve egzersiz alışkanlığınız yoksa takviyelerden istenen sonucu alabilmek zor olacaktır.' dedi.<br/>Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı Dr. Müge Yetener, kadının erkeğin, gencin yaşlının sağlıklı olmak adına günlük diyetlerinde çeşit çeşit takviyelere yer verdiğini söyledi. Bu takviyelerin doktor önerisi olmadan bile eşten dosttan duyumlarla alınıp tüketildiğini belirten Uzm. Dr. Yetener, 'Sadece takviyelerle sağlıklı olunabilir mi?' sorusunu gündeme getirdi. Sağlıklı olmanın şartları için takviyelerin ilk sıralarda olmadığını belirten Uzm. Dr. Yetener, 'Bu şartlardan ilki, en önemlisi beslenmedir. Şeker, trans yağlar, rafine karbonhidratlar ve kırmızı veya işlenmiş etler enflamasyonu artıran yiyeceklerdir. Oysa anti enflamatuar (vücutta oluşan kronik iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilecek bir beslenme yaklaşımı) gıdalarla sebze ağırlıklı beslenerek, işlenmiş ve paketli (çöp) besin maddelerinden uzak durmak sağlık için benimsenmesi gereken bir beslenme modelidir' diye konuştu. Beslenmeden sonra sağlıklı olmak için stresi yönetmenin, uykunun ve hareketli yaşamın önemini vurgulayan Uzm. Dr. Yetener sözlerini şöyle sürdürdü:<br/><br/>Stresle başa çıkmak<br/>'Sinir ve endokrin sistemlerimiz, bir aslan tarafından kovalanmak gibi bundan binlerce yıl önceki stresli durumlara göre, ekstra hormon ve nörotransmitter (sinir sistemindeki birçok işlevi kontrol ederek oradan gelen mesajları hedef hücrelere taşımakla görevli olan kimyasal haberciler) salgılamak üzere evrimleşmiştir, ancak modern hayatta sık görülen stresli durumlar (örneğin yoğun trafikte her gün bir yerlere gidip geliyor olmak, bir iş arkadaşıyla gerginlik yaşamak veya sadece kafanızda tekrarlayan olumsuz düşünceler olması ) için optimize edilmemiştir. Uzun vadede sağlıklı bir vücuda sahip olmak için, mutlaka stresi nasıl yöneteceğimizi, farkındalığı veya terapiyi yani bize en uygun olanı bulmak durumundayız. Sık sık doğada bulunmak, sosyalleşmek, dostlarımızla güvenli bağlar kurmak, insan gibi sosyal bir canlı için yaşamsaldır. Stresli bir vücut, enflamasyon tepkisi verecek ve hastalıkla iyi başa çıkabilecek kadar dayanıklı olmayacaktır. Denebilir ki stres, hastalıklar için şemsiye faktördür. Uzun süreli strese maruz kalmak bağışıklığı düşüren temel faktördür.'<br/><br/>Uyku, yemek ve su kadar önemli<br/>Sağlıklı olmada uykunun önemli bir yeri olduğunu belirten, uykunun insan bedenini ve zihnini onardığını vurgulayan Uzm. Dr. Yetener, 'Uyku kötüyse diğer tüm önemli sağlık basamaklarından yararlanmak zorlaşıyor. Kaliteli uyku ve doğru zamanlarda yeterince uyumak, hayatta kalmak için yemek ve su kadar önemlidir. Uyku olmadan beyninde yeni anılar öğrenmeye ve oluşturmaya izin veren yolları oluşturamaz veya koruyamayız. Konsantre olmak ve hızlı yanıt vermek daha zorlaşır. Uyku sırasında, uyanıkken beyninizde biriken toksinleri ortadan kaldıran bir temizlik gerçekleşir. Nitelik açısından yeterli olmayan bir uyku hormonal düzensizliklere, depresyon, hafıza zayıflığına, kan şekeri düzensizliklerine, kardiyovasküler hastalığa, kas gerginliklerine neden olabilir. Eğer sağlıklı olmak istiyorsak sağlıklı bir uyku düzenimiz olmalı' dedi.<br/><br/>Hareketsiz yaşam sağlığı tehdit eder<br/>Egzersizin hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için gerekli olduğunu, bunun yaşam tarzımızın bir parçası olması gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Yetener, kasların artık bir endokrin organ olarak kabul edildiğini söyledi. Yetener şöyle konuştu: 'Kaslarımızı güçlendirmek, hem kasların salgıladıkları maddeler yoluyla beyni ve genel sağlığımızı güçlendirmek şüphesiz çok önemli. Egzersiz beyin kaynaklı nörotrofik faktörü (BDNF) arttırır. Üretilen BDNF nöronları korur, ayakta tutar, öğrenmeyi ve hafızayı destekler. Egzersiz aynı zamanda ruh halini geliştirmeye, vücut ve zihindeki stresi azaltmaya yardımcı olur. Stresle başa çıkmayı kolaylaştırır. Kas dayanıklılığını, koordinasyonu ve dengeyi sağlar. Hücre ve kasları insüline duyarlı hale getirir. Kalp damar dayanıklılığını arttırır. Kemik sağlamlığını, eklem esnekliğini arttırır. Bağışıklığı olumlu etkiler. Kolonu uyarır, kabızlığı önler. Toksinlerin ter ve lenfatik sistem yoluyla atılmasını kolaylaştırır, detoksifikasyona yardımcıdır. Bağırsak florasını olumlu olarak etkiler. Sağlığımız açısından bu kadar önemli olan egzersize günlük rutinimizde mutlaka yer vermeliyiz.'<br/>Sağlıklı olmanın temel ilkelerini 4 başlıkta sıraladıktan sonra sağlıklı yaşamda takviyelerin yerine değinen Uzm. Dr. Yetener, 'Öncelikle yiyeceklerle güçlü bir temel oluşturmak ve ancak ondan sonra takviyeleri seçmek gerekir. Temel zayıfsa takviyeler genellikle işe yaramayabilir. Uykunuz bozuksa, diyetiniz kötü ise ve egzersiz alışkanlığınız yoksa takviyelerden istenen sonucu alabilmek zor olacaktır.' dedi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/07-02-2025/31340310092471322131.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91479</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/igdir-hayvan-pazari-gecici-olarak-kapatildi-91479.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/igdir-hayvan-pazari-gecici-olarak-kapatildi-91479.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-06 21:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-06 21:15:02</updated>
			<title>IĞDIR HAYVAN PAZARI GEÇİCİ OLARAK KAPATILDI</title>
			<description>Iğdır’da görülen şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarı geçici olarak kapatıldı.</description>	
			<content>Iğdır’da görülen şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarı geçici olarak kapatıldı.<br/>Iğdır’da tespit edilen şap hastalığı nedeniyle, 7 Şubat 2025 tarihinden itibaren Iğdır Hayvan Pazarı, karantina süresi boyunca geçici olarak kapatıldı.Iğdır Tarım Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 'Sayın yetiştiriciler, Iğdır Hayvan Pazarı, ilimizde tespit edilen şap hastalığı nedeniyle 7 Şubat 2025 itibaren karantina süresince geçici olarak kapatılacaktır. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla alınan bu tedbire riayet edilmesi önemle rica olunur. Bilgilerinize 7 Şubat 2025 tarihinde sevk işlemi yapılacaktır' ifadelerine yer verildi.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/06-02-2025/27851302762515924426tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91440</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/motosiklet-kazasinda-hayatini-kaybeden-gencin-organlari-baska-canlara-umut-oldu-91440.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/motosiklet-kazasinda-hayatini-kaybeden-gencin-organlari-baska-canlara-umut-oldu-91440.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-06 12:15:03 </pubDate>
			<updated>2025-02-06 12:15:03</updated>
			<title>MOTOSİKLET KAZASINDA HAYATINI KAYBEDEN GENCİN ORGANLARI BAŞKA CANLARA UMUT OLDU</title>
			<description>Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde 8 gün önce geçirdiği motosiklet kazası sonrasında ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen gencin organları ailesi tarafından bağışlandı.</description>	
			<content>Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde 8 gün önce geçirdiği motosiklet kazası sonrasında ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen gencin organları ailesi tarafından bağışlandı.<br/>Beşikdüzü ilçesinde motosikletle trafik kazası yapan 27 yaşındaki Cihat Emre Çelik, ambulansla Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’ne kaldırıldı. Cihat Emre Çelik’in yapılan tüm müdahalelere rağmen dün beyin ölümü gerçekleşirken, Çelik Ailesi ise örnek bir karar alarak evlatlarının organlarının bağışlanmasına karar verdi. Bugün KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde gerçekleştirilecek operasyonla birlikte Çelik’in böbrekleri, korneaları ve karaciğeri nakil yapılacak hastalar için alındı.<br/>Yapılan organ nakli operasyonu ile ilgili bilgi veren Karadeniz Teknik Üniversitesi  Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Ebru Yılmaz, 'Hasta bize 30 Ocak günü  Vakfıkebir Devlet Hastanesinden sevkli olarak geldi. İvedilikle yoğun bakıma alınarak kaza ile ilgili cerrahi operasyonu sonrasındaki süreçte beyin ölümü gerçekleşti. Hasta yakınlarına beyin ölümü konusunda bilgilendirdik. Daha sonra aile ile organ nakli konusunda görüştük ve onlar bu acılı günlerinde organ bağışını kabul ettiler. Büyük bir gönüllük gösterdiler. Babası, vefat eden oğlunun çok merhametli birisi olduğunu onun mutlaka bunu isteyeceğini düşünerek bu kararı alabildi. Kendisinin de acısını hafiflettiğini dile getirdi.  Gönüllülerdi, bizim için de çok özel bir vaka oldu' dedi.<br/>Ailenin evlatlarının bütün organlarını bağışladığını kaydeden Yılmaz 'Sağlık Bakanlığının değerlendirmesi ve verilere göre karaciğeri ve iki böbreğinin alınabileceğini kornealarının başka insanlara faydalı olabileceğine karar verdiler. Ameliyatta Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin karaciğer nakli ekibi hem kendi ihtiyaçları olan Karaciğeri hem de diğer organları çıkartacaklar ve gerekli olan illere göndereceğiz. Samsun 19 Mayıs Üniversitesinde karaciğer bekleyen bir hastaya karaciğeri gidecek. Sol böbreği Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde bir hastaya gidecek. Sağ böbreği de İstanbul’da İstinye Üniversitesindeki bir hastaya gidecek. Korneaları da Samsun’daki doku bankasına teslim edilecek' diye konuştu.<br/>Ebru Yılmaz, uzun süredir organ nakli koordinatörlüğü yaptığını hatırlatarak 'Bu süreçte insanların organ bağışında karar vermekteki en büyük zorlukları ölen kişinin vasiyetini bilmemeleri. Bunda da öyle oldu. Bu sebepten ötürü bir gün bekledik. Sesimizi duyan herkese organ bağışı nakli konusunda düşünmelerini ve yaşarken bu kararı vermelerini rica ediyorum' şeklinde konuştu.<br/>KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Celal Tekinbaş ise 'Hastamız rahmeti rahmana kavuştu, bizi üzdü. Hastamızın organlarının başka hastalara can olacak, sağlık olacak, şifa olacak olması hem onun ebedi ahiretteki sevaplarının artması hem de bizlerin böyle bir olaya vesile olmamız konusu ise bizleri mutlu etti. Vatandaşlarımızdan isteğimiz organ nakli konusunda daha hassasiyet göstermeleri. Kaybedilen hastaların organlarının başka hastalara şifa olmasını sağlamaları. Bu konuda çalışmalarımız inşallah çok yakın zamanda tekrar başlayacak. Transplantasyon ünitemizin açılmasıyla beraber tekrar hastanemizde transplantasyona başlayacağız' ifadelerini kullandı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/06-02-2025/29968289052247628536tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91419</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/alti-aydan-kucuk-cocuklari-icin-ailelere-rsv-uyarisi-91419.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/alti-aydan-kucuk-cocuklari-icin-ailelere-rsv-uyarisi-91419.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-06 08:45:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-06 08:45:02</updated>
			<title>ALTI AYDAN KÜÇÜK ÇOCUKLARI İÇİN AİLELERE RSV UYARISI</title>
			<description>Ara tatilin bitişi, okulların açılması, havaların soğuk seyretmesi ve kalabalık ortamlarda geçirilen uzun süreler sebebiyle solunum yolu enfeksiyonlarının görülme oranı arttığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm.</description>	
			<content>Ara tatilin bitişi, okulların açılması, havaların soğuk seyretmesi ve kalabalık ortamlarda geçirilen uzun süreler sebebiyle solunum yolu enfeksiyonlarının görülme oranı arttığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, özellikle son dönemlerde yaygın görülen dört virüs, çocuklarda ciddi istenmeyen etkilerine sebep olduğunu söyledi.<br/>Aileleri solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşıcılığı ve istenmeyen etkileri hakkında uyarıda bulunan Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, kış mevsiminde kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması, ara tatilin bitip okullara yeniden başlanması solunum yolu enfeksiyonlarının artış gösterdiğine dikkat çekti. Rinovirüs, H1N1, RSV ve adenovirüsün son günlerde çocuklar arasında yaygınlaşan enfeksiyonların başında geldiğini belirten Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, bu enfeksiyonların genellikle ateş, öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları ve iştahsızlık gibi şikâyetlerle başladığını ifade etti. Viral enfeksiyonların genellikle hafif seyretse de bağışıklık sistemi gelişmemiş çocuklarda tehlikeli olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, 'Uzman hekimlere başvurulmayan vakalar ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir' diyerek, tedavi sürecinin önemine dikkat çekti.<br/>Bebeklerde ciddi sorunlara sebep olabilir<br/>Son dönemlerde RSV olarak bilinen Respiratuar Sinsityal Virüs’ün tüm dünyada salgınlara sebep olduğunu ve tüm solunum yollarını etkilediğine değinen Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, 'Bu virüs 7 yaş üzeri çocuklarda ve yetişkinlerde hafif soğuk algınlığına benzer semptomlara neden olurken; bebeklerde ve 7 yaş altı grupta daha ciddi sorunlara yol açabilir. RSV, hapşırık ve öksürükle, yakın temasla bulaşabilir. Burun akıntısı, hapşırık, ateş, iştahta azalma, nefes alıp verirken hırıltı ve nefes almada zorluk gibi belirtileri vardır. 0-6 ay arasındaki bebeklerde, prematüre doğan bebeklerde, doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarda, immün yetmezliği olan çocuklarda bu virüs tehlikeli olabilmektedir. Bu virüsü geçiren grupta tedaviye bir an evvel başlanmalıdır' dedi.<br/>6 aydan küçük bebekler de daha dikkatli olunmalı<br/>RSV görülen altı aydan küçük bebeklerde sinirlilik, azalmış aktivite, iştah kesilmesi, apne gibi belirtilerin görülebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, 'RSV enfeksiyonu tedavi edilmezse bronşiolit, zatürre görülebilir. Araştırmalara göre de 6 aydan küçük her 100 bebekten iki ya da üçü her yıl RSV nedeniyle hastaneye kaldırılmaktadır. Birçok çocukta RSV hafif geçse bile küçük yaş grubunda şiddetli semptomlar görülebilir. Okullar, kreşler gibi kalabalık ortamlarda çocuklar arasında kolayca yayılır. Ayrıca kardeşler de bu virüsü birbirine kolayca geçirebilir' şeklinde görüş verdi. RSV’nin bronşiolite dönmesi sonucu hızlı nefes alma, nefes alırken gelen hırıltı sesleri gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, 'Hekimler teşhis koymak için öncelikle fiziki muayene yapar. Sonrasında sürüntü testi, kan testleri, gerekirse de görüntüleme tetkikleri isteyebilir. Teşhis sonrasında da uygun tedavi yöntemleri önerir' şeklinde konuştu.<br/>Çok bulaşıcı olabilir<br/>RSV ile birlikte bu süreçte influenza (H1N1), rinovirüs ve adenovirüsün de sıklıkla görüldüğüne değinen Uzm. Dr. Hilal Çalışkan, bu enfeksiyonların genellikle ateş, öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları ve iştahsızlık gibi şikâyetlerle başladığını ifade etti. 'Bu tür viral enfeksiyonlar genellikle hafif seyretse de, bağışıklık sistemi gelişmemiş çocuklar için hızla ağırlaşabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir' diyen Dr. Hilal Çalışkan, 'Çocukların, kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak tutulması önemlidir. Solunum yolu enfeksiyonları çok bulaşıcıdır. Hapşırık ve öksürük yoluyla havada asılı kalan damlacıklar bulaş nedenidir. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile bulaş gerçekleşir' diye konuştu.<br/>Erken müdahale ciddi sorunların önüne geçer<br/>Tedavi sürecinde genellikle antiviral ilaçlar, ağrı kesiciler ve bol sıvı alımının önerildiğini belirten Dr. Hilal Çalışkan, 'Ancak, semptomlar ağırlaştığında, yüksek ateş, balgam çıkarma, nefes darlığı gibi belirtiler görülüyorsa, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu virüslerin semptomları görülen çocukların da okula gönderilmemesi, evde dinlendirilmesi önem taşımaktadır. Erken müdahale, ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşır. Viral enfeksiyonlar, akciğerlere inerek pnömoni gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Ailelerin bu konuda dikkatli olması önem taşır' şeklinde uyarıda bulundu.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/06-02-2025/22458202402431630375tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91301</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hamile-kadin-ambulans-helikopter-ile-van-a-getirildi-91301.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/hamile-kadin-ambulans-helikopter-ile-van-a-getirildi-91301.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-05 02:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-05 02:15:02</updated>
			<title>HAMİLE KADIN AMBULANS HELİKOPTER İLE VAN’A GETİRİLDİ</title>
			<description>Van’ın Bahçesaray ilçesinde hastanede tedavi gören hamile kadın, ambulans helikopter ile Van’a getirildi.</description>	
			<content>Van’ın Bahçesaray ilçesinde hastanede tedavi gören hamile kadın, ambulans helikopter ile Van’a getirildi.<br/>Bahçesaray Devlet Hastanesinde tedavi gören 28 yaşındaki hamile kadının ileri tetkik ve tedavisi için Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi’ne sevki kararlaştırıldı. Van-Bahçesaray karayolunun kardan dolayı kapalı olması ve Bitlis’in Hizan ilçesi bağlantılı yolu mesafesinin çok olması nedeniyle Van İl Sağlık Müdürlüğü ile iletişime geçilerek helikopter ambulans talep edildi. Kısa sürede Bahçesaray’a giden helikopter ambulans hastayı alarak Van’a naklini sağladı.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/05-02-2025/30552239862037721133.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91227</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/koah-hastasi-ambulans-helikopterle-van-a-sevk-edildi-91227.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/koah-hastasi-ambulans-helikopterle-van-a-sevk-edildi-91227.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-04 06:30:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-04 06:30:02</updated>
			<title>KOAH HASTASI AMBULANS HELİKOPTERLE VAN’A SEVK EDİLDİ</title>
			<description>Van’ın Bahçesaray ilçesinde KOAH tanısı bulunan 74 yaşındaki hasta, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine ambulans helikopterle Van’a sevk edildi.</description>	
			<content>Van’ın Bahçesaray ilçesinde KOAH tanısı bulunan 74 yaşındaki hasta, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine ambulans helikopterle Van’a sevk edildi.<br/>Bahçesaray Devlet Hastanesi’nde tedavi görmekte olan 74 yaşındaki KOAH hastasının ileri tetkik ve tedavi için Van’a sevkine karar verildi. Van-Bahçesaray Karayolu’nun kardan dolayı kapalı olması ve Bitlis’in Hizan ilçesi üzerinden ulaşımın uzun sürmesi nedeniyle Van İl Sağlık Müdürlüğü’nden ambulans helikopter talep edildi. Talebin ardından kısa sürede Bahçesaray’a ulaşan helikopter ambulans, hastayı alarak Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakletti.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/04-02-2025/31937317662430030275.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					<item>
			<id>91169</id>			
			<link>https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kizilay-a-kan-bagislayanlara-oyuncak-hediye-91169.html</link>
			<guid isPermaLink="false">https://demokratgazetesi.com.tr/saglik/kizilay-a-kan-bagislayanlara-oyuncak-hediye-91169.html</guid>
			<pubDate> 2025-02-03 16:15:02 </pubDate>
			<updated>2025-02-03 16:15:02</updated>
			<title>KIZILAY’A KAN BAĞIŞLAYANLARA OYUNCAK HEDİYE</title>
			<description>Van’da kan bağışını teşvik etmek amacıyla Kızılay’a bağış yapanlara oyuncak hediye edildi.</description>	
			<content>Van’da kan bağışını teşvik etmek amacıyla Kızılay’a bağış yapanlara oyuncak hediye edildi.<br/>Daha önce İstanbul ve Muş’ta kan bağışı kampanyasına destekte bulunan hayırsever iş adamı Necati Uçar, bu sefer de Kızılay Van Bölge Kan Merkezi tarafından 'Birbirimize Candan Bağlıyız' kampanyasına destek verdi. Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Kent Park önünde düzenlenen etkinlikle ilgili açıklamada bulunan Kızılay Güneydoğu Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. İbrahim Çelik; Van, Bitlis, Muş, Iğdır ve Hakkari illeri ile ilçelerindeki 30 hastanenin kan ihtiyacını karşıladıklarını belirterek, 'Türkiye’deki Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı 18 bölge kan merkezinden biriyiz. Bizler bu bölgedeki kamu ve özel tüm hastanelerin kan ihtiyacını karşılıyoruz. Tabi ihtiyacı karşılayabilmek için zaman zaman bu şekilde mobil kan bağışı ekiplerimiz sürekli çalışmalarına devam ediyor. Haftanın 7 günü Cumhuriyet Caddesi’nde mobil aracımızda kan bağışı yapmak isteyen vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Bunun yanında il ve ilçelerde günü birlik ve yatılı mobil kan bağışı kampanyaları da düzenliyoruz' dedi.<br/>Bu hafta kan bağışında bulunan bağışçıların çocuklarına farklı hediyeler sunduklarını vurgulayan Çelik, 'Samsun’dan bir bağışçımız, bize kan bağışı yapan bağışçılarımızın çocuklarına sunmak üzere oyuncak hediyesinde bulundu. 3 ile 7 Şubat tarihleri arasında kan bağışı yapan vatandaşlarımıza oyuncak hediyemiz olacak. Ayrıca Kızılay Van Şubesinin ikram aracı da çorba ve çay ikramlarında bulunacak. Dolayısıyla bu hafta güzel bir organizasyonumuz olacak. Hayat kurtarmak isteyen kan bağışçılarımızın çocukları için de bizi mutlu edecek bir hizmet sunmuş olacağız' ifadelerini kullandı.<br/>Van’da, vatandaşların kan bağışına olan duyarlılığının memnuniyet verici olduğuna vurgu yapan Çelik, 'Van bölgesi genel olarak çok duyarlı bir halktan oluşuyor. Daha önceki dönemlerde yapmış olduğumuz kampanyalarda da kan bağışına olan ilgi bizi memnun ediyor. Stoklarımız şu anda iyi düzeyde ve hastanelerin yüzde 99 oranında kan ihtiyacını karşılıyoruz. Tabi ki kan, miadlı bir ürün. Son kullanması olan ve belli bir süre stoklanan bir ürün. Bizim bugün, bu ay iyi bağış almamız değil, sürekli olarak yıl boyunca, yılın her günü aynı şekilde kan bağışı alıp stoklarımızı sürekli aynı şekilde devam ettirmemiz çok önemli. Hastane ihtiyacını karşılayabilmemiz için şu an bir sıkıntımız yok ama mart ayında Ramazan olacak. Ramazan ayında kısmen kan bağışı düşebiliyor. İnsanların oruç olması kan bağışına engel teşkil ediyor. Biz o dönemlerde iftar sonrası sahura kadar kan bağışı ekiplerimizin vardiya sistemini değiştiriyoruz ve akşam kan bağışını alıyoruz ama yine de bağışlarımız bir miktar durmuş oluyor. Biz Ramazan öncesi iyi bir kan bağışı alarak stoklarımızı yükseltip, Ramazan boyunca da hastane ihtiyacını eksiksiz karşılamak gayesiyle biraz bağışlarımıza hız verdik. Bu anlamda mevcut durumdan memnunuz' diye konuştu.<br/>Açıklamasında özellikle AB, B ve 0 RH negatif kan gruplarına ihtiyaç duyduklarını aktaran Çelik, 'Bu kan grupları toplumda biraz az bulunuyor. Kullanımı da ihtiyacı da az olsa dahi o ihtiyaç halinde bulunabilmesi, toplumda az olduğu için biraz zorlaşıyor. Ama grup fark etmeksizin tüm gruplara aynı oranda ihtiyacımız var. Biz kan grubu ne olursa olsun vatandaşlarımızın tamamını kan bağışına bekliyoruz' dedi.<br/>Vatandaşlar ise kan bağışının hayat kurtardığına dikkat çekerek, herkesin bağışta bulunması gerektiğini belirttiler.</content>
			<image>https://demokratgazetesi.com.tr/dimg/haber-resim/03-02-2025/20445312652279620095tasarimli.jpg</image>

												<category>Sağlık</category>
				</item>                     
				

					</channel>
	</rss>